Ünlü söz
“Kişisel çıkar, daha doğrusu özsevgi ya da egoizm, ahlakın temeli olarak daha makul biçimde öne sürülmüştür. Ancak ben başkalarıyla ilişkilerimizi ahlakın sınırlarını oluşturan şey olarak görüyorum. Kendimizle ilişkimizde özdeşlik zemininde dururuz, ilişki zemininde değil; ilişki ise iki özneyi gerektirdiğinden, tek bir özneye hapsolmuş özsevgiyi dışlar. Kesin anlamıyla kendimize karşı hiçbir görevimiz olamaz; çünkü yükümlülük de iki taraf gerektirir. Dolayısıyla özsevgi ahlakın bir parçası değildir. Aslında tam da onun karşıtıdır.”
— Thomas Jefferson (1743 – 1826)
İngilizce aslı
Self-interest, or rather self-love, or egoism, has been more plausibly substituted as the basis of morality. But I consider our relations with others as constituting the boundaries of morality. With ourselves, we stand on the ground of identity, not of relation, which last, requiring two subjects, excludes self-love confined to a single one. To ourselves, in strict language, we can owe no duties, obligation requiring also two parties. Self-love, therefore, is no part of morality. Indeed, it is exactly its counterpart.
Ne anlatıyor?
Jefferson burada ahlakın kaynağına ilişkin temel bir felsefi soruyu ele alır: İnsan eylemlerinin nihai gerekçesi özsevgi olabilir mi? Kendi döneminde yaygın olan bazı düşünürler, insanların bütün davranışlarını nihayetinde kendi çıkarlarını gözeterek yaptığını ve bu yüzden ahlakın da özsevgiden türediğini savunuyordu. Jefferson, bu görüşü kısmen makul bulsa da onu yetersiz ve hatta ahlak kavramıyla çelişen bir temel olarak değerlendirir.
Jefferson'ın argümanının merkezinde, ahlakın özünde ilişkisel olduğu fikri yatar. Ona göre ahlaki bir yükümlülük, en az iki bilinçli varlığın varlığını gerektirir. Kişi kendisiyle ilişkisinde farklı bir konumda bulunmaz; bu nedenle kendine karşı salt anlamda bir görev üstlenemez. Özsevgi ise yalnızca bir tek özneye yöneldiği için yapısal olarak bu ilişkisellik şartını karşılayamaz. Jefferson'ın mantığında özsevgi, ahlakın kapsamına girmek bir yana, onun tam zıttıdır; zira ahlak ancak diğer insanlarla olan bağlarımız üzerinden anlam kazanır.
Bu yaklaşım, Aydınlanma döneminin evrensel ahlak arayışının izlerini taşır. Jefferson, ahlakı bireysel çıkarın genişletilmiş bir biçimi olarak görmek yerine, insan ilişkilerinden doğan bir sorumluluk alanı olarak tanımlar. Bu fikir bugün de etik tartışmalarında yankı bulur: Ahlaki davranış, yalnızca kişinin kendi mutluluğuna hizmet ettiği için mi değerlidir, yoksa başkasına karşı yükümlülük fikri kendi başına bir anlam taşır mı? Jefferson açıkça ikinci seçeneğe yakın durur ve ahlakı toplumsal ilişkinin içine yerleştirir.
Hangi bağlamda söylendi?
Bu ifadeler, Jefferson'ın 13 Haziran 1814 tarihinde Thomas Law'a yazdığı mektuptan alınmıştır. Law, Jefferson'la felsefi konular üzerine yazışan bir düşünürdü. Mektupta Jefferson, özellikle insan doğası ve ahlakın temelleri üzerine dönemin yaygın düşüncelerini tartışmaktadır.
Kaynak
- Eser: 1810s
- Künye: Letter to Thomas Law (13 June 1814)
- Kaynak bağlantısı: https://en.wikiquote.org/wiki/Thomas_Jefferson
- Özgün metin lisansı: CC BY-SA 4.0 — Wikiquote
Türkçe çeviri ve yorum 2W’nin özgün çalışmasıdır; yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Hata görürseniz bize bildirin.
Konular
İlgili sözler
“Bu kitapların bütün tarihi o kadar eksik ve kuşkuludur ki, onun hakkında ayrıntılı bir araştırmaya girişmek boşuna görünüyor; ayrıca metinleriyle ve onlarla ilgili diğer kitapların metinleriyle öyle oyunlar oynanmıştır ki, bu yüzden hangi bölümlerinin gerçek olduğu konusunda büyük ölçüde kuşku duyma hakkımız vardır. Yeni Ahit'te, bazı bölümlerinin olağanüstü bir insandan çıktığına, diğer bölümlerinin ise çok aşağı zekâların ürünü olduğuna dair içsel kanıtlar vardır. O bölümleri birbirinden ayırmak, gübre yığınlarından elmasları ayıklamak kadar kolaydır.”
— Thomas Jefferson (1743 – 1826)
“Kendine bir kez yalan söyleme izni veren kişi, bunu ikinci ve üçüncü kez yapmayı çok daha kolay bulur; ta ki sonunda bu huy haline gelene dek. Yalan söyler ama farkına varmaz, doğruyu söyler ama dünya ona inanmaz. Dildeki bu sahtelik kalptekine yol açar ve zamanla onun bütün iyi eğilimlerini bozar.”
— Thomas Jefferson (1743 – 1826)
“Bizi yaratan, ahlaki davranış kurallarımızı bir bilim meselesi haline getirseydi, acınacak derecede beceriksiz biri olurdu. Bir bilim insanına karşılık, bilim insanı olmayan binlerce kişi vardır. Onların hali ne olurdu? İnsan toplum için yaratılmıştır. Dolayısıyla onun ahlakı da bu amaca göre biçimlendirilecekti. Ona, yalnızca bununla ilgili olan bir doğru ve yanlış duygusu bahşedilmiştir.”
— Thomas Jefferson (1743 – 1826)
“Her şeyden önce, minnettar, cömert, yardımsever, insancıl, dürüst, adil, kararlı, düzenli, cesur vb. olma eğilimlerini kullanmak için hiçbir fırsatı kaçırma. Bu türden her davranışı, ahlaki yetilerini güçlendirecek ve değerini artıracak bir alıştırma olarak gör.”
— Thomas Jefferson (1743 – 1826)
“Doğanın siyah kardeşlerimize de diğer insan renklerininkine eşit yetenekler verdiğini ve bunların eksik görünmesinin yalnızca hem Afrika'da hem Amerika'da var oluşlarının aşağılanmış koşullarına bağlı olduğunu gösteren, sizin sunduğunuz gibi kanıtları görmeyi benden daha çok isteyen kimse yoktur. Şunu da doğrulukla ekleyebilirim ki, hem bedenlerinin hem zihinlerinin durumunu, mevcut var oluşlarının zayıflığı ile ihmal edilemeyecek diğer koşulların elverdiği ölçüde hızla, olması gerektiği düzeye çıkaracak iyi bir sistemin başlatıldığını görmeyi benden daha içtenlikle arzulayan kimse de yoktur.”
— Thomas Jefferson (1743 – 1826)
“Hıristiyanlığın kendisinin de yine binlere bölündüğünü söyleyebilirim; bunlar, hiçbirinin anlamadığı ve gerçekten de insan zihninin kavrayışının ötesinde olan soyutlamalar uğruna birbirleriyle tartışıyor, birbirlerini aforoz ediyor ve yasaların izin verdiği yerde birbirlerini yakıp işkence ediyorlar.”
— Thomas Jefferson (1743 – 1826)