Ünlü söz
“Seslerin düşüncelerimizle doğal bir bağı olmadığından ... anlamlarının kuşkulu ve belirsiz olmasının nedeni, bir sesin bir düşünceyi belirtmeye bir başkasından daha az elverişli olmasından çok, karşılık geldikleri düşüncelerde yatar.”
— John Locke (1632 – 1704)
İngilizce aslı
Since sounds have no natural connection with our ideas ... the doubtfulness and uncertainty of their signification ... has its cause more in the ideas they stand for than in any incapacity there is in one sound more than another to signify any idea.
Ne anlatıyor?
Locke burada dilin keyfî doğasına ve anlam belirsizliğinin asıl kaynağına işaret etmektedir. Ona göre kelimeler, seslerden ibaret oldukları için kendiliklerinden hiçbir anlam taşımazlar; anlamı onlara yükleyen insan zihnindeki düşüncelerdir. Dolayısıyla iletişimde ortaya çıkan belirsizlik, kelimelerin yetersizliğinden değil, o kelimelerin işaret ettiği düşüncelerin konuşan kişinin zihninde net biçimde kurulmamış olmasından kaynaklanır.
Bu görüş, Locke'un insan zihnini doğuştan boş bir levha olarak gören ve bilginin deneyimle inşa edildiğini savunan felsefesiyle uyumludur. Dil, bu deneyimden gelen ideleri aktarmak için kullanılan bir araçtır; araç ne kadar gelişmiş olursa olsun, onu kullanan zihin idelerini netleştirmezse anlam muğlak kalır.
Günümüzde bu söz, iletişim sorunlarının çoğu zaman kelime dağarcığından değil, düşüncenin kendisinin bulanık olmasından doğduğunu hatırlatan bir uyarı niteliği taşır. Bir tartışmada taraflar aynı kelimeleri kullandıkları hâlde farklı şeyler düşünebiliyorlarsa, mesele kelimede değil kavramın zihindeki netliğindedir.
Hangi bağlamda söylendi?
Locke'un başyapıtı "İnsan Anlığı Üzerine Bir Deneme" (An Essay Concerning Human Understanding) 1689'da yayımlanmıştır. Üçüncü kitabın dokuzuncu bölümünde, kelimelerin kusurlu oluşu ele alınırken Locke, anlam belirsizliğinin temel nedeninin ideler ile sesler arasında doğal bir bağ bulunmaması olduğunu açıklamaktadır. Sözün bulunduğu dördüncü paragrafta, dilin bu kusurunun giderilmesinin zorluğu üzerinde durulmaktadır. Locke bu bölümde iletişimdeki yanlış anlamaları felsefi bir temele oturtmaya çalışır; ona göre anlamın dildeki değil zihindeki temelleri araştırılmalıdır.
Kaynak
- Eser: An Essay Concerning Human Understanding (1689)
- Künye: Book III, Ch. 9, sec. 4
- Kaynak bağlantısı: https://en.wikiquote.org/wiki/John_Locke
- Özgün metin lisansı: CC BY-SA 4.0 — Wikiquote
Türkçe çeviri ve yorum 2W’nin özgün çalışmasıdır; yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Hata görürseniz bize bildirin.
Konular
İlgili sözler
“Hakikati hakikatin kendisi için sevmek, bu dünyada insan yetkinliğinin başlıca parçası ve bütün diğer erdemlerin tohum yatağıdır.”
— John Locke (1632 – 1704)
“Yeni görüşler, sırf henüz yaygın olmadıkları gerekçesiyle her zaman kuşkuyla karşılanır ve genellikle onlara karşı çıkılır.”
— John Locke (1632 – 1704)
“Kelimeleri gevşek ve istikrarsız biçimde kullanan kişi ya dikkate alınmaz ya da anlaşılmaz.”
— John Locke (1632 – 1704)
“Hiç kuşkum yok ki, matematikteki kadar tartışmasız zorunlu sonuçlar yoluyla, kendiliğinden açık önermelerden doğru ve yanlışın ölçütleri çıkarılabilir.”
— John Locke (1632 – 1704)
“Bir şey bilen herkes, her şeyden önce şunu bilir: Cehaletinin örneklerini aramak için uzun süre uğraşmasına gerek yoktur.”
— John Locke (1632 – 1704)
“Sağlam bir bedende sağlam bir zihin, bu dünyadaki mutlu bir durumun kısa ama eksiksiz bir tarifidir.”
— John Locke (1632 – 1704)