Siyaset üzerine sözler
532 söz.
“Genel olarak yönetme sanatı, yurttaşların büyük bir bölümünden alınabilecek en çok parayı alıp bir başka bölüme vermekten ibarettir.”
— Voltaire (1694 – 1778)
“Paine'i en büyük siyasi düşünürümüz olarak görüyorum. Bağımsızlık Bildirgesi'nin ve Anayasa'nın ötesine geçemediğimiz ve belki de asla geçemeyeceğimiz gibi, Paine'in de ilkelerini genişleten halefleri olmadı. Bugünkü kuşak Paine'in yazılarını pek tanımasa ve onun çağdaş düşünce üzerinde neredeyse hiç etkisi olmasa da, geleceğin Amerikalıları onun eserini hak ettiği biçimde değerlendirecektir. Bundan eminim. Hakikat doğal yasalarla yönetilir ve inkâr edilemez. Paine hakikati özellikle açık ve güçlü bir tınıyla söyledi. Dolayısıyla zaman teraziyi dengeleyecektir.”
— Thomas Edison (1847 – 1931)
“Tom Paine'in hatırası bütün bunlardan daha uzun yaşayacaktır. Özgürlüğümüzün temellerini atmaya yardım eden — bu kadar güç bir davanın savunucusu olarak öne çıkan — hiçbir insan bu tür saldırılarla kalıcı olarak gölgelenemez. Tom Paine yurttaşları tarafından okunmalıdır. Onun şöhretini onların ellerine emanet ediyorum.”
— Thomas Edison (1847 – 1931)
“Alman ruhunun, »Alman İmparatorluğu« uğruna kökünün kazınması.”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“Demokratik kurumlar, tiranca arzuların o eski vebasına karşı karantina tesisleridir: bu bakımdan son derece yararlı ve son derece sıkıcı.”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“Demokrasiden geleceğe yönelik bir şey olarak söz ediyorum. Şimdiden bu adla anılan şey, eski yönetim biçimlerinden yalnızca yeni atlarla sürmesiyle ayrılır: Yollar hâlâ eski yollardır ve tekerlekler de hâlâ eski tekerleklerdir.”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“Bu arada söyleyeyim: Yahudi sorunu bütünüyle yalnızca ulusal devletler içinde vardır; çünkü buralarda onların faaliyet gücü ve daha yüksek zekâsı, uzun bir acı okulunda kuşaktan kuşağa biriktirdikleri tinsel ve istemsel sermaye, kıskançlık ve nefret uyandıracak ölçüde ağır basmak zorundadır; öyle ki bugün hemen bütün uluslarda -ve bunlar kendilerini ne kadar ulusal olarak doğururlarsa o kadar çok- Yahudileri her türlü kamusal ve içsel kötülüğün günah keçisi olarak mezbahaya götürme yolundaki yazınsal kabalık giderek yaygınlaşmaktadır.”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“Birbirine karşıt iki parti, sosyalist parti ile ulusal parti -ya da Avrupa'nın farklı ülkelerinde nasıl adlandırılıyorlarsa- birbirlerinin dengidir: İkisini de harekete geçiren güçler kıskançlık ve tembelliktir.”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“Devlet, bütün soğuk canavarların en soğuğudur. Soğuk yalan söyler; ve şu yalan kayar ağzından: "Ben, devlet, halkım."”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“Delilik tek tek bireylerde ender görülen bir şeydir – ama gruplarda, partilerde, halklarda, çağlarda kuraldır.”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“Küçük siyasetin zamanı geçmiştir: daha şimdiden gelecek yüzyıl, dünya egemenliği için kavgayı, — büyük siyasete zorlanmayı getiriyor.”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“İnsanın yapıldığı böylesine eğri odun parçasından tamamen düz bir şey yontulamaz.”
— Immanuel Kant (1724 – 1804)
“Biz ılımlı, pragmatik bir halkız; teoriyle değil, pratikle daha rahat ederiz.”
— II. Elizabeth (1926 – 2022)
“Quebec'e ayak bastığıma göre, sanırım Kanadalıyım diyebiliriz.”
— II. Elizabeth (1926 – 2022)
“Hükümeti silah namlusuyla değil, sandık yoluyla değiştirme hakkı; belki de demokrasinin en iyi tanımı.”
— II. Elizabeth (1926 – 2022)
“Amerika, Avrupa ve bütün medeniyet dünyası bilmelidir ki Türkiye halkı her medenî ve kabiliyetli millet gibi kayıtsız şartsız hür ve müstakil yaşamaya kesin karar vermiştir. Bu haklı kararı bozmaya yönelik her kuvvet, Türkiye'nin ebedî düşmanı kalır.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Artık Türkiye, din ve şeriat oyunlarına sahne olmaktan çok yüksektir. Bu gibi oyuncular varsa, kendilerine başka taraflarda sahne arasınlar.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Ben, 1919 yılı mayısı içinde Samsun'a çıktığım gün elimde maddî hiçbir kuvvet yoktu. Yalnız büyük Türk milletinin soyluluğundan doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevî bir kuvvet vardı. İşte ben bu millî kuvvete, bu Türk milletine güvenerek işe başladım.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Bir hükûmet iyi midir, fena mıdır? Hangi hükûmetin iyi veya fena olduğunu anlamak için, "Hükûmetten gaye nedir?" bunu düşünmek lazımdır. Hükûmetin iki hedefi vardır. Biri milletin korunması, ikincisi milletin refahını temin etmek. Bu iki şeyi temin eden hükûmet iyi, edemeyen fenadır.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Bir kelime ile ifade etmek gerekirse, diyebiliriz ki yeni Türkiye Devleti bir halk devletidir; halkın devletidir. Mazi kurumları ise bir şahıs devleti idi, şahıslar devleti idi.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Biz ne demokratlara ne de sosyalistlere benzemeyiz. Yönetim tarzımız ne demokrat hükûmetlerinkine ne de sosyalistlerinkine eşdeğerdir. Biz kendi kendimize benzemekle övünürüz.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Bizi yanlış yola sevk eden kötü yaradılışlılar, çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep din kuralları sözleriyle aldatagelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz… Görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din örtüsü altındaki küfür ve kötülükten gelmiştir.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Bizim devlet idaresindeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadığı prensipler, idarede ve siyasette bizi aydınlatıcı ana hatlardır. Fakat bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz. Bizim yolumuzu çizen; içinde yaşadığımız yurt, bağrından çıktığımız Türk milleti ve bir de milletler tarihinin bin bir facia ve ıstırap kaydeden yapraklarından çıkardığımız neticelerdir.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Bizim milletimiz esasen demokrattır. Kültürünün, geleneklerinin en derin maziye ait evreleri bunu doğrular.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Bugünkü hükûmetimiz, devlet örgütümüz doğrudan doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet örgütü ve hükûmettir ki onun ismi Cumhuriyettir. Artık hükûmet ile millet arasında mazideki ayrılık kalmamıştır. Hükûmet millettir ve millet hükûmettir. Artık hükûmet ve hükûmet mensupları kendilerinin milletten ayrı olmadıklarını ve milletin efendi olduğunu tamamen anlamışlardır.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Bugünkü manzaramız aşağı yukarı, bir diktatör manzarasıdır… Ben öldükten sonra arkamda kalacak müessese bir istibdat müessesesidir. Ben ise millete miras olarak bir istibdat müessesesi bırakmak ve tarihe o suretle geçmek istemiyorum.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Bütün dünya bilsin ki benim için bir taraflılık vardır: Cumhuriyet taraftarlığı, fikri ve içtimai inkılap taraftarlığı. Bu noktada, yeni Türkiye topluluğunda bir ferdi, hariç düşünmek istemiyorum.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Cumhuriyet, ahlâkî fazilete dayanan bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir. Sultanlık, korku ve tehdide dayanan bir idaredir. Cumhuriyet idaresi faziletli ve namuslu insanlar yetiştirir. Sultanlık, korkuya ve tehdide dayandığı için korkak, alçak, sefil ve rezil insanlar yetiştirir. Aradaki fark bunlardan ibarettir.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Cumhuriyet idaresini, Cumhuriyetten söz etmeksizin millî hâkimiyet esasları içinde her an Cumhuriyet'e doğru yürüyen şekilde toplamaya çalışıyorduk.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Cumhuriyeti, onun gereklerini yüksek sesle anlatınız. Cumhuriyet ilkelerini sevdiriniz. Bunu kalplere yerleştirmek için hiçbir fırsatı ihmal etmeyiniz.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)