Ünlü söz
“Ortada bir nesne yoktu. Tutku yoktu. İhtiyarı severdim. Bana hiç haksızlık etmemişti. Bana hiç hakaret etmemişti. Altınında gözüm yoktu. Sanırım gözüydü! Evet, buydu işte! Gözlerinden biri akbabanınkine benziyordu — üzerinde bir zar olan soluk mavi bir göz. Ne zaman üzerime düşse, kanım donuyordu; ve böylece yavaş yavaş — pek yavaş — ihtiyarın hayatına son vermeye ve böylece o gözden sonsuza dek kurtulmaya karar verdim.”
— Edgar Allan Poe (1809 – 1849)
İngilizce aslı
Object there was none. Passion there was none. I loved the old man. He had never wronged me. He had never given me insult. For his gold I had no desire. I think it was his eye! yes, it was this! One of his eyes resembled that of a vulture — a pale blue eye, with a film over it. Whenever it fell upon me, my blood ran cold; and so by degrees — very gradually — I made up my mind to take the life of the old man, and thus rid myself of the eye for ever.
Ne anlatıyor?
Bu söz, anlatıcının cinayetini haklı çıkarmaya çalıştığı gerekçeleri sıralarken, aslında akıl sağlığının ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koyar. Anlatıcı, ihtiyara karşı hiçbir somut düşmanlık beslemediğini, paradan da çıkarı olmadığını açıkça söyler; geriye tek neden olarak ihtiyarın 'akbaba gözü' kalır. Gözün akbabaya benzetilmesi ölümü, leşi ve rahatsız edici bir gözetlenme duygusunu çağrıştırır. Gözün üzerine düşmesiyle kanının donması, anlatıcının rasyonel bir nedene değil, saplantılı ve irrasyonel bir tiksinmeye dayandığını gösterir.
Poe burada dehşeti dışsal bir canavardan değil, insan zihninin kendi içindeki çarpıklıktan üretir. Anlatıcının 'yavaş yavaş, pek yavaş' vurgusu, cinayet kararının uzun bir takıntı sürecinde olgunlaştığını imler. Okur, anlatıcının kendini mantıklı gösteren anlatımıyla eylemin dehşeti arasındaki uçurumu fark eder; bu da öykünün gerilimini oluşturur. Söz, neden ile saplantı arasındaki çizgiyi bulanıklaştırarak insan zihninin karanlık işleyişine ayna tutar.
Hangi bağlamda söylendi?
Bu sözün hangi bağlamda ve ne zaman söylendiği güvenilir kaynaklarda belgelenmemiş; bu yüzden tahmin yürütmüyoruz.
Kaynak
- Eser: The Tell-Tale Heart (1843)
- Kaynak bağlantısı: https://en.wikiquote.org/wiki/Edgar_Allan_Poe
- Özgün metin lisansı: CC BY-SA 4.0 — Wikiquote
Türkçe çeviri ve yorum 2W’nin özgün çalışmasıdır; yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Hata görürseniz bize bildirin.
Konular
İlgili sözler
“Ve dünyevi iniltiler arasında değilken, o şehir aşağı, aşağı çöktüğünde, bin tahttan yükselen cehennem ona saygı duruşunda bulunacak.”
— Edgar Allan Poe (1809 – 1849)
“Tanrı aşkına Montresor!”
— Edgar Allan Poe (1809 – 1849)
“En mutlu gün — en mutlu saat / Yanmış ve kavrulmuş kalbimin bildiği, / Gururun ve gücün en yüksek umudu, / Uçup gitti, hissediyorum.”
— Edgar Allan Poe (1809 – 1849)
“Günlerimin bir düş olduğunu düşünen siz, haksız değilsiniz; Yine de umut kaçıp gittiyse Bir gecede ya da bir günde, Bir görüntüde ya da hiçbirinde, Bu yüzden daha mı az yitiktir? Gördüğümüz ya da göründüğümüz her şey Yalnızca bir düş içinde bir düştür.”
— Edgar Allan Poe (1809 – 1849)
“Sen benim için her şeydin, aşkım, Ruhumun özlediği şey için, Denizde yeşil bir ada, aşkım, Bir çeşme ve bir mabet, Hepsi peri meyveleri ve çiçekleriyle sarılı, Ve bütün çiçekler benimdi.”
— Edgar Allan Poe (1809 – 1849)
“Gelin! Defin töreni okunsun, cenaze şarkısı söylensin! Bu kadar genç ölen en kraliçe ölü için bir ilahi, Bu kadar genç öldüğü için iki kez ölmüş olan için bir ağıt.”
— Edgar Allan Poe (1809 – 1849)