Ünlü söz
“Adlar ve tanımlar, görüşler ve duyumlar birbirleriyle zorlukla sürtüldükçe; her biri, iyi niyetli çürütmelerde sınanarak ve çekememezlikten uzak soru-cevaplarla ele alınarak, insanın gücü ölçüsünde en yüksek noktaya gerilen bir anlayış ve akıl parladı.”
— Platon (MÖ 428 – MÖ 348)
Antik Yunanca aslı
μόγις δὲ τριβόμενα πρὸς ἄλληλα αὐτῶν ἕκαστα, ὀνόματα καὶ λόγοι ὄψεις τε καὶ αἰσθήσεις, ἐν εὐμενέσιν ἐλέγχοις ἐλεγχόμενα καὶ ἄνευ φθόνων ἐρωτήσεσιν καὶ ἀποκρίσεσιν χρωμένων, ἐξέλαμψε φρόνησις περὶ ἕκαστον καὶ νοῦς, συντείνων ὅτι μάλιστ᾽ εἰς δύναμιν ἀνθρωπίνην.
Ne anlatıyor?
Bu metin, Platon'un bilgiye ulaşma sürecini nasıl tasavvur ettiğini çarpıcı biçimde ortaya koyar. Bilgi, tek başına tefekkür ya da otoriteden aktarılan bir içerik değildir; kavramların, tanımların, algıların ve duyumların karşılıklı olarak sürtüşmesinden, sınanmasından ve sorgulanmasından doğan bir kıvılcımdır. "Sürtünme" (τριβόμενα) imgesi, iki taşın birbirine sürtülmesiyle ateş çıkmasını çağrıştırır; felsefi diyaloğun bu ateşi tutuşturduğu düşünülür.
Platon'un özellikle vurguladığı şey, bu sürecin "iyi niyetli çürütmeler" ve "çekememezlikten uzak" soru-cevaplarla yürütülmesi gerektiğidir. Yani diyalektik, haset ve rekabetle değil, ortak hakikat arayışıyla yapılırsa verimli olur. Bu, Platon'un diyaloglarındaki Sokrates'in yöntemiyle birebir örtüşür: Sokrates muhatabını küçük düşürmek için değil, birlikte daha derin bir kavrayışa ulaşmak için sorgular.
Bugün bu söz, sağlıklı bir tartışma kültürünün temel ilkelerini hatırlatır: Farklı görüşlerin saygılı biçimde karşılaşması, ön yargısız sorular ve eleştiriye açıklık, ancak böyle bir ortamda gerçek bir anlama ve kavrayış ışığının parlayabileceğini gösterir. Dogmatik kapanmışlık ya da haset dolu rekabet ise bu ışığı söndürür.
Hangi bağlamda söylendi?
Platon'un Yedinci Mektubu'nda (7. Epistole) yer alır. Bu mektup, Platon'un yaşlılık döneminde, Sicilya'daki siyasi deneyimlerini ve özellikle Siraküza tiranı II. Dionysios ile olan ilişkisini anlattığı, felsefi öğretisinin yazıya dökülemeyeceğini savunduğu önemli bir metindir. Platon burada, gerçek felsefi kavrayışın ancak uzun süreli birlikte yaşama ve diyalektik sorgulama sonucunda, adeta bir kıvılcım gibi ruhta parladığını anlatır. Bu pasaj, onun yazılı metne duyduğu güvensizliğin ve sözlü diyalektiğe verdiği önceliğin en güçlü ifadelerinden biridir.
Kaynak
- Eser: The 7th Epistle
- Kaynak bağlantısı: https://en.wikiquote.org/wiki/Plato
- Özgün metin lisansı: CC BY-SA 4.0 — Wikiquote
Türkçe çeviri ve yorum 2W’nin özgün çalışmasıdır; yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Hata görürseniz bize bildirin.
Konular
İlgili sözler
“Çünkü hepimizin söyledikleri, bir bakıma taklit ve benzetme olmak zorundadır.”
— Platon (MÖ 428 – MÖ 348)
“Çünkü Timaios, tanrılar hakkında insanlara konuşurken yeterli görünmek, ölümlüler hakkında bize konuşmaktan daha kolaydır. Zira dinleyicilerin bu konulardaki deneyimsizliği ve tam bilgisizliği, böyle bir konuda söz söyleyecek olana büyük bir serbestlik sağlar; tanrılar hakkında ise bildiğimiz kadarıyla durumumuz ortadadır.”
— Platon (MÖ 428 – MÖ 348)
“Bu evrenin yaratıcısını ve babasını bulmak büyük bir iştir; bulduktan sonra onu herkese anlatmak ise imkânsızdır.”
— Platon (MÖ 428 – MÖ 348)
“Bana öyle geliyor ki Nikias, hiçbir şey söylemediğini dürüstçe kabul etmek istemiyor; aksine kendi çıkmazını gizlemek için bir aşağı bir yukarı dönüp duruyor. Oysa az önce sen ve ben, kendi kendimizle çelişir görünmek istemeseydik, biz de böyle dönüp dolaşabilirdik. Şayet sözlerimiz bir mahkemede geçseydi, bunları yapmanın bir anlamı olurdu; ama böyle bir sohbette insan neden boş laflarla kendini süslesin?”
— Platon (MÖ 428 – MÖ 348)
“O zamanın insanları, siz gençler gibi bilge olmadıklarından, safça meşe ve kayaların bile ancak doğruyu söyledikleri sürece konuşmalarını dinlemekle yetinirlerdi; oysa senin için belki kimin konuştuğu ve nereden geldiği fark eder.”
— Platon (MÖ 428 – MÖ 348)
“Eğer bilgelik dolu olandan boş olana doğru akan bir şey olsaydı, bu iyi olurdu.”
— Platon (MÖ 428 – MÖ 348)