Ünlü söz
“Uzun bir şiirin var olmadığı görüşündeyim. "Uzun bir şiir" ifadesinin, terimler açısından düpedüz bir çelişki olduğunu savunurum. Bir şiirin ancak ruhu yükselterek heyecan uyandırdığı ölçüde bu adı hak ettiğini belirtmeme neredeyse gerek yok. Şiirin değeri, bu yükselten heyecanla orantılıdır. Ama bütün heyecanlar, ruhsal bir zorunluluk gereği geçicidir. Bir şiirin bu adla anılmasını sağlayacak heyecan derecesi, hatırı sayılır uzunluktaki bir kompozisyon boyunca sürdürülemez.”
— Edgar Allan Poe (1809 – 1849)
İngilizce aslı
I hold that a long poem does not exist. I maintain that the phrase, "a long poem," is simply a flat contradiction in terms. I need scarcely observe that a poem deserves its title only inasmuch as it excites, by elevating the soul. The value of the poem is in the ratio of this elevating excitement. But all excitements are, through a psychal necessity, transient. That degree of excitement which would entitle a poem to be so called at all, cannot be sustained throughout a composition of any great length.
Ne anlatıyor?
Poe burada estetik kuramının en çok tartışılan tezlerinden birini savunur: Gerçek şiir, yoğunluğu nedeniyle kısa olmak zorundadır. Ona göre şiirin ayırt edici gücü, okuru yalnızca kısa süre için yüksek bir duygu düzeyinde tutabilen yoğun heyecandır. İnsan ruhu bu tür bir uyarılmayı uzun süre koruyamaz; bu yüzden uzun bir anlatıda heyecan zorunlu olarak düşer, yerini bilgiye, olay örgüsüne ya da öğreticiliğe bırakır. Poe bu nedenle "uzun şiir" kavramını içsel bir çelişki olarak görür: Ya eser uzundur ve şiirsel yoğunluğunu yitirir, ya da gerçekten şiirdir ve kısa olmak zorundadır. Bu görüş, edebiyat tarihinde epik şiir geleneğiyle açıkça çelişir; ancak Poe'nun amacı geleneği toptan yok saymak değil, şiiri düzyazıdan ve anlatıdan ayıran özgül deneyimi tanımlamaktır. Ona göre şiir, bilgi ya da hikâye değil, güzelliğin yarattığı yükseltici heyecandır. Bu yüzden de en arı hâliyle kısadır. Günümüz okuru için bu tez, hangi metinlere şiir dediğimizi sorgulatan canlı bir estetik ölçüt olmaya devam eder.
Hangi bağlamda söylendi?
"The Poetic Principle" denemesinden alınan bu parça, Poe'nun şiir estetiğinin merkezini oluşturur. 1850'de yayımlanan denemede yazar, şiirin etki alanını roman, öykü ve didaktik metinlerden ayırmaya çalışır. Bu pasajda geliştirdiği "yoğun heyecanın sürdürülemezliği" düşüncesi, onun kısa şiir ve öyküyü sanatın en yüksek biçimi sayan yaklaşımının temelidir.
Kaynak
- Eser: The Poetic Principle (1850)
- Kaynak bağlantısı: https://en.wikiquote.org/wiki/Edgar_Allan_Poe
- Özgün metin lisansı: CC BY-SA 4.0 — Wikiquote
Türkçe çeviri ve yorum 2W’nin özgün çalışmasıdır; yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Hata görürseniz bize bildirin.
Konular
İlgili sözler
“Vadilerimizin en yeşilinde, İyi meleklerin mesken tuttuğu, Bir zamanlar zarif ve görkemli bir saray — Işıltılı saray — başını yükseltirdi.”
— Edgar Allan Poe (1809 – 1849)
“Evet, Cennet senindir; ama burası tatlılar ve acılar dünyasıdır; bizim çiçeklerimiz yalnızca — çiçektir.”
— Edgar Allan Poe (1809 – 1849)
“Hristiyan âlemindeki en iyi satranç oyuncusu, satrancın en iyi oyuncusundan pek fazlası olmayabilir; ama vistteki ustalık, zihnin zihinle mücadele ettiği bütün bu daha önemli girişimlerde başarı kapasitesini ima eder.”
— Edgar Allan Poe (1809 – 1849)
“Benim için şiir bir amaç değil, bir tutku olmuştur; ve tutkulara saygı gösterilmelidir: onlar, insanlığın önemsiz karşılıkları ya da daha da önemsiz övgüleri gözetilerek keyfi biçimde uyandırılamazlar, uyandırılmamalıdırlar.”
— Edgar Allan Poe (1809 – 1849)
“Duyduğun hiçbir şeye inanma, gördüğünün ise yalnızca yarısına.”
— Edgar Allan Poe (1809 – 1849)
“Ben İsrafil'in yaşadığı yerde yaşayabilseydim, o da benim yerimde olsaydı, O, bir ölümlü ezgisini bu kadar çılgınca güzel söyleyemezdi, Oysa gökteki lirimden bundan daha cesur bir nağme yükselebilirdi.”
— Edgar Allan Poe (1809 – 1849)