İçeriğe geç
2Wsözlük

Şiir

Ey Pâdişâh-ı Zümre-i Merdân Yâ Hüseyn

Hayretî · Hayretî kimdir?

Paylaş:WhatsAppXFacebookTelegram
— 2 — —İmam Hüseyn hakkında mersiye— Ey pâdişâh-ı zümre-i merdân yâ Hüseyn Vey server-i gürûh-i şehîdân yâ Hüseyn Ey cân-ı pâk-i Ahmed ü Mahmûd Mustafâ Vey nûr-i-dîde-i Şeh-i Merdân yâ Hüseyn Ey ma’din-i fütüvvet ü vey kân-ı lûtf u cûd Vey mahzen-i mürüvvet ü ihsân yâ Hüseyn Ey cevher-i maârife bir bahr-i bîkeran Vey gevher-i hakayıka ummân yâ Hüseyn Koç gibi yine can kuzusun eyledin revan Îd-i cihâd-ı ekbere kurbân yâ Hüseyn Ol ser ki kân-ı cevher-i sırr-ı İlâh idi Meydanda eyledin anı galtân yâ Hüseyn Gerden ki bûsegâh-ı Resûl-i Hudâ idi Çaldılar ana hancer-i bürrân yâ Hüseyn Mâh-ı muharrem erdi yakub dâğ-ı gam gönül Kan akıdır bu dîde-i giryân yâ Hüseyn Bir gündürür bu gün ki tutar mâtemin senin Pir ü cevân bende vü sultân yâ Hüseyn Yer ü gök ehli cümle kara yaslıdır bugün Olub saçın misâli perîşân yâ Hüseyn Urdu yüzüne derd ile kef acıdı sana Çün gördü bu musîbeti ummân yâ Hüseyn Çağlayuben akan su değil gözü yaşıdır Oldu zamâne derd ile giryân yâ Hüseyn Vâdîler etti yakaların dest-i gamla çâk Yüz yere urdu cümle beyâbân yâ Hüseyn Taşlarla döğünüb gece gündüz akar sular Sürer yüzünü yerlere her ân yâ Hüseyn Berk oldu yine bir çakım âteş bu gussadan Ağlar sehâb ra’d eder efgan yâ Hüseyn Dâğ eyledi vücûdun ışıklar gibi nücûm Döktü şafak bu mâtem içün kan yâ Hüseyn Şeb girdi kara çullara mâtem tutar seher Çâk etti dest-i gamla girîbân yâ Hüseyn Döküb gözü yaşın durub ağlar yaşın yaşın Tâ subh olunca şem-i şebistân yâ Hüseyn Yakub vücûd-i nâzikine tâze tâze dâğ Kana boyandı lâle-i nu’mân yâ Hüseyn Nâz ile şîve ile kesildi salınmadan Bâğ-ı cihanda serv-i hirâmân yâ Hüseyn Abdal-ı fâni gibi nemedpûş olubdürür Hâr-ı belâda bülbül-i nâlân yâ Hüseyn Şunlar ki hânedânına kasd etti Ahmed’in Demek olur mu anlara insân yâ Hüseyn Hak’dan sana vü ceddine oldukça çok selâm Olsun Yezîd’e lâ’net-i Yezdân yâ Hüseyn Dahi ol iki zâlime lâ’net ki dediler Birine Şimr ü birine Mervân yâ Hüseyn Başıma tâc ü gözüme kûhl-i cilâ yeter Hâk-i reh-i gürûh-i muhibbân yâ Hüseyn İd-i murâda şol kişi erer cihanda kim Yolunda kıldı cânını kurbân yâ Hüseyn Bir kelb-i bâ vefâdır eşiğinde Hayreti Sürme kapından eyleme nâlân yâ Hüseyn Lâyık değil ki redd oluna rûz-i rüsthîz Cân ü diliyle bende-i ferman yâ Hüseyn Olmazsa ger şefâat-i ceddin Hudâ bilür Tuttu vücûdu illet-i isyân yâ Hüseyn Bu şerbet-i mahabbet-i evlâd ola meğer Olursa derdine yine dermân yâ Hüseyn Sâkî-i bezm-i rûz-i cezâ olıcak anın Unutma cür’adan anı ol ân yâ Hüseyn Budur ümidimiz kamu ahbâb u hânedân Mahşer gününde kalmaya atşân yâ Hüseyn

Şiir açıklaması

Hayretî’nin bu şiiri, İmam Hüseyin için yazılmış bir mersiyedir; mersiye, ağıt demektir. Şair, Hüseyin’e “yiğitler topluluğunun padişahı” ve “şehitler grubunun önderi” diye seslenir. Buradaki padişah sözü, onu yüceltmek için kullanılan bir övgüdür. Hüseyin’i cömertlik, iyilik ve bilgiyle ilişkilendirerek ona duyduğu saygıyı dile getirir.

Şiirin merkezinde Hüseyin’in uğradığı acı ve onun ardından tutulan yas vardır. “Can kuzusunu” kurban etme ve yere düşen baş imgesi, büyük bir kaybı ve fedakârlığı anlatır. Şair, Muharrem ayının gelişiyle gönlünün yeniden kederlendiğini, yaşlı gözlerinden kanlı yaşlar aktığını söyler. Yaşlı ve genç, kul ve sultan herkesin bu matem içinde olduğunu belirterek yasın genişliğini vurgular.

Doğa da bu acıya ortak edilmiş gibidir: Sular ağlar gibi çağlar, vadiler yakalarını yırtar, çöl yüzünü yere sürer; bulutlar ağlar, şafak kan döker, gece ve sabah matem tutar. Yıldız, mum, lale ve servi imgeleriyle Hüseyin’in güzelliği ve ölümünün yarattığı keder yan yana getirilir. Böylece yas, yalnızca insanların değil, bütün dünyanın duygusuymuş gibi sunulur.

Son bölümlerde şair, Hüseyin’e bağlılığını dile getirir; onun eşiğinde kendisini ölümlü ve sadık bir kul olarak anlatır. Şiirin inanç dünyasında Hüseyin’den şefaat umulur ve mahşer gününde susuz kalmama dileği öne çıkar. Bu nedenle eser, hem Hüseyin’i yücelten bir ağıt hem de bağlılık ve umut yakarışıdır.

Açıklama, sözlükteki tanımlardan yararlanılarak yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır.

Metindeki kelimelerin anlamları

kef
Lezzet verme amacıyla tereyağından elde edilen katkı maddesi
şerbet
Pişmiş baklava vb. hamurlu tatlılara konulmak üzere kaynatılarak hazırlanmış şekerli su; şurup, şire.
beyaban
çöl
padişah
Osmanlı Devleti'nde devlet başkanına verilen unvan, sultan
zümre
Topluluk, takım, grup, camia
hâk
toprak.
şem
mum
fütüvvet
Dinî ve mesleki birlik, esnaf teşkilatı.
gevher
cevher
mersiye
ağıt
ser
baş
fani
ölümlü, gelip geçici, sonlu, sonu gelen ve yok olan
meğer
Önceden bilinmeyen, farkında olunmayan, sonradan anlaşılan bir durumu bildiren bir söz; meğerse, meğersem.
şeb
gece
serv
selvi, servi
din
Tanrı'ya, doğaüstü güçlere, çeşitli kutsal varlıklara inanmayı ve tapınmayı sistemleştiren toplumsal bir kurum; diyanet.
bende
köle, kul
pir
koca, ihtiyar, yaşlı kimse

Metin: Vikikaynak · Kamu malı (telif süresi dolmuş eser)