İçeriğe geç
2Wsözlük
Winston Churchill

Wikimedia Commons · Public domain · kaynak

Kişi

Winston Churchill

1874 – 1965

Doğum yeri: Blenheim Sarayı · Ölüm yeri: 27-28 Hyde Park Gate Sw7

  • siyasetçi
  • tarihçi

Birleşik Krallık

Paylaş:WhatsAppXFacebookTelegram

Winston Churchill kimdir?

Winston Churchill, II. Dünya Savaşı sırasında 1940-1945 yılları arasında ve daha sonra 1951-1955 yılları arasında Birleşik Krallık Başbakanı olarak görev yapmış İngiliz devlet adamı, askeri subay ve yazardır. Yaklaşık 62 yıl boyunca Parlamento Üyesi olarak görev yapan Churchill, beş farklı seçim bölgesini temsil etmiş ve kariyerinin büyük bölümünde Muhafazakâr Parti'de yer almıştır. 1904-1924 yılları arasında Liberal Parti üyesi olan Churchill, ideolojik olarak ekonomik liberalizm ve emperyalizme bağlı kalmıştır. 1940-1955 yılları arasında Muhafazakâr Parti'nin liderliğini üstlenmiştir.

30 Kasım 1874'te Oxfordshire'daki Blenheim Sarayı'nda, varlıklı ve aristokrat Spencer ailesinde doğan Churchill, karma İngiliz ve Amerikan kökenlidir. 1895 yılında İngiliz Ordusu'na katılmış, İngiliz Hindistanı, Mehdist Savaşı ve İkinci Boer Savaşı'nda görev almıştır. Bu dönemde savaş muhabiri olarak ün kazanmış ve katıldığı askerî harekâtlar hakkında kitaplar yazmıştır. 1900 yılında Muhafazakâr Parti'den milletvekili seçilen Churchill, 1904'te Liberal Parti'ye geçmiştir. H. H. Asquith'in Liberal hükümetinde Ticaret Kurulu Başkanı olarak görev almış, ardından İçişleri Bakanlığı görevini üstlenmiştir.

Churchill'in siyasi kariyeri, Birleşik Krallık'ın en kritik dönemlerinden birinde en üst noktaya ulaşmıştır. II. Dünya Savaşı sırasında başbakanlık görevini yürüten Churchill, ülkenin savaş dönemindeki liderliğini üstlenmiştir. Savaş sonrasında da siyasi hayatına devam etmiş ve 1951-1955 yılları arasında ikinci kez başbakanlık yapmıştır. Uzun parlamento kariyeri boyunca beş seçim bölgesini temsil eden Churchill, İngiliz siyasi hayatının en tanınmış figürlerinden biri olmuştur.

Churchill, siyasi kimliğinin yanı sıra bir yazar ve tarihçi olarak da öne çıkmıştır. Askerî seferler ve tarihî olaylar hakkında yazdığı eserlerle edebiyat alanında da tanınmıştır. İdeolojik çizgisi ekonomik liberalizm ve emperyalizme dayanmakta olup, bu görüşlerini hem Liberal Parti hem de Muhafazakâr Parti çatısı altında savunmuştur.

24 Ocak 1965'te 27-28 Hyde Park Gate adresinde hayatını kaybeden Churchill, ardında İngiliz siyasetinde derin izler bırakmıştır. Hem savaş dönemi liderliği hem de yazarlık kariyeriyle Birleşik Krallık tarihinin önemli isimlerinden biri olarak anılmaktadır.

Biyografi, Vikipedi ve Wikidata bilgilerinden yararlanılarak yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır.

Winston Churchill sözleri (21)

Ona ait olmadığı hâlde atfedilen sözler

Aşağıdaki sözler sık sık Winston Churchill adına paylaşılır, ancak kaynaklarına göre ona ait değildir.

  • “Balkanlar tüketebileceğinden daha fazla tarih üretir.”

    İngilizce: The Balkans produce more history than they can consume (also reported in the form: The peoples of the Balkans produce more history than they can consume, and the weight of their past lies oppressively on their present.)

  • “İyi vergi diye bir şey yoktur.”

    İngilizce: There is no such thing as a good tax.

  • “25 yaşında liberal değilsen kalbin yoktur. 35 yaşına geldiğinde muhafazakâr değilsen beynin yoktur.”

    İngilizce: If you're not a liberal when you're 25, you have no heart. If you're not a conservative by the time you're 35, you have no brain.

  • “Geleceğin faşistleri kendilerine anti-faşist diyecekler.”

    İngilizce: The fascists of the future will be called anti-fascists.

  • “Bir insanın içi için atın dışından daha iyi bir şey yoktur.”

    İngilizce: There is nothing better for the inside of a man than the outside of a horse.

  • “Boş bir taksi geldi ve içinden Attlee indi.”

    İngilizce: An empty taxi arrived and out of it stepped Attlee.

  • “Bütün bunlar, açıkça doğru olan çok şey ve konuyla ilgili çok şey içeriyor; ne yazık ki, açıkça doğru olan konuyla ilgili değil ve konuyla ilgili olan açıkça doğru değil.”

    İngilizce: All this contains much that is obviously true, and much that is relevant; unfortunately, what is obviously true is not relevant, and what is relevant is not obviously true.

  • “Geçimini elde ettiklerinle sağlarsın; hayatını ise verdiklerinle kurarsın.”

    İngilizce: You make a living by what you get; you make a life by what you give.

  • “Ne kadar geriye bakarsan, o kadar ileriyi görebilirsin.”

    İngilizce: The further backward you look, the further forward you can see.

  • “Bana denizcilik geleneğinden bahsetme. O, rom, oğlancılık ve kırbaçtan başka bir şey değildir.”

    İngilizce: Don't talk to me about naval tradition. It's nothing but rum, sodomy, and the lash.

  • “Taşımak zorunda olduğum en ağır haç, Lorraine Haçı'dır.”

    İngilizce: The heaviest cross I have to bear is the Cross of Lorraine.

  • “İnsanlar çoğu zaman 1940'ta kazanacağımızın hiçbir garantisi olmadığını unutuyor.”

    İngilizce: People often forget that in 1940 there was no guarantee that we were going to win.

  • “Planların önemi azdır, ama planlama esastır.”

    İngilizce: Plans are of little importance, but planning is essential.

  • “Kötümser her fırsatta zorluğu görür; iyimser her zorlukta fırsatı görür.”

    İngilizce: A pessimist sees the difficulty in every opportunity; an optimist sees the opportunity in every difficulty.

  • “Düşmanların mı var? Güzel. Bu, hayatında bir noktada bir şeyleri savunmuşsun demektir.”

    İngilizce: You have enemies? Good. That means you've stood up for something, sometime in your life.

  • “Yalnızca kendi çarpıttığım istatistiklere inanırım.”

    İngilizce: I only believe in statistics that I doctored myself.

  • “Bir şaka çok ciddi bir şeydir.”

    İngilizce: A joke is a very serious thing.

  • “Bir ulusun kendini vergilendirerek refaha kavuşturabileceği fikri, insan zihnini bulandırmış en acımasız kuruntulardan biridir.”

    İngilizce: The idea that a nation can tax itself into prosperity is one of the cruelest delusions which has befuddled the human mind.

  • “Başarı nihai değildir, başarısızlık ölümcül değildir: önemli olan devam etme cesaretidir.”

    İngilizce: Success is not final, failure is not fatal: it is the courage to continue that counts.

  • “Leydi Nancy Astor: Eğer karınız olsaydım kahvenize zehir koyardım. Churchill: Eğer kocanız olsaydım onu içerdim.”

    İngilizce: Lady Nancy Astor: If I were your wife I'd put poison in your coffee. Churchill: If I were your husband I'd drink it.

  • “George Bernard Shaw'ın W.S.C.'ye şöyle dediği söylenir: Galama iki bilet ayırıyorum size. Gelin ve bir dostunuzu getirin—eğer varsa. W.S.C.'den G.B.S.'ye: İlk gösteriye gelemem. İkincisine katılacağım—eğer olursa.”

    İngilizce: George Bernard Shaw is said to have told W.S.C.: Am reserving two tickets for you for my premiere. Come and bring a friend—if you have one. W.S.C. to G.B.S.: Impossible to be present for the first performance. Will attend the second—if there is one.

  • “Cehennemden geçiyorsan, yürümeye devam et.”

    İngilizce: If you're going through hell, keep going.

  • “Amerikalılar her zaman doğru olanı yapacaklardır — bütün alternatifleri tükettikten sonra.”

    İngilizce: Americans Will Always Do the Right Thing — After Exhausting All the Alternatives.

  • “Beyler, paramız bitti; artık düşünmek zorundayız.”

    İngilizce: Gentlemen, We Have Run Out Of Money; Now We Have to Think

  • “Diplomasi, insanlara cehenneme gitmelerini öyle bir söyleme sanatıdır ki, yol tarifi isterler.”

    İngilizce: Diplomacy is the art of telling people to go to hell in such a way that they ask for directions

  • “Demokrasiye karşı en iyi argüman, ortalama bir seçmenle yapılan beş dakikalık bir sohbettir.”

    İngilizce: The best argument against democracy is a five-minute conversation with the average voter

  • “Başarı, coşkuyu kaybetmeden başarısızlıktan başarısızlığa gitmekten oluşur.”

    İngilizce: Success consists of going from failure to failure without loss of enthusiasm

  • “Strateji ne kadar güzel olursa olsun, arada bir sonuçlara bakmalısınız.”

    İngilizce: However beautiful the strategy, you should occasionally look at the results

  • “Almanya'nın İkinci Dünya Savaşı öncesindeki affedilmez suçu, ekonomisini dünya ticaret sisteminden çıkarmaya ve dünya finansının artık kâr edemeyeceği kendi döviz sistemini kurmaya çalışmasıydı.”

    İngilizce: Germany's unforgivable crime before WW2 was its attempt to loosen its economy out of the world trade system and to build up an own exchange system from which the world-finance couldn't profit anymore.