Ünlü söz
“Ancak evrenin büyük sisteminin yönetimi, bütün akıl ve duygu sahibi varlıkların evrensel mutluluğunun gözetilmesi, insanın değil, Tanrı'nın işidir. İnsana çok daha mütevazı, ama güçlerinin zayıflığına ve kavrayışının darlığına çok daha uygun bir alan düşer: kendi mutluluğunun, ailesinin, dostlarının, ülkesinin mutluluğunun gözetilmesi. Daha yüce olanı temaşa etmekle meşgul olması, daha mütevazı alanı ihmal etmesi için asla bir mazeret olamaz.”
— Adam Smith (1723 – 1790)
İngilizce aslı
The administration of the great system of the universe, however, the care of the universal happiness of all rational and sensible beings, is the business of God and not of man. To man is allotted a much humbler department, but one much more suitable to the weakness of his powers, and to the narrowness of his comprehension; the care of his own happiness, of that of his family, his friends, his country: that he is occupied in contemplating the more sublime, can never be an excuse for his neglecting the more humble department.
Ne anlatıyor?
Adam Smith bu sözünde insanın ahlaki sorumluluğunun sınırlarını çizer. Evreni yönetmek ve bütün varlıkların mutluluğunu sağlamak, insanın gücünü ve kavrayışını aşan, Tanrı'ya ait bir iştir. İnsan ise kendi hayatının somut, yakın çevresinden sorumludur: kendi mutluluğu, ailesi, dostları ve ülkesi. Bu, Smith'in ahlak felsefesindeki temel bir ilkeyi yansıtır: Ahlak, soyut ve ulaşılmaz ideallerden çok, insanın fiilen etki edebileceği somut ilişkiler içinde gerçekleşir.
Sözün ikinci kısmı önemli bir uyarı içerir. İnsan yüce meselelerle, büyük fikirlerle, evrensel sorunlarla ilgilenirken yakınındaki somut görevleri ihmal edebilir. Smith bunun bir mazeret olamayacağını söyler. Bütün insanlığın kurtuluşuyla ilgilendiğini iddia eden ama ailesine karşı görevlerini yerine getirmeyen kişi, Smith'e göre ahlaki bakımdan yanılgı içindedir.
Bugün bu söz, özellikle küresel meselelerle ilgilenen ama kişisel sorumluluklarına duyarsız kalan bir tutuma karşı bir uyarı olarak okunabilir. Smith, Tanrı'nın işini üstlenmeye kalkışan kibrin yerine, insanın gücü ölçüsündeki somut sorumluluğunu koyar. Ahlakın alanı, büyük ve soyut tasavvurlardan önce, kişinin günlük hayatındaki ilişkilerdir.
Hangi bağlamda söylendi?
Bu söz, Adam Smith'in ilk kez 1759'da yayımlanan ve hayatı boyunca gözden geçirip genişlettiği ahlak felsefesi eseri 'Ahlaki Duygular Kuramı'nın (The Theory of Moral Sentiments) altıncı ve yedinci bölümlerinden alınmıştır. Smith bu eserinde ahlakın temelini akıldan çok, insanların başkalarının duygularını paylaşma yeteneği olan 'duygudaşlıkta' (sympathy) arar. Eser, Smith'in iktisatçı kimliğinden önce bir ahlak filozofu olarak ün kazandığı dönemde ortaya çıkmış ve 'Ulusların Zenginliği'nden sonra da yazarın üzerinde çalışmayı sürdürdüğü bir kitap olmuştur. Alıntının kaynağı olan altıncı bölüm, kişinin kendi duygu ve davranışları üzerindeki yargılarını, erdemli karakterin oluşumunu ve görev duygusunu ele alır.
Kaynak
- Eser: Part VI
- Künye: Section II, Chap. III.
- Kaynak bağlantısı: https://en.wikiquote.org/wiki/Adam_Smith
- Özgün metin lisansı: CC BY-SA 4.0 — Wikiquote
Türkçe çeviri ve yorum 2W’nin özgün çalışmasıdır; yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Hata görürseniz bize bildirin.
Konular
İlgili sözler
“Zavallı David Hume çok hızlı ölüyor, ama büyük bir neşe ve iyi mizahla ve şeylerin zorunlu akışına, herhangi bir sızlanan Hıristiyanın Tanrı'nın iradesine sahte bir teslimiyetle öldüğünden daha gerçek bir teslimiyetle.”
— Adam Smith (1723 – 1790)
“İnsanın ne kadar bencil olduğu varsayılırsa varsayılsın, doğasında, onu başkalarının talihiyle ilgilendiren ve başkalarının mutluluğunu, onu görmekten aldığı hazdan başka bir şey elde etmese bile kendisi için gerekli kılan birtakım ilkeler olduğu açıktır.”
— Adam Smith (1723 – 1790)
“Dolayısıyla toplum ve sohbet, zihin herhangi bir zamanda talihsiz bir şekilde dinginliğini kaybetmişse onu yeniden kazanmanın en güçlü çareleri olduğu gibi; öz tatmin ve haz için bu denli gerekli olan o dengeli ve mutlu mizacın da en iyi koruyucularıdır. İnziva ve derin düşünce insanları, ister keder ister kırgınlık üzerine evde kara kara düşünmeye yatkın olanlar, çoğu zaman daha fazla insaniyete, daha fazla cömertliğe ve daha ince bir onur duygusuna sahip olsalar da, dünya adamları arasında bu denli yaygın olan o mizaç dengesine nadiren sahiptirler.”
— Adam Smith (1723 – 1790)
“Bedenin rahatlığı ve zihnin huzuru bakımından, hayatın bütün farklı katmanları neredeyse aynı düzeydedir ve yol kenarında güneşlenen dilenci, kralların uğrunda savaştığı o güvenliğe sahiptir.”
— Adam Smith (1723 – 1790)
“Emeğin üretken güçlerindeki en büyük gelişme ve onun herhangi bir yerde yönlendirilmesinde ya da uygulanmasında gösterilen beceri, el yatkınlığı ve sağduyunun büyük kısmı, iş bölümünün sonuçları gibi görünmektedir.”
— Adam Smith (1723 – 1790)
“Birlik, bu ülkeye sonsuz iyilik getirmiş bir önlemdi.”
— Adam Smith (1723 – 1790)