Ünlü söz
“Düşünceli adımlarla tarlalarda dolaşıyorum, / Ve boş odalarda gidip geliyorum; / Ve hissediyorum (ölülerin yoldaşı olarak) / Mezarlarda yaşadığımı.”
— Abraham Lincoln (1809 – 1865)
İngilizce aslı
I range the fields with pensive tread, And pace the hollow rooms; And feel (companion of the dead) I'm living in the tombs.
Ne anlatıyor?
Lincoln bu dizelerde çocukluk evine dönüş deneyimini, yaşayan bir insanın mezarlar arasında dolaşmasına benzetir. Tarlalar ve odalar artık boştur; onları dolduran insanlar ya ölmüş ya da dağılmıştır. Dolaşan kişi, fiziksel olarak canlı olsa da ruhsal olarak kendini ölülerle birlikte hisseder. 'Mezarlarda yaşamak' ifadesi, geçmişin yoğunluğu içinde bugünün silikleşmesini anlatır. Eve dönüş, bir canlanma değil, tam tersine bir yas deneyimidir; çünkü mekân, içindeki hayatın kaybını daha da görünür kılar.
Düşünce tarihi açısından bu söz, 19. yüzyıl Amerikan edebiyatındaki melankoli anlayışını yansıtır. Özellikle kırsal bölgelerde ölüm oranlarının yüksek olduğu bir dönemde, ev ve mezar imgeleri sıkça iç içe kullanılırdı. Lincoln'ün siyasi hayatındaki savaş ve kayıp deneyimine bakıldığında, bu dizeler onun ölüm ve yas konusundaki erken bir duyarlılığını da gösterir. Bugünün okuruna ise geçmişe dönüşün her zaman teselli getirmediğini; bazen insanın kendi yaşamını bir gölge gibi hissetmesine yol açtığını anımsatır. Anıların ağırlığı, mekânın boşluğuyla birleştiğinde insanı hayatla ölüm arasında bir eşikte bırakabilir.
Hangi bağlamda söylendi?
Bu sözün hangi bağlamda ve ne zaman söylendiği güvenilir kaynaklarda belgelenmemiş; bu yüzden tahmin yürütmüyoruz.
Kaynak
- Eser: My Childhood's Home I See Again (1844)
- Kaynak bağlantısı: https://en.wikiquote.org/wiki/Abraham_Lincoln
- Özgün metin lisansı: CC BY-SA 4.0 — Wikiquote
Türkçe çeviri ve yorum 2W’nin özgün çalışmasıdır; yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır. Hata görürseniz bize bildirin.
Konular
İlgili sözler
“Ama bu geçmişte kaldı; ve seni hayvanın üstüne çıkaran hiçbir şey kalmadı. Delici çığlıkların ve yatıştıran ezgilerin sanki sonsuza dek sustu. Şimdi elveda sana — artık kederin öznesi olmaktan çok sebebisin. Zamanın iyicil yasalarıyla bütün zihinsel ıstırapları bilme gücünü yitirdin. Ey ölüm! Sen dünyayı korku içinde tutan, huşu uyandıran hükümdar; neden daha kutsanmış olanları buradan koparıyor da onu burada oyalanır bırakıyorsun?”
— Abraham Lincoln (1809 – 1865)
“Askeri zafer, kan sağanakları içinde yükselen o çekici gökkuşağı.”
— Abraham Lincoln (1809 – 1865)
“Şu anda yaşayan en mutsuz insanım. Hissettiklerim tüm insan ailesine eşit olarak dağıtılsaydı, yeryüzünde tek bir neşeli yüz kalmazdı. Düzelip düzelemeyeceğimi söyleyemem; düzelemeyeceğime dair korkunç bir önsezi duyuyorum. Böyle kalmam imkânsız; ölmeliyim ya da düzelmeliyim, bana öyle geliyor.”
— Abraham Lincoln (1809 – 1865)
“Bu hüzünlü dünyamızda keder herkese gelir; gençlere ise en acı ızdırapla gelir, çünkü onları hazırlıksız yakalar. Daha yaşlı olanlar onu hep beklemeyi öğrenmiştir. Şu anki sıkıntınızı bir parça hafifletmeyi içtenlikle isterim. Tam bir rahatlama, zaman dışında mümkün değildir. Şimdi, bir gün kendinizi daha iyi hissedeceğinizi hayal bile edemezsiniz. Öyle değil mi? Oysa bu bir yanılgıdır. Yeniden mutlu olacağınız kesindir. Kesinlikle doğru olan bunu bilmek, sizi şimdiden biraz daha az mutsuz kılacaktır. Ben, ne söylediğimi bilecek kadar deneyim yaşadım; sizin yalnızca buna inanmanız, kendinizi hemen daha iyi hissetmeniz için yeterlidir.”
— Abraham Lincoln (1809 – 1865)
“O soylu adamı kelimelerle söyleyebileceğimden daha çok seviyorum. Yine de korkuyorum ki parlak hâlesiyle yalnız kalsın diye.”
— Albert Einstein (1879 – 1955)
“Ama burada mezarda bulunandan / Daha korkunç bir şey var — / Aklı kaçmış bir insan bedeni, / Zavallı hayat sürerken. Zavallı Matthew! Bir zamanlar parlak deha sahibi, / Talihin kayırdığı bir çocuk — / Şimdi sonsuza dek kilitli, zihinsel gecede, / Yabani, bitkin bir deli.”
— Abraham Lincoln (1809 – 1865)