İçeriğe geç
2Wsözlük

Şiir

Ol Elif Kaddine Menzil Geldi Hatt-ı İstivâ

Şah Hatayi

Paylaş:WhatsAppXFacebookTelegram
—121— -Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün- Ol elif kaddine menzil geldi hatt-ı istivâ Be bulundu kametin vaslı visâl-i müntehâ Te tebârek söyledi her kim ki gördü hüsnünü Se siyâkatle yazılmış alnmızda Kâfhâ Ce cemâlin ma’nisin her kim sorarsa bir nefes Hâ hayât akar lebinden yâ Muhammed Mustafâ Hı haber ver gel ne yüzden okunur ismin senin Dal delîl-i evliyâsın yâ Aliy-yel-Murtezâ Zâl zâhirdir solar kim dâima zikrin eder Rı rakibler zehrin içmiş ol Hasen Hulk-i Rızâ Ze zeminin kâ’besin her kim görürse bir nefes Sîn sensin âlem içre ey Hüseyn-i Kerbelâ Şın şehîd et canını Zeyn-el-abâ’nın aşkına Sad safâ-yi Bâkır’a ermek dilersen tâlibâ Dâd dâdın ma’nisin Ca’fer bilübdür bil tamâm Tı tarikat içre sensin yâ imâm-ı rehnümâ Zây zâlimdir solar kim zâlime zulm ettiler Ayn inâd edindiler şunlara der rûz-i cezâ Gayn gayrı bilemem ben her ne kim görsem bugün Fâ Fazlullah’sın sen yâ Ali Mûsâ Rızâ Kaf kıyamet mahşerinde Şah Takî vü bâ Nakî Kef kerâmet ma’dininde ol Kasen Asker lika Lâm lâ’lin cem’edübdür leşker-i âşıkları Mîm Mehdî sancağıdır sancağ-ı sâhib livâ Nun nüzûl-i kaşlarına kılmayan candan sücûd Vav visâlin firkatinden ağlaram ben dembedâ He hevâ devranların tâatleri külli riyâ Lâmeliflâ’dan göründü derdine çünkim deva Ye yüzün nûrun görelden bu Hatâyî hastedir , Hânedân-ı Mustafâ’yı medh eder subh u mesâ Pâ pâk et nefsini tâ kim bulasın nûrunu Çâ çek cürmünü her ne geldi ise ver nzâ [1]

Şiir açıklaması

Şiir, eliften yâya doğru ilerleyen harfleri dizelerin başlangıcında kullanır. Böylece alfabenin harfleri, övgü ve inanç düşüncelerini anlatan bir düzen oluşturur. İlk bölümde “elif kaddine” sözüyle bir kişinin boyu elif harfine benzetilir; “hatt-ı istivâ” ise sözlükte birden çok şeyin birbirine eşit ve denk olmasıdır. Şair, güzellik ve kavuşma imgeleriyle övgüde bulunduğu kişiye duyduğu bağlılığı dile getirir. “Visâl” kavuşma, “deva” ise çare ve dermandır.

Şiirde Hz. Muhammed Mustafa ile Ali anılır; ardından Hasan, Hüseyin, Zeynelabidin, Bakır, Cafer, Musa Rıza, Taki, Naki, Hasan Askeri ve Mehdi’ye yönelik övgüler sıralanır. Bu adlar şiirin dinî ve tasavvufi yönünü belirginleştirir. Şair, “Hânedân-ı Mustafâ’yı medh eder” diyerek bu kişileri övdüğünü açıkça söyler. “Leşker” asker demektir; âşıkların ordusu imgesi, bağlı kişilerin topluluğunu anlatır.

Metinde yalnızca övgü değil, içtenlik ve arınma düşüncesi de vardır. “Tâatleri külli riyâ” dizesi, ibadetin ikiyüzlülüğe dönüşmesi tehlikesine dikkat çeker. Şair ayrıca nefsini pak etmeyi ve ışığa ulaşmayı öğütler. Son bölümde kendisini hasta ve özlemli bir âşık gibi sunar; sevdiğine kavuşamamaktan sürekli ağladığını söyler. Genel olarak şiir, kutsal kabul edilen kişilere duyulan sevgiyle birlikte samimi ibadet, arınma ve kavuşma özlemini işler.

Açıklama, sözlükteki tanımlardan yararlanılarak yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır.

Metindeki kelimelerin anlamları

visal
ulaşma kavuşma
deva
çare, derman
kef
Lezzet verme amacıyla tereyağından elde edilen katkı maddesi
daima
her vakit, sürekli olarak, daim
riya
ikiyüzlülük
ayn
göz
istiva
Birden çok şeyin birbirine eşit ve denk olması
leşker
asker
kıyamet
tek tanrılı dinlerin inanışına göre dünyanın sonu ve bütün ölülerin dirilerek mahşerde toplanacağı zaman, hesap günü, kıyamet günü, mahşer günü
içre
İçerisinde
her
önüne geldiği ismin benzerlerini "teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı" anlamıyla kapsayacak şekilde genelleştiren söz
ben
(kişi adılı): Teklik birinci kişiyi gösteren söz.
tarikat
Birtakım yorum ve uygulama farklılıklarına dayanan, bazı esaslarla birbirinden ayrılan Allah'a veya Yüce bir hedefe ulaşmayı ve onu tanımayı hedefleyen yollardan her biri.
yüzden
görünüş olarak, bakarak, sebebiyle

Metin: Vikikaynak · Kamu malı (telif süresi dolmuş eser)