
Jacques Pilartz · Public domain · kaynak
Otto von Bismarck kimdir?
Otto von Bismarck, 19. yüzyılda Almanya'nın birleşmesinde belirleyici bir rol oynayan ve Alman İmparatorluğu'nun ilk şansölyesi olan Prusyalı devlet adamıdır. "Demir Şansölye" olarak anılmasının nedeni, Yeni Almanya'yı "kan ve demir" politikasına göre kuracağını ifade etmesidir. Bismarck, Bismarck-Schönhausen Kontu ve Lauenburg Dükü unvanlarını da taşımıştır.
Tam adı Otto Eduard Leopold von Bismarck-Schönhausen olan Bismarck, 1 Nisan 1815'te Prusya'da Brandenburg'un küçük bir kasabası olan Schönhausen'de, büyük arazi sahibi bir aristokratın oğlu olarak dünyaya geldi. Berlin'de lise eğitimini tamamladıktan sonra Göttingen Üniversitesi'nde hukuk öğrenimi gördü. Güçlü bir fiziksel yapıya sahip olan Bismarck, boş zamanlarını ava gitmek ve ata binmekle geçirirdi. 1847'de Federal Meclis üyeliğine seçilerek siyasi hayata adım attı.
Bismarck, eski yönetim biçimini korumaktan yana bir tutum sergiledi. Bu nedenle Almanya'yı sarsan 1848 Devrimleri sırasında ayaklanmaların askerî güç kullanılarak bastırılmasını savundu. Diplomatik kariyerinde ilerleyerek 1859'da Rusya, 1862'de ise Fransa büyükelçiliğine getirildi. Bu görevler, onun Avrupa siyasetini yakından tanımasına ve ileride izleyeceği politikalara zemin hazırlamasına katkı sağladı.
Ocak 1861'de tahta çıkan Prusya Kralı I. Wilhelm, askerî harcamaların artırılması yönünde çaba gösterdi. Bu süreçte Bismarck, kralın politikalarını destekleyen önemli bir figür olarak öne çıktı. Prusya'nın askerî gücünü artırarak Alman devletleri üzerindeki etkisini güçlendirmeyi amaçlayan bu yaklaşım, Bismarck'ın "kan ve demir" olarak tanımladığı siyaset anlayışının temelini oluşturdu.
Bismarck'ın en önemli başarısı, birbirine gevşek bağlarla bağlı bir konfederasyon olan Alman devletlerini Prusya önderliğinde birleştirmesidir. Bu süreçte izlediği siyasi ve diplomatik stratejiler, Alman İmparatorluğu'nun kuruluşunu mümkün kıldı. Birleşik Almanya'nın ilk şansölyesi olarak imparatorluğun iç ve dış politikasında etkili bir rol oynadı.
Otto von Bismarck, 30 Temmuz 1898'de Friedrichsruh'ta hayatını kaybetti. Geride bıraktığı siyasi miras, Almanya'nın bir ulus devlet olarak ortaya çıkışında oynadığı kurucu rolle hatırlanmaktadır.
Biyografi, Vikipedi ve Wikidata bilgilerinden yararlanılarak yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır.
Otto von Bismarck sözleri (40)
“Biz Almanlar dünyada Tanrı'dan başka hiçbir şeyden korkmayız; zaten bize barışı sevdirip gözeten de bu Tanrı korkusudur.”
“Öldüğümde politikamızın bir gün batması mümkündür. Ama devlet sosyalizmi kendini kabul ettirecektir. Bu düşünceyi yeniden ele alan herkes dümene geçecektir.”
“Siyaset, mümkün olanın sanatıdır.”
“Bismarck bir parti adamı değil, kendi ifadesine göre devlet sanatını mümkün olanın sanatı olarak gören, her zaman yalnızca belirli sayılarla hesap yapan ve herkesi ve her partiyi kullanan bir devlet adamıdır.”
“"Sık sık (avdan almayı sevdiği benzetmelerle) siyaseti, belirli bir durumda mümkün olanın, erişilebilir olanın sanatı olarak tanımlamadı mı?"”
“Politika [...] gerçekte son derece pratik bir bilimdir; burada insan, içine tam oturmaya çalıştığı biçime, adlara, teorilere o kadar da bağlı kalmamalıdır.”
“Eleştiri bilindiği gibi kolaydır, sanat ise zordur. Politika, pek çok profesörün kendine inandırdığı gibi bir bilim değildir; o tam da bir sanattır. Heykel yapmak ve resim yapmak kadar az bir bilimdir. Çok keskin bir eleştirmen olunabilir ve yine de sanatçı olunamaz; hatta bütün eleştirmenlerin ustası Lessing bile asla bir Laokoon yapmaya kalkışmazdı.”
“Eleştiri kolaydır, sanat zordur. Lessing gibi bir eleştirmen, Laokoon'u eleştirirken kendisinin bir heykeltıraş olabileceğiyle asla övünmemiştir. Sizi temin ederim ki politika öğrenilebilecek bir bilim değildir; o bir sanattır ve onu yapamayan, ondan uzak dursun.”
“Politika, mümkün olanın öğretisidir.”
“Taçlı başlar, zenginlik ve ayrıcalık, Siyah ile Kızıl bir kez daha birleşecek olursa pekâlâ titreyebilir!”
Ona ait olmadığı hâlde atfedilen sözler
Aşağıdaki sözler sık sık Otto von Bismarck adına paylaşılır, ancak kaynaklarına göre ona ait değildir.
“Seçimden önce, savaş sırasında ve avdan sonra asla bu kadar çok yalan söylenmez.”
Almanca: Es wird niemals so viel gelogen wie vor der Wahl, während des Krieges und nach der Jagd.
“Yasalar sosis gibidir, yapılırken orada bulunmamak en iyisidir.”
Almanca: Gesetze sind wie Würste, man sollte besser nicht dabei sein, wenn sie gemacht werden.
“Kendi deneyimlerinizden bir şey öğrenebileceğinize inandığınız için hepiniz aptalsınız; ben kendi hatalarımdan kaçınmak için başkalarının hatalarından öğrenmeyi tercih ederim.”
Almanca: Ihr seid alle Idioten zu glauben, aus Eurer Erfahrung etwas lernen zu können, ich ziehe es vor, aus den Fehlern anderer zu lernen, um eigene Fehler zu vermeiden.
“Kanunlar da sosis gibidir, insanlar nasıl yapıldıklarını ne kadar az bilirlerse geceleri o kadar iyi uyurlar.”
Almanca: Laws, like sausages, cease to inspire respect in proportion as we know how they are made (Gesetze sind wie Würste, man sollte besser nicht dabei sein, wenn sie gemacht werden).