
Marie-Lan Nguyen · CC BY 2.5 · kaynak
Platon kimdir?
Platon (Yunanca: Πλάτων), MÖ 428/427 veya 424/423 ile 348/347 yılları arasında yaşamış Antik Yunan filozofu ve bilgesidir. Atina'da doğmuş ve yine Atina'da ölmüştür. Felsefe tarihinin en etkili isimlerinden biri olarak kabul edilen Platon, hocası Sokrates ve öğrencisi Aristoteles ile birlikte Batı düşünce geleneğinin temel taşlarından birini oluşturur. Onun önemi yalnızca kendi dönemiyle sınırlı kalmamış; felsefe, bilim, siyaset ve din alanlarında yüzyıllar boyunca sürecek tartışmaların zeminini hazırlamıştır.
Platon, dünyada üniversite düzeyindeki ilk kurumlardan biri olarak kabul edilen Akademi'nin kurucusudur. Atina'da kurduğu bu okul, günümüzdeki akademi kavramına da adını vermiştir. Akademi, yalnızca felsefi tartışmaların yürütüldüğü bir merkez değil, aynı zamanda matematik, astronomi ve diğer bilimsel alanlarda sistematik çalışmaların yapıldığı bir kurum olarak işlev görmüştür. Platon'un bu girişimi, düşünce tarihinde bir dönüm noktası teşkil eder; çünkü bilgi üretiminin kurumsal bir çerçevede sürdürülmesi gerektiği fikrini yerleştirmiştir.
Platon'un eserleri, çağdaşı pek çok düşünürün aksine neredeyse tamamıyla günümüze ulaşabilmiştir. Eserlerinin büyük bölümü diyalog biçiminde yazılmıştır; bu diyaloglarda belirli bir mekân ve zamanda, çeşitli karakterler bir konu etrafında tartışır, birbirlerine karşı argümanlar ileri sürer ve iddialarını çürütmeye ya da kanıtlamaya çalışırlar. Bu diyaloglarda sıklıkla kendi çevresinden kişilere yer veren Platon, felsefi soruları canlı bir tartışma ortamı içinde ele alır. Eserlerinde yer yer şakalar ve göndermeler de bulunur; bu da metinlerine edebî bir derinlik kazandırır.
Platon'un felsefi katkıları, idealar kuramı, bilgi teorisi, ahlak, siyaset ve ruhun doğası gibi pek çok alanı kapsar. Onun ortaya attığı sorular ve geliştirdiği kavramlar, bugün hâlâ felsefi tartışmalarda önemini korumakta ve pek çok düşünceye katkıda bulunmaya devam etmektedir. Özellikle gerçekliğin doğası, adaletin tanımı ve ideal devlet düzeni üzerine yürüttüğü sorgulamalar, siyaset felsefesinin temelini oluşturmuştur. Platon'un düşünceleri yalnızca felsefe çevrelerinde değil, daha geniş entelektüel ve dini geleneklerde de yankı bulmuştur.
Platon'un etkisi, Antik Yunan sınırlarını aşarak Hristiyanlık ve İslam gibi büyük dinî gelenekleri de derinden etkilemiştir. Orta Çağ boyunca hem Hristiyan teolojisinde hem de İslam felsefesinde Platoncu kavramlar önemli bir rol oynamış, onun eserleri farklı dillere çevrilerek yorumlanmıştır. İngiliz matematikçi ve filozof Alfred North Whitehead'in "Avrupa felsefe geleneğiyle ilgili yapılabilecek en güvenilir genel nitelendirme, Platon'a ait bir dizi dipnottan oluştuğudur" sözü, Platon'un Batı düşüncesi üzerindeki kalıcı izini özetler niteliktedir.
Platon'un mirası, yalnızca felsefi metinlerden ibaret değildir. Akademi'nin kurumsal modeli, eğitim ve bilim kurumlarının gelişiminde belirleyici olmuş; diyalog biçimindeki yazım tarzı, felsefi ifade için bir standart oluşturmuştur. Eserlerinin günümüze eksiksiz sayılabilecek biçimde ulaşması, sonraki kuşakların onun düşüncelerine doğrudan erişebilmesini sağlamış ve böylece Platon, yalnızca kendi döneminin değil, tüm insanlık tarihinin en çok okunan ve tartışılan filozoflarından biri olmuştur.
Biyografi, Vikipedi ve Wikidata bilgilerinden yararlanılarak yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır.
Platon sözleri (11)
“Çünkü hepimizin söyledikleri, bir bakıma taklit ve benzetme olmak zorundadır.”
“Çünkü Timaios, tanrılar hakkında insanlara konuşurken yeterli görünmek, ölümlüler hakkında bize konuşmaktan daha kolaydır. Zira dinleyicilerin bu konulardaki deneyimsizliği ve tam bilgisizliği, böyle bir konuda söz söyleyecek olana büyük bir serbestlik sağlar; tanrılar hakkında ise bildiğimiz kadarıyla durumumuz ortadadır.”
“Böyle bir kendinden geçme hali [yani aşk], tanrılar tarafından en büyük mutluluk için verilir.”
“Bir rüzgâr ya da bazen pürüzsüz ve sert yüzeylerden sıçrayarak yeniden çıktığı yere taşınan bir yankı gibi, güzelliğin akışı da gözler yoluyla yeniden sevgiliye gider.”
“O zamanın insanları, siz gençler gibi bilge olmadıklarından, safça meşe ve kayaların bile ancak doğruyu söyledikleri sürece konuşmalarını dinlemekle yetinirlerdi; oysa senin için belki kimin konuştuğu ve nereden geldiği fark eder.”
“Eğer bilgelik dolu olandan boş olana doğru akan bir şey olsaydı, bu iyi olurdu.”
“Adlar ve tanımlar, görüşler ve duyumlar birbirleriyle zorlukla sürtüldükçe; her biri, iyi niyetli çürütmelerde sınanarak ve çekememezlikten uzak soru-cevaplarla ele alınarak, insanın gücü ölçüsünde en yüksek noktaya gerilen bir anlayış ve akıl parladı.”
“Zevk, kötülüğün en büyük tuzağıdır.”
“Bu evrenin yaratıcısını ve babasını bulmak büyük bir iştir; bulduktan sonra onu herkese anlatmak ise imkânsızdır.”
“Bana öyle geliyor ki Nikias, hiçbir şey söylemediğini dürüstçe kabul etmek istemiyor; aksine kendi çıkmazını gizlemek için bir aşağı bir yukarı dönüp duruyor. Oysa az önce sen ve ben, kendi kendimizle çelişir görünmek istemeseydik, biz de böyle dönüp dolaşabilirdik. Şayet sözlerimiz bir mahkemede geçseydi, bunları yapmanın bir anlamı olurdu; ama böyle bir sohbette insan neden boş laflarla kendini süslesin?”
“Aşırı zenginler iyi insanlar değildir.”