İçeriğe geç
2Wsözlük

Biyografi

Süleyman Nazif

1870 – 1927 · Servet-i Fünun (Namık Kemal çizgisi)

Servet-i Fünûn dönemi şairi, yazar ve bürokrat; Namık Kemal'in edebî takipçisi, nükte ve hazırcevaplığıyla ünlü.

Paylaş:WhatsAppXFacebookTelegram

Süleyman Nazif kimdir?

Süleyman Nazif, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemi ile cumhuriyetin ilk yıllarında yaşamış Türk şair, yazar ve bürokrattır. Edebiyatımızdaki yeri daha çok Servet-i Fünûn dönemi şairi olarak belirginleşir; bununla birlikte edebî anlayış ve üslup bakımından kendisini Namık Kemal'in takipçisi saymış, vatan ve hürriyet temalarını coşkulu bir söyleyişle işlemiştir. Şairliğinin yanı sıra hazırcevaplığı ve nükteleriyle de geniş bir şöhret kazanmış, dönemin edebî ve siyasi çevrelerinde renkli bir kişilik olarak anılmıştır.

29 Ocak 1870'te Diyarbakır'da dünyaya geldi. Babası şair ve tarihçi Diyarbakırlı Saîd Paşa, annesi bir aşiret liderinin kızı olan Ayşe Hanım'dır. Büyük dedesi dönemin yazarlarından İbrahim Cehdi'dir. Şair Faik Ali Ozansoy'un ağabeyidir. Babasının görevi nedeniyle Harput ve Maraş'ta bulunduktan sonra Diyarbakır'da rüştiye öğrenimi gördü. 1879'da Mardin'deki babasının yanına gitti ve öğrenimini özel yollardan sürdürdü. Farsçayı babasından, Arapçayı Muş müftüsü Emin Efendi'den, Fransızcayı ise Aleksander Gregoryan adlı bir Ermeni'den öğrendi.

1892'de babasını kaybetmesinin ardından Diyarbakır Valiliğinde Meclis-i Vilayet kâtipliği yaptı; 1895 tarihli Diyarbakır Vilayet Salnamesi'ni hazırladı. Bu yıllarda Diyarbakır Gazetesi'nde başyazarlık yaptı ve vilayet matbaasını yönetti. 1896'da Diyarbakır'a gelen Abdullah Cevdet'le tanışıklığı ve bölgedeki gelişmeler, hayatının seyrinde ve devletle ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası oldu; bu olaylar sonrasında İstanbul'a giderek matbuat ve bürokrasi çevrelerine girdi. Kamu görevleriyle yazı hayatını bir arada yürüttü; valilik ve mutasarrıflık gibi görevlerde bulundu, gazete ve dergilerde yazılar yayımladı.

Sanatında Namık Kemal ekolünün hitabete yaklaşan, heyecanlı ve didaktik tonu belirgindir. Şiirlerinde vatan, hürriyet, hüzün ve ayrılık temaları geniş yer tutar; özellikle Bağdat ve Irak'ın elden çıkmasının ardından yazdıklarındaki derin keder, onun şiirinin karakteristik duygu tonunu oluşturur. Nazım biçimleri bakımından klasik ve yeni biçimleri bir arada kullandığı, dilinin süslü ve ağır olduğu görülür. Duygu yoğunluğunu yüksek sesle haykıran bir söyleyişle dile getirmesi, hitabet üslubunu şiirine taşımasıyla ilişkilidir. Fuzûlî'ye duyduğu hayranlık, onun şiir dünyasında Divan edebiyatı mirasına bağlılığını da gösterir. Nesirlerinde ise keskin zekâsı, iğneleyici dili ve nüktedanlığı öne çıkar.

Başlıca şiirleri arasında "Bir Derd-i Kadîme Râci", "Şehîdin Babası", "Eyvâh!...", "Dicle ve Ben", "Fırâk-ı Irak", "Diyâr-ı Fuzûlî", "Fuzûlî-i Bağdâdî'den Nef'î-i Erzurumî'ye", "Muhibb-i Edîbim Ahmet Râsim Bey'e", "Sübhâneke Yâ Muhavvile'l-Ahvâl!...", "Basra'ya Bir Niyâz", "Hüseyn-i Mazlûma" ve "Yine O Mehcûreye" gibi manzumeler yer alır. Bu başlıklar, onun hem klasik edebiyat birikimine hem de döneminin siyasi-toplumsal acılarına bağlı şiir anlayışını yansıtır.

Süleyman Nazif, 4 Ocak 1927'de İstanbul'da hayatını kaybetti. Ardında bıraktığı şiir ve yazı mirası, geçiş döneminin edebiyatında Namık Kemal çizgisinin sürekliliğini göstermesi bakımından dikkate değerdir. Nükteleri ve hazırcevaplığıyla edebiyat tarihinin yanı sıra hatıra ve mizah literatüründe de anılmış, Servet-i Fünûn kuşağının duygu yüklü ve hitabetçi kanadının temsilcilerinden biri olarak değerlendirilmiştir.

Bu biyografi, Vikipedi bilgilerinden yararlanılarak yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır; hatalı bir bilgi görürseniz bize yazın.

Süleyman Nazif eserleri

Sitemizde Süleyman Nazif adına kayıtlı 13 eser; tam metinleri ve eski kelimelerin anlamlarıyla.