İçeriğe geç
2Wsözlük

Şiir

Kaside Der Vasf-ı İstanbul

Nedim · Nedim kimdir?

Paylaş:WhatsAppXFacebookTelegram
Bu şehr-i sitanbul ki bi misl ü behâdır Bir sengine yek pâre acem mülkü fedâdır Bir gevher-i yekpare iki bahr arasında Hurşîd-i cihan-tâb ile tartılsa sezâdır Bir kân-ı niamdır ki anın gevheri ikbâl Bir bağ-ı iremdir ki gülü izz ü alâdır Altında mı üstünde midir cennet-i a’lâ El-hak bu ne halet bu ne hoş âb u hevâdır Her bağçesi bir çemenistân-ı letâfet Her kûşesi bir meclis-i pür-feyz ü safâdır İnsaf değildir ânı dünyaya değişmek Gülzarların cennete teşbih hatadır Herkes irişür anda muradına ânınçün Dergahları melce-i erbab-ı recâdır Kala-yı meârif satılır sûklarında Bazâr-ı hüner ma’den-i ilm ü ulemâdır Camilerinin her biri bir kûh-i tecellî Ebrû-yi melek andaki mihrâb-ı duâdır Mescidlerinin her biri bir lücce-i envâr Kandilleri meh gibi lebrîz-i ziyâdır Ser-çeşmeleri olmada insana revân-bahş Germ-âbeleri câna safâ cisme şifâdır Hep halkının etvarı pesendîde-i makbul Derler ki biraz dilleri bî-mihr ü vefâdır Şimdi yapılan âlem-i nev-resm ü safânın Evsafı hele başka kitâb olsa sezâdır Nâmı gibi olmuşdur o hem sa’d hem âbâd İstanbul’a sermâye-i fahr olsa revâdır Kûh-sarları bağları kasrları hep Güya ki bütün şevk ü tarab zevk u safâdır İstanbul’un evsafını mümkün mi beyân hiç Maksûd heman sadr-ı kerem-kâra senâdır ..........

Şiir açıklaması

Nedim, bu kasidede İstanbul’u benzersiz güzelliği ve zenginlikleriyle över. Şair, şehrin bir taşının bile uzak bir ülkeye değecek kadar kıymetli olduğunu söyleyerek hayranlığını abartılı bir karşılaştırmayla dile getirir. İstanbul’u iki deniz arasında duran tek parça bir cevhere benzetir; güneşle tartılmaya değer görür. Buradaki cevher, değerli ve eşsiz olma düşüncesini güçlendirir.

Şiirde şehrin bahçeleri, köşeleri, camileri, mescitleri, çeşmeleri ve hamamları öne çıkar. Bahçeler güzellik ve ferahlıkla, ibadethaneler ışık ve dua imgeleriyle anlatılır. Çeşmelerin insana canlılık, hamamların bedene şifa ve ruha hoşluk verdiği söylenir. Şair, İstanbul’un bahçelerini cennete benzetmenin bile yetersiz kalacağını savunur; bu güzelliği dünyadaki başka şeylerle değiştirmeyi insafa aykırı bulur. “İnsaf” burada vicdana veya mantığa dayanan adalet anlamındadır.

İstanbul yalnızca güzel bir şehir olarak değil, ilim ve hünerin de merkezi olarak tasvir edilir. Çarşılarında bilgi ve hünerin bulunduğu belirtilir; “bazar” çarşı, “hüner” ise beceri ve marifet demektir. Şehrin kapıları, dileği olanlara sığınak gibi gösterilir; “melce” sığınak, barınak anlamındadır. Halkın davranışları övülürken dillerinin vefasız olduğu yönündeki söze de kısaca değinilir.

Son dizelerde İstanbul’un güzelliklerini bütünüyle anlatmanın mümkün olmadığı söylenir. Dağlar, bağlar ve saraylar sanki şevk, haz ve hoşlukla doludur. Şair, bu övgünün sonunda asıl maksadının kerem sahibi bir kişiyi yüceltmek olduğunu belirtir. Böylece şiirin ana duygusu, İstanbul’a duyulan hayranlık ve onu övme isteğidir.

Açıklama, sözlükteki tanımlardan yararlanılarak yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır.

Metindeki kelimelerin anlamları

güya
sözde, sanki
hüner
beceri, marifet, kabiliyet
insaf
acımaya, vicdana veya mantığa dayanan adalet
bazar
çarşı, pazar
beyan
bildirme
fahr
kendisiyle övünülen, iftihaf sebebi
meh
Ay.
melce
sığınak, barınak
nev
çeşit, cins, tür
teşbih
benzetme
gevher
cevher
zevk
hoşa gitmek veya çekici bir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden doğan hoş duygu, haz
meclis
bir konuyu konuşmak veya görüşmek için yapılan toplantı
ser
baş
şevk
İstek, heves,arzu
hep
hiçbiri dışta tutulmamak veya eksik olmamak üzere, bütün, tüm olarak
kerem
Soyluluk.
her
önüne geldiği ismin benzerlerini "teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı" anlamıyla kapsayacak şekilde genelleştiren söz

Metin: Vikikaynak · Kamu malı (telif süresi dolmuş eser)