Ünlü söz
“Bir rüzgâr ya da bazen pürüzsüz ve sert yüzeylerden sıçrayarak yeniden çıktığı yere taşınan bir yankı gibi, güzelliğin akışı da gözler yoluyla yeniden sevgiliye gider.”
— Platon (MÖ 428 – MÖ 348)
Antik Yunanca aslı
οἷον πνεῦμα ἤ τις ἠχὼ ἀπὸ λείων τε καὶ στερεῶν ἁλλομένη πάλιν ὅθεν ὡρμήθη φέρεται, οὕτω τὸ τοῦ κάλλους ῥεῦμα πάλιν εἰς τὸν καλὸν διὰ τῶν ὀμμάτων ἰόν
Ne anlatıyor?
Platon bu sözünde, aşkın ve güzelliğin bir tür akış, bir enerji hareketi olduğunu benzetmelerle anlatır. Güzellik, âşığın gözünden girer, ruhuna dokunur ve ardından yankı ya da rüzgâr gibi sevgilisine geri yansır. Bu, karşılıklı bir etkileşim ve ruhsal bir devinimdir; güzellik tek yönlü değil, döngüsel bir harekettir. Tıpkı bir sesin sert bir yüzeye çarpıp geri dönmesi gibi, güzelliğin etkisi de âşıktan sevgiliye doğru geri döner.
Bu tasvir, Platon'un ruh öğretisiyle yakından ilişkilidir. Ruh, güzelliği gördüğünde kanatlanır ve sevdiğine yönelir. Fakat bu yöneliş, sıradan bir arzu değildir; ruh, güzeli görerek idealar dünyasındaki asıl güzelliği hatırlar. Güzellik akışının sevgiliye geri dönmesi, sevgi bağının karşılıklılığını ve ruhlar arasındaki derin bağlantıyı simgeler. Güzellik, sevenle sevilen arasında sürekli bir dolaşım hâlindedir ve bu dolaşım aracılığıyla ruhlar yücelir.
Platon'un bu sözü, aşkın fiziksel çekimden çok daha derin, metafizik bir süreç olduğunu gösteren güçlü bir imgedir. Güzellik, bedensel sınırları aşan ve ruhları birbirine bağlayan kutsal bir hareket olarak sunulur.
Hangi bağlamda söylendi?
Bu sözün hangi bağlamda ve ne zaman söylendiği güvenilir kaynaklarda belgelenmemiş; bu yüzden tahmin yürütmüyoruz.
Kaynak
- Eser: Phaedrus
- Kaynak bağlantısı: https://en.wikiquote.org/wiki/Plato
- Özgün metin lisansı: CC BY-SA 4.0 — Wikiquote
Türkçe çeviri ve yorum 2W’nin özgün çalışmasıdır; yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Hata görürseniz bize bildirin.
Konular
İlgili sözler
“Böyle bir kendinden geçme hali [yani aşk], tanrılar tarafından en büyük mutluluk için verilir.”
— Platon (MÖ 428 – MÖ 348)
“Samimî dostlar sevdikleri tarafından bir işkenceye mahkûmdurlar ve bu işkence de sevdiklerinin dertlerini dinlemektir.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Nefretle dolu bir dünyada yine de umut etmeye cesaret etmeliyiz. Öfkeyle dolu bir dünyada yine de teselli etmeye cesaret etmeliyiz. Umutsuzlukla dolu bir dünyada yine de hayal kurmaya cesaret etmeliyiz. Ve güvensizlikle dolu bir dünyada yine de inanmaya cesaret etmeliyiz.”
— Michael Jackson (1958 – 2009)
“Âşık olmak, insanın yaptığı en aptalca iş değildir – ama bundan kütleçekim sorumlu tutulamaz.”
— Albert Einstein (1879 – 1955)
“Avuç dolusu zambaklar verin.”
— Virgil (MÖ 70 – MÖ 19)
“Zevk, kötülüğün en büyük tuzağıdır.”
— Platon (MÖ 428 – MÖ 348)