Ünlü söz
“Çünkü hepimizin söyledikleri, bir bakıma taklit ve benzetme olmak zorundadır.”
— Platon (MÖ 428 – MÖ 348)
Antik Yunanca aslı
Μίμησιν μὲν γὰρ δὴ καὶ ἀπεικασίαν τὰ παρὰ πάντων ἡμῶν ῥηθέντα χρεών που γενέσθαι.
Ne anlatıyor?
Platon bu sözüyle, insan konuşmasının ve anlatımının doğası gereği gerçekliğin kendisini değil, gerçekliğin bir taklidini ya da benzerini sunduğunu ifade eder. Ona göre söz, düşüncenin ve varlığın aslına tam olarak ulaşamaz; her anlatım, anlatılan şeyin bir kopyası, bir 'mimesis'i olmak zorundadır. Bu, Platon'un genel felsefesindeki idealar öğretisiyle de bağlantılıdır: Duyusal dünyadaki her şey ideaların birer taklidi olduğu gibi, insanların sözleri de gerçekliğin eksik birer yansımasıdır.
Sözün içinde geçtiği diyalog bağlamında, anlatılan hikâyelerin ve konuşmaların gerçek tarihsel olayların birebir aktarımı olmadığı, birer benzetme ve taklit olduğu kabul edilir. Platon burada dinleyicilere, duydukları anlatıyı mutlak hakikat olarak değil, hakikate yaklaşma çabası olarak görmeleri gerektiğini hatırlatır.
Bugün bu söz, insan bilgisinin ve dilin sınırlılığına dair güçlü bir uyarı olarak okunabilir: Her anlatı, her tarih yazımı, her sanat eseri, temsil ettiği gerçekliğin birebir kendisi değil, o gerçekliğin bir yorumu ve yeniden üretimidir.
Hangi bağlamda söylendi?
Bu sözün hangi bağlamda ve ne zaman söylendiği güvenilir kaynaklarda belgelenmemiş; bu yüzden tahmin yürütmüyoruz.
Kaynak
- Eser: Critias
- Kaynak bağlantısı: https://en.wikiquote.org/wiki/Plato
- Özgün metin lisansı: CC BY-SA 4.0 — Wikiquote
Türkçe çeviri ve yorum 2W’nin özgün çalışmasıdır; yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Hata görürseniz bize bildirin.
Konular
İlgili sözler
“Çünkü Timaios, tanrılar hakkında insanlara konuşurken yeterli görünmek, ölümlüler hakkında bize konuşmaktan daha kolaydır. Zira dinleyicilerin bu konulardaki deneyimsizliği ve tam bilgisizliği, böyle bir konuda söz söyleyecek olana büyük bir serbestlik sağlar; tanrılar hakkında ise bildiğimiz kadarıyla durumumuz ortadadır.”
— Platon (MÖ 428 – MÖ 348)
“Bu evrenin yaratıcısını ve babasını bulmak büyük bir iştir; bulduktan sonra onu herkese anlatmak ise imkânsızdır.”
— Platon (MÖ 428 – MÖ 348)
“Bana öyle geliyor ki Nikias, hiçbir şey söylemediğini dürüstçe kabul etmek istemiyor; aksine kendi çıkmazını gizlemek için bir aşağı bir yukarı dönüp duruyor. Oysa az önce sen ve ben, kendi kendimizle çelişir görünmek istemeseydik, biz de böyle dönüp dolaşabilirdik. Şayet sözlerimiz bir mahkemede geçseydi, bunları yapmanın bir anlamı olurdu; ama böyle bir sohbette insan neden boş laflarla kendini süslesin?”
— Platon (MÖ 428 – MÖ 348)
“O zamanın insanları, siz gençler gibi bilge olmadıklarından, safça meşe ve kayaların bile ancak doğruyu söyledikleri sürece konuşmalarını dinlemekle yetinirlerdi; oysa senin için belki kimin konuştuğu ve nereden geldiği fark eder.”
— Platon (MÖ 428 – MÖ 348)
“Eğer bilgelik dolu olandan boş olana doğru akan bir şey olsaydı, bu iyi olurdu.”
— Platon (MÖ 428 – MÖ 348)
“Adlar ve tanımlar, görüşler ve duyumlar birbirleriyle zorlukla sürtüldükçe; her biri, iyi niyetli çürütmelerde sınanarak ve çekememezlikten uzak soru-cevaplarla ele alınarak, insanın gücü ölçüsünde en yüksek noktaya gerilen bir anlayış ve akıl parladı.”
— Platon (MÖ 428 – MÖ 348)