Ünlü söz
“– ki burada şunu söyleyeyim, sonraki bölümlerinde, insan deneyiminin tümüyle dışında ve bu yüzden insan inanırlığının sınırlarını aşan öyle olaylar içerdiği görülecek bir anlatı; öyle ki, anlatacaklarımın hiçbirine inanılmasını umut etmekten büsbütün ümidimi kesmiş olarak ilerliyorum; yine de en önemli ve en olanaksız görünen ifadelerimden bazılarını zamanın ve ilerleyen bilimin doğrulayacağına güveniyorum.”
— Edgar Allan Poe (1809 – 1849)
İngilizce aslı
– a narrative, let me here say, which, in its latter portions, will be found to include incidents of a nature so entirely out of the range of human experience, and for this reason so far beyond the limits of human credulity, that I proceed in utter hopelessness of obtaining credence for all that I shall tell, yet confidently trusting in time and progressing science to verify some of the most important and most improbable of my statements.
Ne anlatıyor?
Poe, bu uzun cümlede anlatacaklarının olağanüstü niteliğini baştan kabul eder ve okuyucunun inanmama ihtimaline karşı bir savunma geliştirir. Anlattığı olayların insan deneyiminin ve inanç sınırlarının ötesinde olduğunu söyleyerek, aslında gerilimi ve merakı artırır. Bu, Poe'nun fantastik ve korku edebiyatında sık kullandığı bir stratejidir: okuru, anlatının gerçekliğinden kuşkuya düşürerek daha derin bir etki yaratmak.
Poe'nun bilime ve zamana duyduğu bu güven, onun çağının ilerlemeci düşüncesiyle de bağlantılıdır. 19. yüzyılda bilimsel keşifler hızla artarken, daha önce imkânsız görünen pek çok şey zamanla kanıtlanmıştı. Poe bu düşünceyi edebi bir araç olarak kullanır: bugün inanılmaz görünen, yarın bilim tarafından doğrulanabilir.
Bugün okura, hayal gücünün sınırları ile bilginin sınırları arasındaki ilişkiye dair düşündürücü bir mesaj verir. İnsanın bilmediği ya da deneyimlemediği şeylerin imkânsız olduğu sonucuna varmasının aceleci olabileceğini; zamanın ve bilimin, bugün kavrayamadığımız pek çok şeyi açıklığa kavuşturabileceğini hatırlatır.
Hangi bağlamda söylendi?
Bu pasaj, Poe'nun 1838 tarihli romanı 'The Narrative of Arthur Gordon Pym of Nantucket'ın önsözünde yer alır. Romandaki anlatıcı, okuyucuyu denizcilik macerasının ilerleyen bölümlerinde yaşanacak akıl almaz olaylara hazırlamaya çalışır. Poe, 19. yüzyıl denizcilik anlatıları ve keşif edebiyatı geleneğinden yararlanarak, inandırıcılık sorununu eserinin kurmaca yapısının bir parçası haline getirir.
Kaynak
- Eser: The Narrative of Arthur Gordon Pym of Nantucket (1838)
- Kaynak bağlantısı: https://en.wikiquote.org/wiki/Edgar_Allan_Poe
- Özgün metin lisansı: CC BY-SA 4.0 — Wikiquote
Türkçe çeviri ve yorum 2W’nin özgün çalışmasıdır; yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Hata görürseniz bize bildirin.
Konular
İlgili sözler
“Sen Naiad'ı selinden, Elfin'i yeşil çayırdan ve benden Demirhindi ağacının altındaki yaz düşünü söküp almadın mı?”
— Edgar Allan Poe (1809 – 1849)
“Günlerimin bir düş olduğunu düşünen siz, haksız değilsiniz; Yine de umut kaçıp gittiyse Bir gecede ya da bir günde, Bir görüntüde ya da hiçbirinde, Bu yüzden daha mı az yitiktir? Gördüğümüz ya da göründüğümüz her şey Yalnızca bir düş içinde bir düştür.”
— Edgar Allan Poe (1809 – 1849)
“Ve bütün günlerim birer vecd halidir, Ve bütün gece düşlerim, Gri gözünün süzüldüğü yerde, Ve ayak izinin parıldadığı yerde — Hangi uhrevi danslarda, Hangi ebedi nehirlerin kıyısında.”
— Edgar Allan Poe (1809 – 1849)
“Kendimi ikna etmiş olarak, başkalarını ikna etmeye çalışmam.”
— Edgar Allan Poe (1809 – 1849)
“O hâlde Satranç Oyuncusu'nun işleyişi ile Bay Babbage'ın hesap makinesinin işleyişi arasında hiçbir benzerlik yoktur ve eğer birincisine saf bir makine demeyi seçersek, onun, insanlığın icatları arasında kıyaslanamayacak kadar en şaşırtıcısı olduğunu kabul etmeye hazır olmalıyız.”
— Edgar Allan Poe (1809 – 1849)
“En mutlu gün — en mutlu saat / Yanmış ve kavrulmuş kalbimin bildiği, / Gururun ve gücün en yüksek umudu, / Uçup gitti, hissediyorum.”
— Edgar Allan Poe (1809 – 1849)