Ünlü söz
“Ölü bir insan kendisinden ne umabilir? Ölebilmesi kendi elindeydi; yeniden dirilmesi kendi elinde değildir. Günah işlemeyi kendi başımıza hem başarabildik hem de hâlâ başarabiliriz; ama kendi başımıza yeniden ayağa kalkmayı asla başaramayız. Umudumuz yalnızca Tanrı'da olsun. Ona inleyelim, ona güvenelim; bize düşen şey, irademizle çaba göstermektir ki duamızla bunu hak edelim.”
— Augustinus (354 – 430)
Latince aslı
Quid de se praesumit mortuus? Mori potuit de suo, reviviscere de suo non potest. Peccare per nos ipsos et potuimus et possumus nec tamen per nos resurgere aliquando poterimus. Spes nostra non sit, nisi in Deo 14. Ad illum gemamus, in illo praesumamus; quod ad nos pertinet, voluntate conemur, ut oratione mereamur.
Ne anlatıyor?
Augustinus bu pasajda insanın acizliği ile Tanrı'nın kurtarıcı gücü arasındaki temel karşıtlığı işler. İnsanın kendi çabasıyla yapabildiği tek şeyin günah işlemek ve ölüme doğru gitmek olduğunu; buna karşılık yeniden dirilmenin, onarılmanın ve kurtuluşun insan gücünü aştığını söyler. Buradaki "yeniden dirilme" hem bedensel dirilişi hem de manevi anlamda günahtan kurtuluşu kapsayan geniş bir imgedir.
Augustinus'a göre kurtuluş, insan ile Tanrı'nın birlikte çalıştığı bir süreçtir; insan iradesiyle çaba gösterir, dua eder ve Tanrı'nın yardımını ister, ama nihai güç Tanrı'nındır. Bu anlayış, onun ilk günah ve lütuf konusundaki düşünceleriyle doğrudan bağlantılıdır: İnsan tabiatı günahla yaralandığı için kendi kendini iyileştiremez; iyileşme Tanrı'nın lütfunun bir armağanı olarak gelir.
Bugünün okuruna bu metin, insan iradesinin sınırları ve umudun kaynağı üzerine bir düşünce sunar. İnsanın kendi hatalarının farkına varması, yardım istemesi ve çaba göstermesi önemlidir; ama Augustinus, her şeyi yalnızca bireysel güce bağlayan bir anlayışın eksik kalacağını, insanın kendinden daha büyük bir umuda ihtiyaç duyduğunu vurgular.
Hangi bağlamda söylendi?
Bu pasaj, Augustinus'un vaazlarından birinden alınmıştır. Dinleyicilere günah, ölüm, diriliş ve lütuf konularını öğretirken, insanın kendi sınırlarını kabul etmesi ve umudunu Tanrı'ya yöneltmesi gerektiğini telkin eder. Vaazlarında sıkça karşılaşılan pastoral üslubu ve tekrarlı, öğretici cümle yapısını yansıtır.
Kaynak
- Eser: Sermons
- Kaynak bağlantısı: https://en.wikiquote.org/wiki/Augustine_of_Hippo
- Özgün metin lisansı: CC BY-SA 4.0 — Wikiquote
Türkçe çeviri ve yorum 2W’nin özgün çalışmasıdır; yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Hata görürseniz bize bildirin.
Konular
İlgili sözler
“Ama ben, gençliğimin daha başında sefil bir delikanlı olarak, senden iffet ve ölçülülük dilemiş ve 'Bana iffet ve ölçülülük ver, ama hemen değil' demiştim.”
— Augustinus (354 – 430)
“Dışarı çıkma, kendine dön; hakikat insanın içinde yaşar. Ve eğer kendi doğanın değişken olduğunu görürsen, kendini de aş.”
— Augustinus (354 – 430)
“İnsan, yarattıklarının bir parçası olan insan, seni övmek ister; ölümlülüğünü her yanında taşıyan, günahının tanıklığını ve kibirliye direndiğinin tanıklığını her yanında taşıyan insan; yine de seni övmek ister insan, yarattıklarının bir parçası olan insan. Sen onu, seni övmekten zevk alması için uyandırırsın; çünkü bizi kendin için yarattın ve yüreğimiz sende huzur bulana dek huzursuzdur.”
— Augustinus (354 – 430)
“İnsanlara sevgiyle, günahlara nefretle.”
— Augustinus (354 – 430)
“Tanrıma alevden bir yürek; insan kardeşime sevgi dolu bir yürek; kendime çelikten bir yürek.”
— Augustinus (354 – 430)
“Seni sevmekte geç kaldım, ey hem bu denli eski hem bu denli yeni güzellik, seni sevmekte geç kaldım! Oysa sen içerideydin, ben dışarıdaydım ve seni orada arıyordum.”
— Augustinus (354 – 430)