Ünlü söz
“Tavus kuşunun kuyruğundaki bir tele her bakışımda içim bulanıyor!”
— Charles Darwin (1809 – 1882)
İngilizce aslı
The sight of a feather in a peacock’s tail, whenever I gaze at it, makes me sick!
Ne anlatıyor?
Darwin burada, doğal seçilim kuramının en can sıkıcı karşı örneklerinden biri olarak gördüğü tavus kuşunun kuyruğundan söz ediyor. Doğal seçilim, bir canlının hayatta kalmasına ve üremesine doğrudan katkı sağlayan özellikleri elerken, tavus kuşunun devasa ve gösterişli kuyruğu ilk bakışta tam tersi bir işlev görür: Hayvanı yavaşlatır, yırtıcılara kolay hedef hâline getirir ve ciddi bir enerji yükü getirir. Darwin, kendi kuramı açısından bu yapının nasıl açıklanacağını düşündükçe rahatsız olmuştur.
Bu rahatsızlık, onu cinsel seçilim kavramını geliştirmeye yöneltmiştir. Darwin'e göre tavus kuşunun kuyruğu, dişilerin eş seçiminde tercih ettiği bir süs özelliğidir; hayatta kalmaya değil, üreme başarısına hizmet eder. Yani kuyruk, doğal seçilimin değil, cinsel seçilimin ürünüdür ve bu ayrım evrim kuramının önemli bir parçası hâline gelmiştir.
Bugün okura, bilimsel bir kuramın kurucusunun bile kendi modelini zorlayan kanıtlardan sarsılabildiğini, ancak bu sarsıntının kuramı terk etmek yerine onu genişletmeye yol açtığını gösterir. Bilimde rahatsızlık, çoğu zaman yeni bir kavrayışın başlangıcıdır.
Hangi bağlamda söylendi?
Darwin, 3 Nisan 1860 tarihli Asa Gray'e mektubunda bu ifadeyi kullanmıştır. Türlerin Kökeni'nin 1859'da yayımlanmasının hemen ardından, doğal seçilim kuramına yönelik itirazlar arasında estetik ve işlevsellik soruları öne çıkıyordu. Tavus kuşu kuyruğu, Darwin'in cinsel seçilim üzerine düşüncelerinin de bu dönemde olgunlaşmaya başladığını gösteren önemli bir örnektir.
Kaynak
- Eser: Other letters, notebooks, journal articles, recollected statements
- Künye: Letter to Asa Gray, 3 April 1860
- Kaynak bağlantısı: https://en.wikiquote.org/wiki/Charles_Darwin
- Özgün metin lisansı: CC BY-SA 4.0 — Wikiquote
Türkçe çeviri ve yorum 2W’nin özgün çalışmasıdır; yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Hata görürseniz bize bildirin.
Konular
İlgili sözler
“Solucanların yuvalarını kazarken yuttuklarından bağımsız olarak birçok küçük taşı da yuttukları kesin olduğuna göre, bu taşların –tıpkı değirmen taşları gibi– besinlerini öğütmeye yaradığı düşünülebilir.”
— Charles Darwin (1809 – 1882)
“Aylar boyunca çalışma odamda toprak dolu saksılarda solucanlar beslemeye yönlendirildiğimde, onlara ilgi duymaya başladım ve ne ölçüde bilinçli davrandıklarını, ne kadar zihinsel güç sergilediklerini öğrenmek istedim.”
— Charles Darwin (1809 – 1882)
“Şöyle bir gözlemde bulunuyor: "Zayıflıkları ve küçüklükleri göz önüne alındığında, başardıkları söylenen iş muazzamdır." Burada, sürekli yinelenen bir nedenin sonuçlarını topluca hesaplayamama durumunun bir örneğini görüyoruz; bu durum, eskiden jeoloji alanında olduğu gibi, daha yakın zamanda evrim ilkesi alanında da bilimin ilerlemesini çoğu kez geciktirmiştir.”
— Charles Darwin (1809 – 1882)
“Ama bir sonraki bölümde göreceğimiz gibi, bu işte bir dereceye kadar zekâ sergileniyor gibi görünüyor; bu sonuç beni solucanlarla ilgili her şeyden daha çok şaşırtmıştır.”
— Charles Darwin (1809 – 1882)
“Kireç salgılayan bezlerin işlevine gelince, bunların öncelikle boşaltım organları olarak hizmet etmeleri, ikincil olarak da sindirime yardımcı olmaları muhtemeldir.”
— Charles Darwin (1809 – 1882)
“Konu önemsiz görünebilir; ancak onun ilginç yanları olduğunu göreceğiz. 'De minimis lex non curat' (hukuk küçük meselelerle uğraşmaz) özdeyişi bilim için geçerli değildir.”
— Charles Darwin (1809 – 1882)