Hakikat üzerine sözler
246 söz.
“Yemin ederim kardeşlerim, yeryüzüne sadık kalın ve size dünya ötesi umutlardan söz edenlere inanmayın! Zehir karıştıranlardır onlar, bilsinler ya da bilmesinler. Yaşamı hor görenlerdir onlar, can çekişenler ve kendileri de zehirlenmiş olanlardır, yeryüzü onlardan bıkmıştır: bırakın gitsinler!”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“İnsan öfkeyle değil, gülmeyle öldürür.”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“"Hiçbir şey doğru değil, her şey mübah" dedim kendi kendime.”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“Bilen kişi, hakikatin sularına, kirli olduğunda değil, sığ olduğunda girmek istemez.”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“Ve bütün tanrılar o zaman güldüler, sandalyelerinde sallanarak ve haykırdılar: "Tanrısallık tam da bu değil midir: tanrılar vardır, ama Tanrı yoktur?" Kulağı olan işitsin.”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“Hiçbir ahlaki olgu yoktur, yalnızca olguların ahlaki bir yorumu vardır...”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“Almanları belirleyen şey, onlarda 'Alman olan nedir?' sorusunun asla tükenmemesidir.”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“Kısacası, burada olduğu gibi her yerde, gereksiz teleolojik ilkeler konusunda dikkatli olun!”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“Ağızla yalan söylenebilir, ama yüzün aldığı ifade yine de doğruyu söyler.”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“Bütün sistematikçilere güvenmiyorum ve onlardan kaçınıyorum. Sisteme yönelik istenç, dürüstlük eksikliğidir.”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“"Hristiyanlık" sözcüğü bile bir yanlış anlamadır; aslında tek bir Hristiyan vardı, o da çarmıhta öldü.”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“'İman', neyin doğru olduğunu bilmek istememe demektir.”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“En sıradan yalan, insanın kendini aldattığı yalandır; başkalarını aldatmak buna göre istisnai bir durumdur.”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“Başlangıçta bilinçlilik ölçütünün değerini epeyce düşük görme eğilimindeyiz. Ama bunda haksızlık ederiz. Bu tıpkı yaşamımız gibidir; çok değerli değildir, ama sahip olduğumuz her şeydir.”
— Sigmund Freud (1856 – 1939)
“Birbirimize daima gerçeği söyleyeceğiz. Felaket ve saadet getirsin, iyi ve fena olsun, daima gerçekten ayrılmayacağız.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Bir zamanlar gelir, beni unutmak veya unutturmak isteyen gayretler belirebilir. Fikirlerimi inkâr edenler ve beni yerenler çıkabilir. Hattâ bunlar, benim yakın bildiğim ve inandıklarım arasından bile olabilir. Fakat, ektiğimiz tohumlar o kadar özlü ve kuvvetlidirler ki bu fikirler; Hint'ten, Mısır'dan döner dolaşır, gene gelir, verimli sonuçları kalpleri doldurur. (1937)”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Dünyada her şey için, maddiyat için, maneviyat için, hayat için, başarı için en hakikî yol gösterici ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir, cahilliktir, doğru yoldan sapmaktır. Yalnız ilmin ve fennin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişimini anlamak ve ilerlemeleri zamanında takip etmek şarttır.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Eğer bir millet büyükse kendisini tanımakla daha büyük olur.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Gerçeği konuşmaktan korkmayınız.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Doğruyu söylersen hiçbir şeyi hatırlamak zorunda kalmazsın.”
— Mark Twain (1835 – 1910)
“Önce gerçekleri toplayın, sonra onları dilediğiniz kadar çarpıtabilirsiniz.”
— Mark Twain (1835 – 1910)
“Sizin ırkınız, bütün yoksulluğuna rağmen, tartışmasız tek bir gerçek silaha sahip — kahkaha. Güç, Para, İkna, Yalvarış, Zulüm — bunlar devasa bir sahtekârlığı kaldırabilir, onu biraz itebilir, biraz sıkıştırabilir, yüzyıllar boyunca biraz zayıflatabilir: ama yalnızca Kahkaha onu bir anda paçavraya ve atomlarına ayırabilir. Kahkahanın saldırısına karşı hiçbir şey dayanamaz.”
— Mark Twain (1835 – 1910)
“Bir başkasının dininin budalalık olduğunu bildiğim o rahat güven, bana kendi dinimin de budalalık olduğundan şüphelenmeyi öğretiyor.”
— Mark Twain (1835 – 1910)
“Bir eleştirmen hiçbir zaman bir kitabı ya da oyunu ne var etti ne de yok etti. Nihai yargıçlar halkın kendisidir. Önemli olan onların görüşüdür. Nihayetinde son sınav hakikattir. Ama sorun şu ki çoğu yazar, hakikati en değerli varlığı sayar ve bu yüzden onu kullanırken son derece tutumlu davranır.”
— Mark Twain (1835 – 1910)
“Bir insan kendini yalancı kabul ettiğinde, hiç olmadığı kadar dürüsttür.”
— Mark Twain (1835 – 1910)
“Zarar verici bir yalan takdire değer olmayan bir şeydir; ve aynı şekilde, aynı ölçüde, zarar verici bir hakikat de öyledir—ki bu, iftira hukuku tarafından kabul edilen bir olgudur.”
— Mark Twain (1835 – 1910)
“Gökkuşağına karşı vahşi insanın duyduğu saygıyı duymuyoruz, çünkü onun nasıl oluştuğunu biliyoruz. Bu meseleyi kurcalayarak kazandığımız kadar kaybettik de.”
— Mark Twain (1835 – 1910)