Ünlü söz
“Bil ki sevgili dostum, hiçbir mesafe kaygılı âşıkları uzun süre ayıramaz ve eski çağların harikaları bu çağda yeniden canlanabilir — Ama ne yazık! Kutsal kitapta kaydedilen bunca harika arasında, genç bir kadının gerçek bir eğilimle yaşlı bir adamı tercih ettiğine dair hiçbir örnek gösterilemeyeceğini fark etmeyecek misin? Bu bana öylesine aykırı ki, korkarım bu ödül için seninle yarışamayacağım — yine de, bana verdiğin cesaretle, böylesine paha biçilmez bir mücevher için müsabakaya gireceğim.”
— George Washington (1732 – 1799)
İngilizce aslı
Know my good friend that no distance can keep anxious lovers long asunder, and that the wonders of former ages may be revived in this — But alas! will you not remark that amidst all the wonders recorded in holy writ no instance can be produced where a young Woman from real inclination has prefered an old man — This is so much against me that I shall not be able I fear to contest the prize with you — yet, under the encouragement you have given me I shall enter the list for so inestimable a jewell.
Ne anlatıyor?
Washington bu satırlarda iki konuyu iç içe geçirir: Sevginin mesafe tanımadığı düşüncesi ile yaş farkının aşk üzerindeki etkisi. İlk cümlede, gerçek sevginin fiziksel uzaklığı aşabileceğini söylerken samimi bir duygu dile getirir. Ancak hemen ardından mizahi bir tonla, kutsal metinlerde bile genç bir kadının kendi isteğiyle yaşlı bir erkeği seçtiğine dair örnek bulunamayacağını belirtir. Burada Washington, kendisini yaşlı adam konumuna koyarak alaycı bir özeleştiri yapar.
"Paha biçilmez mücevher" ifadesi büyük olasılıkla Lafayette'in genç eşi Adrienne'i ya da başka bir genç kadını ima eder; şaka yollu bir rekabet, nezaket çerçevesinde kurulmuş bir latife söz konusudur. Mektubun dili, dönemin aristokratik yazışma üslubuna uygun olarak süslü ve dolaylıdır.
Bu sözler, Washington'un resmî ve mesafeli kamusal imajının ardındaki insani yüzünü gösterir. Yakın dostu Lafayette ile şakalaşabilen, kendi yaşını hicvedebilen, duygusal konuları hem ciddiyetle hem mizahla ele alabilen bir kişilik ortaya koyar. Bugünün okuruna, tarihsel figürlerin de gündelik duygular, kıskançlıklar ve nezaket oyunları içinde yaşadığını hatırlatır.
Hangi bağlamda söylendi?
Mektup, Washington'un genç Fransız dostu Lafayette'e 30 Eylül 1779'da yazdığı bir yazışmanın parçasıdır. Amerikan Bağımsızlık Savaşı sürerken Washington, Lafayette ile hem askerî hem kişisel bağ kurmuştu.
Kaynak
- Eser: 1770s
- Künye: Letter to the Marquis de Lafayette (30 September 1779)
- Kaynak bağlantısı: https://en.wikiquote.org/wiki/George_Washington
- Özgün metin lisansı: CC BY-SA 4.0 — Wikiquote
Türkçe çeviri ve yorum 2W’nin özgün çalışmasıdır; yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Hata görürseniz bize bildirin.
Konular
İlgili sözler
“Her geçen gün artan yaşların ağırlığı bana, inziva gölgesinin benim için ne kadar gerekli ve o ölçüde de hoş karşılanacak olduğunu daha çok hatırlatıyor. Hizmetlerime özel bir değer kazandıran herhangi bir koşul varsa, bunların geçici olduğuna inanmanın tesellisiyle, tercih ve sağduyu beni siyaset sahnesinden çekilmeye davet ederken, vatanseverliğin buna engel olmadığına inanıyorum.”
— George Washington (1732 – 1799)
“Aptalların çoğunluğu yenilmezdir ve her zaman için güvence altındadır. Ne var ki onların tiranlığının dehşeti, tutarsızlıkları sayesinde hafifletilmiştir.”
— Albert Einstein (1879 – 1955)
“Sevgili Habicht! Aramızda öyle kutsal bir sessizlik hüküm sürüyor ki, şimdi onu pek de önemli olmayan bir gevezelikle bölecek olsam, bu bana neredeyse günahkâr bir saygısızlık gibi geliyor... Siz ne yapıyorsunuz bakalım, ey donmuş balina, siz kurutulmuş, konservelenmiş ruh parçası...?”
— Albert Einstein (1879 – 1955)
“Einstein'la işim kolay. Her yıl, bir önceki yıl yazdığını geri alıyor.”
— Albert Einstein (1879 – 1955)
“Âşık olmak, insanın yaptığı en aptalca iş değildir – ama bundan kütleçekim sorumlu tutulamaz.”
— Albert Einstein (1879 – 1955)
“Kütleçekim teorisinde yine bir şeyler berbat ettim; bu da beni biraz, tımarhaneye kapatılma tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor.”
— Albert Einstein (1879 – 1955)