Ünlü söz
“Öyleyse yoksullara verin: rica ediyorum, öğütlüyorum, buyuruyorum, emrediyorum.”
— Augustinus (354 – 430)
Latince aslı
Date ergo pauperibus: rogo, moneo, praecipio, iubeo.
Ne anlatıyor?
Augustinus bu sözünde yoksullara yardım etmeyi giderek güçlenen bir dille talep eder. "Rica ediyorum"dan başlayıp "emrediyorum"a yükselen bu sıralama, konunun onun gözünde ne kadar önemli olduğunu gösterir. Yoksullara vermek, basit bir iyilik tavsiyesi değil, dinleyicilerin yerine getirmesi gereken ciddi bir ahlaki ve dini yükümlülüktür.
Bu söz, Augustinus'un Hristiyan toplum anlayışını yansıtır. Ona göre sahip olunan mallar yalnızca kişisel mülk değildir; zenginlik, Tanrı'nın insana emanet ettiği bir kaynaktır ve bu kaynağın ihtiyaç sahipleriyle paylaşılması gerekir. Yoksullara yardım etmek, yalnızca merhamet duygusundan kaynaklanan gönüllü bir davranış değil, aynı zamanda dini bir görevdir. Bu yüzden Augustinus, dinleyicilerine bu konuda gevşeklik göstermemeleri için güçlü bir dil kullanır.
Günümüzde bu söz, sosyal sorumluluk ve paylaşma ahlakı üzerine düşünmek için sade ama güçlü bir örnek sunar. Augustinus'un kademeli ifadesi, bazen iyi bir şeyi yapmak için yalnızca öğüt vermenin yetmediğini, gerektiğinde daha kararlı bir tutum almanın gerekebileceğini de gösterir.
Hangi bağlamda söylendi?
Augustinus'un vaazlarından alınmıştır. Bir piskopos olarak cemaatine seslenirken, yoksullara yardım konusunu sık sık gündeme getirmiştir. Vaazlarında kilise cemaatinin varlıklı üyelerini, mallarını ihtiyaç sahipleriyle paylaşmaya teşvik etmiş ve bu tür güçlü ifadelerle dinleyicileri harekete geçirmeye çalışmıştır.
Kaynak
- Eser: Sermons
- Kaynak bağlantısı: https://en.wikiquote.org/wiki/Augustine_of_Hippo
- Özgün metin lisansı: CC BY-SA 4.0 — Wikiquote
Türkçe çeviri ve yorum 2W’nin özgün çalışmasıdır; yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Hata görürseniz bize bildirin.
Konular
İlgili sözler
“Ama ben, gençliğimin daha başında sefil bir delikanlı olarak, senden iffet ve ölçülülük dilemiş ve 'Bana iffet ve ölçülülük ver, ama hemen değil' demiştim.”
— Augustinus (354 – 430)
“Dışarı çıkma, kendine dön; hakikat insanın içinde yaşar. Ve eğer kendi doğanın değişken olduğunu görürsen, kendini de aş.”
— Augustinus (354 – 430)
“İnsan, yarattıklarının bir parçası olan insan, seni övmek ister; ölümlülüğünü her yanında taşıyan, günahının tanıklığını ve kibirliye direndiğinin tanıklığını her yanında taşıyan insan; yine de seni övmek ister insan, yarattıklarının bir parçası olan insan. Sen onu, seni övmekten zevk alması için uyandırırsın; çünkü bizi kendin için yarattın ve yüreğimiz sende huzur bulana dek huzursuzdur.”
— Augustinus (354 – 430)
“İnsanlara sevgiyle, günahlara nefretle.”
— Augustinus (354 – 430)
“Tanrıma alevden bir yürek; insan kardeşime sevgi dolu bir yürek; kendime çelikten bir yürek.”
— Augustinus (354 – 430)
“Seni sevmekte geç kaldım, ey hem bu denli eski hem bu denli yeni güzellik, seni sevmekte geç kaldım! Oysa sen içerideydin, ben dışarıdaydım ve seni orada arıyordum.”
— Augustinus (354 – 430)