Ünlü söz
“Tutumluluk erdemi, cimrilik ile savurganlık arasında bir ortada yatar; bunlardan biri kişisel çıkarlara ilişkin uygun ilgide bir aşırılığı, diğeri ise bir eksikliği içerir.”
— Adam Smith (1723 – 1790)
İngilizce aslı
The virtue of frugality lies in a middle between avarice and profusion, of which the one consists in an excess, the other in a defect of the proper attention to the objects of self–interest.
Ne anlatıyor?
Adam Smith bu sözde tutumluluğu, iki uç arasında bir orta nokta olarak tanımlar: cimrilik ve savurganlık. Bu yaklaşım, Aristoteles'in 'altın orta' öğretisinin Smith'in ahlak düşüncesine yansımasıdır. Cimrilik, kişinin kendi çıkarına ve maddi kaynaklarına aşırı derecede bağlanması, harcamayı ve paylaşmayı gereğinden fazla kısmasıdır. Savurganlık ise tam tersine, kaynakları ölçüsüzce harcayarak geleceğini ve sorumluluklarını ihmal etmektir.
Smith'in vurguladığı 'uygun ilgi' ifadesi önemlidir. Kişisel çıkar, Smith'e göre tek başına kötü ya da yanlış değildir; yanlış olan, ona duyulan ilgide ölçünün kaçırılmasıdır. Tutumluluk erdemi, kişinin kendi ihtiyaçlarını ve geleceğini gözetirken ne cimriliğe düşmesi ne de savurganlığa kapılmasıdır. Bu, Smith'in iktisat ve ahlak anlayışını birleştiren bir bakış açısıdır: Sağlıklı bir tutumluluk, hem bireyin hem toplumun refahını destekler.
Smith bu dengeyi yalnızca para biriktirmek açısından değil, aynı zamanda kişinin kendine ve başkalarına karşı görevleri açısından da değerlendirir. Cimri, kendisinin ve yakınlarının gerçek ihtiyaçlarını görmezden gelir; savurgan ise geleceği ve başkalarına karşı yükümlülüklerini tehlikeye atar. Doğru olan, bu iki aşırılıktan uzak, ihtiyaçlara ve koşullara uygun bir davranış biçimidir.
Hangi bağlamda söylendi?
Bu söz, Adam Smith'in 'Ahlaki Duygular Kuramı' (The Theory of Moral Sentiments) eserinin yedinci bölümünden alınmıştır. Smith bu bölümde farklı felsefe okullarının ahlak sistemlerini inceler ve kendi yaklaşımını bunlarla karşılaştırır. Sözün geçtiği kısımda, erdeme ilişkin kadim öğretileri, özellikle Aristotelesçi orta yol anlayışını ve pratik ahlak kurallarını tartışır. Smith, ahlakla iktisat arasındaki bağlantıyı sürekli gözeten bir filozof olarak, burada erdem meselesini gündelik hayattaki sağduyu ve ölçülülük zemine çeker.
Kaynak
- Eser: Part VII
- Künye: Section II, Chap. I.
- Kaynak bağlantısı: https://en.wikiquote.org/wiki/Adam_Smith
- Özgün metin lisansı: CC BY-SA 4.0 — Wikiquote
Türkçe çeviri ve yorum 2W’nin özgün çalışmasıdır; yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Hata görürseniz bize bildirin.
Konular
İlgili sözler
“İnsanın ne kadar bencil olduğu varsayılırsa varsayılsın, doğasında, onu başkalarının talihiyle ilgilendiren ve başkalarının mutluluğunu, onu görmekten aldığı hazdan başka bir şey elde etmese bile kendisi için gerekli kılan birtakım ilkeler olduğu açıktır.”
— Adam Smith (1723 – 1790)
“Kendine gerektiği kadar, ama gerektiğinden fazla değer vermeyen kişi, başkalarından hakkı olduğunu düşündüğü saygıyı görmekte nadiren başarısız olur. Hakkı olandan fazlasını istemez ve onunla tam bir tatmin içinde yetinir.”
— Adam Smith (1723 – 1790)
“Gerçekte, madeni parada yer alan farklı metallerin değerleri arasındaki herhangi bir düzenlenmiş oran devam ettiği sürece, en değerli metalin değeri bütün paranın değerini düzenler.”
— Adam Smith (1723 – 1790)
“Dünya, kusursuz derecede adil bir piyango ne görmüştür ne de görecektir.”
— Adam Smith (1723 – 1790)
“Bu zümreden gelen herhangi bir yeni ticaret yasası veya düzenlemesi önerisi, her zaman büyük bir ihtiyatla dinlenmeli ve yalnızca en titiz değil, aynı zamanda en kuşkulu bir dikkatle uzun uzadıya ve dikkatlice incelenmeden asla kabul edilmemelidir. Bu öneri, çıkarı hiçbir zaman kamununkiyle tam olarak aynı olmayan, genellikle kamuoyunu aldatmaya ve hatta ezmeye çıkarı olan ve buna bağlı olarak birçok kez onu hem aldatmış hem de ezmiş olan bir insan zümresinden gelir.”
— Adam Smith (1723 – 1790)
“Zavallı David Hume çok hızlı ölüyor, ama büyük bir neşe ve iyi mizahla ve şeylerin zorunlu akışına, herhangi bir sızlanan Hıristiyanın Tanrı'nın iradesine sahte bir teslimiyetle öldüğünden daha gerçek bir teslimiyetle.”
— Adam Smith (1723 – 1790)