İçeriğe geç
2Wsözlük

Biyografi

Hayretî

? – 1534 · Divan şiiri (tasavvufi halk-divân sentezi)

16. yüzyıl divan şairi; Vardar doğumlu, tasavvufi coşkunlukla yazdığı gazelleriyle tanınır, 1534'te ölmüştür.

Paylaş:WhatsAppXFacebookTelegram

Hayretî kimdir?

Hayretî, 16. yüzyıl Türk divan edebiyatının önemli ama zamanla gölgede kalmış şairlerinden biridir. Asıl adı Mehmed olan şair, edebiyat tarihimizde daha çok mahlasıyla anılır. Alevi-Bektaşi çevrelerine yakınlığı ve tasavvufi duyuşu güçlü şiirleriyle tanınan Hayretî, klasik divan şiirinin kalıpları içinde kalarak halkın ve derviş çevrelerinin diline yakın bir samimiyet yakalamıştır. Şiirlerinde tasavvufi öğeler belirgin biçimde öne çıkar; bu yönüyle hem divan hem tekke şiiri geleneği arasında köprü kurar.

Doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Vardar bölgesinde dünyaya geldiği kabul edilir; burası o dönemde Osmanlı Rumelisi'nin önemli merkezlerinden biriydi. Genç yaşlarında tasavvufla ilgilenmiş, çeşitli tarikat çevreleriyle temas kurmuş ve ömrü boyunca bu mistik anlayışı benimsemiştir. Yaşamının büyük bölümünü bu çevrelerde geçirdiği, şiirlerindeki dervişane edadan anlaşılır. Hayatının son yıllarında gözlerini kaybederek kör olduğu ve 1534 yılında vefat ettiği kaydedilir. Bu ölüm tarihi, şairin 16. yüzyılın ilk yarısında, Kanuni devrinde yaşadığını gösterir.

Sanatında tasavvufi coşkunun belirgin bir yeri vardır. Şiirlerinde ilahi aşk, dervişlik, fena ve bekâ gibi tasavvufun temel kavramları sıkça işlenir; Hz. Ali ve Hz. Hüseyin'e duyulan derin bağlılık, özellikle bazı şiirlerinin başlıklarından bile sezilir. Bununla birlikte dünyevi aşkın, rindane edanın ve alaycı, nükteli bir bakışın da şiirlerine sindiği görülür. Bu ikili yapı, onun hem medrese hem tekke çevrelerine hitap edebilen bir şair olduğunu düşündürür.

Nazım biçimi olarak gazel ağırlıklı bir şairdir; örneklerinden birinde aruzun "fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün" kalıbıyla yazılmış bir gazel görülür. Dili, divan şiirinin süslü söyleyişine göre yer yer sade ve konuşma diline yakın, üslubu ise samimi ve coşkuludur. Teşbih ve mazmunları kullanmakla birlikte, kalıplaşmış divan osuruğuna (mazmunlarına) boğulmaktan çok, doğrudan bir duyuş ve haykırış tonu yakalamıştır. Bu yönüyle çağdaşları arasında kendine özgü bir ses edinmiştir.

Başlıca eseri Divanı'dır. Bu divan, 20. yüzyılda iki araştırmacı, Prof. Dr. Mehmed Çavuşoğlu ve M. Ali Tanyeri tarafından yayıma hazırlanmış ve 1981 yılında yayımlanmıştır. Elimizdeki şiir örnekleri arasında "Ben Bu Bâzrun Ne Bâzergânı Ne Bezzâzıyam", "Câna Kalmaz Bir Fedâyî Canlarız", "Erenlerden Eğer Olursa Himmet" gibi gazeller ve Hz. Ali ile Hz. Hüseyin'e övgü niteliğinde manzumeler bulunur. Bu başlıklar, şairin hem tasavvufi hem de rindane temaları bir arada işlediğini ortaya koyar.

Hayretî, 16. yüzyılın en önemli şairleri arasında sayılsa da bugün geniş okur kitlelerince pek tanınmaz. Edebiyat tarihçileri tarafından yapılan divan neşri, onun şiirinin araştırmacılar için erişilebilir hâle gelmesini sağlamıştır. Tasavvufi duyuşu, samimi üslubu ve Alevi-Bektaşi geleneğine yakın duruşuyla, hem divan hem tekke edebiyatı çalışmalarında başvurulan bir şair olmayı sürdürmektedir. Gölgede kalmış konumuna karşın, 16. yüzyıl Rumeli tasavvuf şiirinin özgün seslerinden biri olarak değerlendirilir.

Bu biyografi, Vikipedi bilgilerinden yararlanılarak yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır; hatalı bir bilgi görürseniz bize yazın.

Hayretî eserleri

Sitemizde Hayretî adına kayıtlı 8 eser; tam metinleri ve eski kelimelerin anlamlarıyla.