
Unknown author Unknown author · Public domain · kaynak
Mustafa Kemal Atatürk kimdir?
Mustafa Kemal Atatürk, Türk Kurtuluş Savaşı'nın başkomutanı, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanıdır. Askerî dehası ve devlet adamlığıyla yalnızca Türkiye'nin siyasi haritasını değil, toplumsal ve kültürel yapısını da köklü biçimde dönüştürmüştür. Onun öncülük ettiği laik, milliyetçi ve çağdaşlaşma yanlısı politikalar, sonradan Kemalizm olarak adlandırılan bir düşünce sisteminin temelini oluşturmuştur.
1881 yılında Selanik'te doğan Mustafa Kemal, askerî eğitim alarak Osmanlı ordusunda subay oldu. I. Dünya Savaşı sırasında Çanakkale Cephesi'nde gösterdiği başarıyla miralaylığa yükseldi; daha sonra Sina ve Filistin Cephesi'nde Yıldırım Ordular Grubu komutanlığına atandı. Osmanlı İmparatorluğu'nun savaştan yenik çıkmasının ardından, Anadolu'da başlayan direniş hareketinin önderi hâline geldi. Türk Kurtuluş Savaşı boyunca hem askerî hem siyasi liderliği üstlendi ve Ankara'da kurulan hükûmetin başında mücadeleyi yönetti.
Kurtuluş Savaşı sırasında Türk Orduları Başkomutanı olarak Sakarya Meydan Muharebesi'nde elde ettiği başarı, kendisine 19 Eylül 1921'de "gazi" sanını ve mareşallik rütbesini kazandırdı. Askerî ve siyasal girişimleriyle İtilaf Devletleri ve destekçilerine karşı zafer elde etti. Savaşın ardından, kurulacak yeni devletin siyasi temellerini atmak amacıyla Halk Fırkası adıyla bir parti kurdu; bu parti daha sonra Cumhuriyet Halk Partisi adını aldı ve Atatürk ilk genel başkanı oldu.
29 Ekim 1923'te cumhuriyetin ilan edilmesinin ardından Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı seçildi. Cumhurbaşkanlığı döneminde saltanatın ve hilafetin kaldırılması, eğitim ve hukuk alanında laik düzenlemeler, kadın haklarının tanınması, kılık kıyafette çağdaşlaşma ve harf devrimi gibi geniş kapsamlı reformlara öncülük etti. Bu reformlar, Türkiye'yi laik ve sanayileşen bir ulus yapısına kavuşturmayı hedefleyen dönüşümün temel adımları oldu.
Atatürk'ün yönetim anlayışı, devletin temel niteliklerini belirleyen cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve inkılapçılık ilkeleri etrafında şekillendi. Onun düşünsel mirası, Türkiye'nin modernleşme sürecinde yol gösterici bir çerçeve olarak kabul edildi. Hem askerî zaferleri hem de toplumsal dönüşüm projeleri nedeniyle yalnızca döneminin değil, sonraki kuşakların da siyasi ve kültürel tartışmalarında merkezî bir figür olmayı sürdürdü.
Mustafa Kemal Atatürk, 10 Kasım 1938'de İstanbul'daki Dolmabahçe Sarayı'nda hayatını kaybetti. Ardında bıraktığı cumhuriyet, reformlar ve Kemalist düşünce geleneği, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu değerleri arasında varlığını korumaktadır. Atatürk'ün askerî başarıları, devlet adamlığı ve toplumsal dönüşüm alanındaki uygulamaları, yaşadığı dönemin çok ötesine uzanan bir etki yaratmıştır.
Biyografi, Vikipedi ve Wikidata bilgilerinden yararlanılarak yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır.
Mustafa Kemal Atatürk sözleri (145)
“İnkılabın hedefini kavramış olanlar, daima onu korumaya muktedir olacaklardır.”
“İnkılabın temellerini her gün derinleştirmek, desteklemek lazımdır. Birbirimizi aldatmayalım, medenî dünya çok ileridedir. Buna yetişmek, o medeniyet dairesine dâhil olmak mecburiyetindeyiz.”
“İnsanlar, toplumsal hayatta haklardan ve görevlerden örülmüş bir ağ içinde düşünülebilir. İnsanlar insan kaldıkça bu ağdan çıkamazlar.”
“İnsanların hayatına, faaliyetine hâkim olan kuvvet, yaratıcılık ve icat kabiliyetidir. İcadı ve yaratıcılığı yapabilen insanların ise mutlaka kültürlü olmalarının şart olduğu tebarüz etmiştir.”
“İnsanlığın bütününün refahı, açlık ve baskının yerine geçmelidir. Dünya vatandaşları, kıskançlık, açgözlülük ve kinden uzaklaşacak şekilde eğitilmelidir.”
“İşte bu serseriler, bir iş yapmak hülyasına kapılarak görünüşte memleketimize ve milletimize yararlı olmak amacıyla TKP diye bir parti kurmuşlar. Bu partinin başında da Mustafa Suphi ve benzerleri var. Bunlar, doğrudan doğruya vatanseverlik duyguları ile gerçek millî duygular ile değil, benim kanımca, belki kendilerine para veren, kendilerini koruyan ve bunları koruyan Moskova'daki prensip sahiplerine yaranmak için birtakım serserice girişimde bulunmuşlardır. Bunların yaptıkları girişim, Rus Bolşevizmi'ni çeşitli kanallardan memleket içine sokmak olmuştur.”
“Kadınlarımız ilim ve fen sahibi olacaklar ve erkeklerin geçtikleri bütün öğretim basamaklarından geçeceklerdir. Kadınlar toplum hayatında erkeklerle birlikte yürüyerek birbirinin yardımcısı ve destekçisi olacaklardır. (1923)”
“Komşularıyla ve bütün devletlerle iyi geçinmek, Türkiye siyasetinin esasıdır.”
“Kapitülasyonların hiçbir kısmına istisnayı kabul etmiyoruz. Adlî, malî veya askerî kapitülasyonların hiçbirini tanımıyoruz. (1922)”
“Kızlarımızın vatan ve milletin yüksek menfaatlerini savunup koruyabilecek kabiliyette yetiştirilmesi millî eğitimde esas tutulmalıdır. Ve kız çocuklarımıza entelektüel yetkinlik kazandırılması elzemdir. Türk kadınının esasen dehaya sahip olduğuna şüphe yoktur. Türk kadınları memleketin kaderini millet namına idare eden siyasî zümreye dâhil olmak arzusunu belirtmiştir. Dolayısıyla kadınlarımızı hiçbir vatandaşlık vazifesinden uzak tutamayız. Çünkü hakların tümü vazifelerden doğar.”
“Komünizm toplumsal bir meseledir. Memleketimizin toplumsal şartları, dinî ve millî geleneklerinin kuvveti, Rusya'daki komünizmin bizce uygulanmasına elverişli olmadığı kanaatini doğrular niteliktedir. Dolayısıyla bizim Ruslarla olan münasebet ve dostluğumuz ancak iki bağımsız devletin birlik ve ittifak esaslarıyla ilgilidir.”
“Köylü, hepimizin velinimetidir. Bu necip unsurun refahını düşüneceğiz.”
“Kültür dediğimiz zaman, bir insan topluluğunun devlet hayatında, fikir hayatında, iktisat hayatında yapabilecekleri şeylerin toplamını kastediyoruz ki, medeniyet de bundan başka bir şey değildir.”
“Kültür işlerimiz üzerine, milletçe gönüllerimizin titrediğini bilirsiniz. Bu işlerin başında da Türk tarihini, doğru temelleri üstüne kurmak, öz Türk diline değeri olan genişliği vermek için candan çalışmakta olduğumuzu söylemeliyim. Bu çalışmaların göz kamaştırıcı verimlere erişeceğine şimdiden inanabiliriz.”
“Kültür sınavımızı, yeni ve modern esaslara göre, teşkilatlandırmaya durmadan devam ediyoruz. Türk Tarih ve Dil çalışmaları büyük inanla beklenilen ışıklı verimlerini şimdiden göstermektedir.”
“Bildiğiniz gibi, milletimiz yüzyıllardan beri iki kuvvetin, iki baskıcı kuvvetin, iki yıkıcı kuvvetin baskısı altında acı çekmekte ve üzülmekteydi. O kuvvetlerden biri; doğrudan doğruya memleket ve milleti yönetmek iddiasında bulunan baskıcılar, ikincisi; bütün bir emperyalist ve kapitalist dünyasıdır.”
“Medeni olmayan insanlar, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdurlar.”
“Memleket işlerinde, millet işlerinde, gerçek işlerde duyguya, hatıra, kardeşliğe ve dostluğa bakılmaz.”
“Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile alakasız yaşayamayız. Aksine yükselmiş, ilerlemiş, medenî bir millet olarak medeniyet seviyesinin üzerinde yaşayacağız. Bu hayat ancak ilim ve fen ile olur. İlim ve fen nerede ise oradan olacağız ve her millet ferdinin kafasına koyacağız. İlim ve fen için kayıt ve şart yoktur.”
“Millet hâkimiyetini almıştır ve isyan ederek almıştır. Alınmış olan hâkimiyet hiçbir sebep ve suretle terk ve iade edilemez. Bu hâkimiyeti tekrar geri alabilmek için, istimal edilmiş olan vesaiti kullanmak lazımdır.”
“Millete efendilik yoktur; hizmet etme vardır. Bu millete hizmet eden, onun efendisi olur.”
“Milletimizin siyasî, içtimâî hayatında, milletimizin fikri eğitiminde rehberimiz ilim ve teknik olacaktır.”
“Milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, doğuştan zekâsını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, millî birlik duygusunu sürekli olarak ve her türlü araç ve tedbirlerle besleyerek geliştirmek millî ülkümüzdür. Türk milletine çok yaraşan bu ülkü, onu bütün insanlığa gerçek huzurun temini yolunda kendine düşen medenî vazifeyi yapmakta başarıya ulaştıracaktır.”
“Milletin irade ve emeline uymayanların talihi hüsrandır, izmihlâldir.”
“Millî emeller, millî irade yalnız bir şahsın düşüncesinden değil, bütün millet fertlerinin arzularının, emellerinin birleşmesinden ibarettir.”
“Millî hâkimiyet uğrunda canımı vermek, benim için vicdan ve namus borcu olsun.”
“Millî hedef belli olmuştur. Ona ulaşacak yolları bulmak zor değildir. Önemli olan, çetin olan o yollar üzerinde çalışmaktır. Denebilir ki hiçbir şeye muhtaç değiliz. Yalnız tek bir şeye çok ihtiyacımız vardır: Çalışkan olmak. İctimâî hastalıklarımızı incelersek temel olarak bundan başka, bundan önemli bir hastalık keşfedemeyiz; hastalık budur. O hâlde ilk işimiz bu hastalığı esaslı bir şekilde tedavi etmektir. Milleti çalışkan yapmaktır. Servet ve onun doğal sonucu olan refah ve mutluluk, yalnız ve ancak çalışkanların hakkıdır.”
“Millî müdafaamızı, düşmanların bayrakları, babalarımızın ocakları üstünden çekilinceye kadar terk edemeyiz. İstanbul mabetleri etrafında düşman askerleri gezdikçe, öz vatan toprakları üstünden yabancı adamların ayakları çekilmedikçe biz mücadelemizde devam etmeye mecburuz. (1920)”
“Neş'eli olmayan insanlardan iki türlü şüphe edilir. Ya hastadır, yâhut o insanın başkalarına bildirmek istemediği bir kuruntusu vardır.”
“Ölmek isteyen bir milleti hiçbir kuvvet kurtaramaz. Türk milleti ölmek istemez; o, daima yaşayacaktır efendiler!”