Siyaset üzerine sözler
532 söz.
“Cumhuriyet rejimi demek demokrasi sistemi ile devlet şekli demektir. Biz Cumhuriyeti kurduk, Cumhuriyet 10 yaşını doldururken demokrasinin bütün icaplarını sırası geldikçe koymalıdır.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Demokrasi ilkesi, egemenliğin millette olduğunu, başka yerde olamayacağını gerektirir. Bu suretle demokrasi ilkesi, siyasî kuvvetin, egemenliğin kaynağına ve meşruiyetine temas etmektedir. Demokrasinin tam ve en belirgin hükûmet şekli Cumhuriyettir.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Devrimin ereğini (hedefini) kavramış olanlar, onu daima koruyup gözetme gücünde olacaklardır.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Diktatör, insanların iradesini baskı altına alan ve onları itaate mecbur bırakan kimsedir. Ben, kalpleri kırmak değil, kalpleri kazanmak isterim.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Dünyada ve dünya milletleri arasında sükûn, huzur ve iyi geçim olmazsa, bir millet kendisi için ne yaparsa yapsın, huzurdan mahrumdur.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Hâkimiyet bilâkaydüşart milletindir.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Hakikaten memlekete hizmet etmek isteyenlerin kalbi açık olmalıdır; açık söylemelidir. Millet ile, milleti sevk ve idare edenler çok açık görüşmelidirler. Olan şeyler ve yapılacak şeyler olduğu gibi ifade olunmalıdır. Yoksa safsatalar ile milleti aldatmak, onu birbirine düşürmek demektir. Kuralımız, daima millete karşı gerçekleri ifade olmalıdır. Milleti aydınlatma, bu demektir.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Her ne suretle olursa olsun, hizmet edenler milletten büyük mükâfatlar bekliyorsa katiyen doğru bir harekette bulunmuş olmazlar. Milletten çok şey istememeliyiz. Hizmet edenler, namus vazifelerini yerine getirmiş olmaktan başka bir şey yapmamışlardır.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“İleri hükûmetçiliğin şiarı, halkı, kudretine olduğu kadar şefkatine de samimiyetle inandırabilmesidir.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“İnkılabın hedefini kavramış olanlar, daima onu korumaya muktedir olacaklardır.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“İşte bu serseriler, bir iş yapmak hülyasına kapılarak görünüşte memleketimize ve milletimize yararlı olmak amacıyla TKP diye bir parti kurmuşlar. Bu partinin başında da Mustafa Suphi ve benzerleri var. Bunlar, doğrudan doğruya vatanseverlik duyguları ile gerçek millî duygular ile değil, benim kanımca, belki kendilerine para veren, kendilerini koruyan ve bunları koruyan Moskova'daki prensip sahiplerine yaranmak için birtakım serserice girişimde bulunmuşlardır. Bunların yaptıkları girişim, Rus Bolşevizmi'ni çeşitli kanallardan memleket içine sokmak olmuştur.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Komşularıyla ve bütün devletlerle iyi geçinmek, Türkiye siyasetinin esasıdır.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Kapitülasyonların hiçbir kısmına istisnayı kabul etmiyoruz. Adlî, malî veya askerî kapitülasyonların hiçbirini tanımıyoruz. (1922)”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Komünizm toplumsal bir meseledir. Memleketimizin toplumsal şartları, dinî ve millî geleneklerinin kuvveti, Rusya'daki komünizmin bizce uygulanmasına elverişli olmadığı kanaatini doğrular niteliktedir. Dolayısıyla bizim Ruslarla olan münasebet ve dostluğumuz ancak iki bağımsız devletin birlik ve ittifak esaslarıyla ilgilidir.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Bildiğiniz gibi, milletimiz yüzyıllardan beri iki kuvvetin, iki baskıcı kuvvetin, iki yıkıcı kuvvetin baskısı altında acı çekmekte ve üzülmekteydi. O kuvvetlerden biri; doğrudan doğruya memleket ve milleti yönetmek iddiasında bulunan baskıcılar, ikincisi; bütün bir emperyalist ve kapitalist dünyasıdır.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Memleket işlerinde, millet işlerinde, gerçek işlerde duyguya, hatıra, kardeşliğe ve dostluğa bakılmaz.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Millete efendilik yoktur; hizmet etme vardır. Bu millete hizmet eden, onun efendisi olur.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Milletimizin siyasî, içtimâî hayatında, milletimizin fikri eğitiminde rehberimiz ilim ve teknik olacaktır.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Milletin irade ve emeline uymayanların talihi hüsrandır, izmihlâldir.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Millî emeller, millî irade yalnız bir şahsın düşüncesinden değil, bütün millet fertlerinin arzularının, emellerinin birleşmesinden ibarettir.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Siyasî, askerî zaferler ne kadar büyük olursa olsun, iktisadî zaferlerle taçlandırılmazlarsa kazanılacak başarılar yaşayamaz ve sürekli olamaz.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Türk Cumhuriyeti'nin en esaslı prensiplerinden biri olan yurtta barış, dünyada barış gayesi, insaniyetin ve medeniyetin refah ve ilerlemesinde en esaslı etken olsa gerektir. Buna elimizden geldiği kadar hizmet etmiş ve etmekte bulunmuş olmak bizim için övünülecek bir harekettir.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Türk milletinin tabiat ve âdetlerine en uygun idare Cumhuriyet idaresidir.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Sabun ve eğitim bir katliam kadar ani değildir, ama uzun vadede daha ölümcüldür.”
— Mark Twain (1835 – 1910)
“Bu delilik savunması epey yaygınlaşmıyor mu? O kadar yaygın değil mi ki, okur mahkemelere gelen her ceza davasında onun sunulacağını güvenle bekliyor? [...] Gerçekten, şimdi istediğimiz şey suça karşı yasalar değil, deliliğe karşı bir yasadır.”
— Mark Twain (1835 – 1910)
“O [basın], dini öyle bir alaya aldı ki alay etmeyi popüler hale getirdi. Parti bahaneleriyle resmi suçluları savundu; ta ki üyeleri, hukuka ve kendi kurumlarının onuruna karşı işlenen suçun ne olduğunu belirleyemeyecek kadar—öylesine ahlaken kör—bir Birleşik Devletler Senatosu yaratana dek. Ve sahtekârlığı öyle hafife aldı ki sonuç olarak elimizde, belirli bir ücret karşılığında çalışmayı kabul edip sonra kasten kamu cebinden ek ücret çalan ve böyle küçük bir şey için kimsenin kaygılanmasına şaşıran ve üzülen bir Kongre var.”
— Mark Twain (1835 – 1910)
“Okur, tut ki bir aptalsın. Ve tut ki Kongre üyesisin. Ama kendimi tekrar ediyorum.”
— Mark Twain (1835 – 1910)
“Krallık makamı saygıyı hak etmez; başlangıçta haydut yöntemleriyle elde edilmiştir; sürekli tekrarlanan bir suç olarak kalmıştır ve bir suçun simgesinden başka bir şey olamaz. Bir korsanın bayrağından daha fazla saygıyı hak etmez. Bir hükümdar (iyi ya da kötü), iyiyse, suçları arasında pazar okulu işleten bir korsana gösterdiğimiz saygıyı hak eder; kötüyse (ya da tamamen etkisizse) hiçbir saygıyı hak etmez.”
— Mark Twain (1835 – 1910)
“Dünyada, hitabet sanatının hileleri ve aldatmacaları konusunda deneyimsiz bir dinleyici kitlesinin zihinsel mekanizmasını allak bullak eden, kanaatlerini altüst eden ve duygularını baştan çıkaran ikna edici bir konuşma kadar etkili hiçbir şey yoktur.”
— Mark Twain (1835 – 1910)