Ünlü söz
“Nefret ve öfke, iyi bir zihnin mutluluğu için en büyük zehirdir.”
— Adam Smith (1723 – 1790)
İngilizce aslı
Hatred and anger are the greatest poison to the happiness of a good mind.
Ne anlatıyor?
Adam Smith bu kısa cümlede, nefret ve öfkenin insanın iç huzurunu ve mutluluğunu nasıl tahrip ettiğini vurgular. Ona göre bu duygular yalnızca toplumsal ilişkileri değil, onları taşıyan kişinin kendi ruhsal dengesini de zehirler. 'Zehir' metaforu, bu duyguların yavaş yavaş, içten içe insanı kemirdiğini anlatır.
Smith'in ahlak felsefesinde duygular, yalnızca bireyin iç dünyasına ait olgular değil, aynı zamanda başkalarıyla kurulan sempati ilişkisinin de konusudur. Nefret ve öfke, sempati kurulması zor, itici duygulardır. Başkaları bu duyguları paylaşmakta isteksiz olduğu için onları taşıyan kişi, toplumsal destekten de yoksun kalır. Bu da acısını daha da artırır. Böylece bu duygular, insanı hem kendi içinde hem de toplum karşısında yalnızlaştırır.
Bu bakış açısı, Antik Yunan felsefesindeki, özellikle Stoacılıktaki 'duyguların yönetimi' fikriyle de ilişkilidir. Smith, öfkenin tamamen yok edilmesini değil, onun bir tarafsız seyirci tarafından onaylanabilecek ölçüye çekilmesini savunur. Kontrolsüz nefret ve öfke, bireye mutluluk getirmez; tersine, onun zihnini sürekli bir huzursuzlukla doldurur. Sağlıklı bir zihin, bu yıkıcı duygulara karşı kendini koruyabilen zihindir.
Hangi bağlamda söylendi?
Bu söz, Adam Smith'in 'Ahlaki Duygular Kuramı' (The Theory of Moral Sentiments, 1759) adlı eserinin birinci kısmından alınmıştır. Smith bu bölümde, nefret ve öfke gibi toplumda sempati uyandırması güç olan duyguları inceler ve bunların hem ahlaki hem de psikolojik sonuçlarını değerlendirir.
Kaynak
- Eser: Part I
- Künye: Section II, Chap. III.
- Kaynak bağlantısı: https://en.wikiquote.org/wiki/Adam_Smith
- Özgün metin lisansı: CC BY-SA 4.0 — Wikiquote
Türkçe çeviri ve yorum 2W’nin özgün çalışmasıdır; yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Hata görürseniz bize bildirin.
Konular
İlgili sözler
“İnsanın ne kadar bencil olduğu varsayılırsa varsayılsın, doğasında, onu başkalarının talihiyle ilgilendiren ve başkalarının mutluluğunu, onu görmekten aldığı hazdan başka bir şey elde etmese bile kendisi için gerekli kılan birtakım ilkeler olduğu açıktır.”
— Adam Smith (1723 – 1790)
“Dolayısıyla toplum ve sohbet, zihin herhangi bir zamanda talihsiz bir şekilde dinginliğini kaybetmişse onu yeniden kazanmanın en güçlü çareleri olduğu gibi; öz tatmin ve haz için bu denli gerekli olan o dengeli ve mutlu mizacın da en iyi koruyucularıdır. İnziva ve derin düşünce insanları, ister keder ister kırgınlık üzerine evde kara kara düşünmeye yatkın olanlar, çoğu zaman daha fazla insaniyete, daha fazla cömertliğe ve daha ince bir onur duygusuna sahip olsalar da, dünya adamları arasında bu denli yaygın olan o mizaç dengesine nadiren sahiptirler.”
— Adam Smith (1723 – 1790)
“Bedenin rahatlığı ve zihnin huzuru bakımından, hayatın bütün farklı katmanları neredeyse aynı düzeydedir ve yol kenarında güneşlenen dilenci, kralların uğrunda savaştığı o güvenliğe sahiptir.”
— Adam Smith (1723 – 1790)
“Kendine gerektiği kadar, ama gerektiğinden fazla değer vermeyen kişi, başkalarından hakkı olduğunu düşündüğü saygıyı görmekte nadiren başarısız olur. Hakkı olandan fazlasını istemez ve onunla tam bir tatmin içinde yetinir.”
— Adam Smith (1723 – 1790)
“Her insan, şüphesiz, doğası gereği ilk ve esas olarak kendi bakımına emanet edilmiştir; ve kendine bakmaya başka herhangi bir kişiye bakmaktan daha uygun olduğu için, böyle olması yerinde ve doğrudur.”
— Adam Smith (1723 – 1790)
“Zavallı David Hume çok hızlı ölüyor, ama büyük bir neşe ve iyi mizahla ve şeylerin zorunlu akışına, herhangi bir sızlanan Hıristiyanın Tanrı'nın iradesine sahte bir teslimiyetle öldüğünden daha gerçek bir teslimiyetle.”
— Adam Smith (1723 – 1790)