İnanç üzerine sözler
259 söz.
“Utanç, bir "mysterium"un olduğu her yerde vardır.”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“Tanrı öldü! Tanrı ölü kaldı! Ve onu biz öldürdük! Biz, katillerin katili, kendimizi nasıl avutacağız?”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“İyi ve Kötü denen eski bir kuruntu vardır. Bu kuruntunun tekerleği şimdiye dek falcılar ve yıldız okuyucular etrafında dönmüştür.”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“Yemin ederim kardeşlerim, yeryüzüne sadık kalın ve size dünya ötesi umutlardan söz edenlere inanmayın! Zehir karıştıranlardır onlar, bilsinler ya da bilmesinler. Yaşamı hor görenlerdir onlar, can çekişenler ve kendileri de zehirlenmiş olanlardır, yeryüzü onlardan bıkmıştır: bırakın gitsinler!”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“Ve bütün tanrılar o zaman güldüler, sandalyelerinde sallanarak ve haykırdılar: "Tanrısallık tam da bu değil midir: tanrılar vardır, ama Tanrı yoktur?" Kulağı olan işitsin.”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“Onu bir sevgi tanrısı olarak öven, sevginin kendisini yeterince yüksek düşünmüyor demektir.”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“Eğer tanrılar olsaydı, ben nasıl katlanırdım tanrı olmamaya! Demek ki tanrılar yoktur.”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“Hıristiyanlık Eros'a zehir içirdi – Eros bundan ölmedi gerçi, ama yozlaşarak erdeme aykırı bir şeye, bir günaha dönüştü.”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“Temiz hava solumak istiyorsa insan kiliselere gitmemeli.”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“Bugünün Hristiyanlarını bizi yakmaktan alıkoyan, insan sevgileri değil, insan sevgilerinin güçsüzlüğüdür.”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“Korkarım Tanrı'dan kurtulamıyoruz, çünkü hâlâ gramere inanıyoruz [….].”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“Nasıl? İnsan yalnızca Tanrı'nın bir hata atışı mı? Yoksa Tanrı yalnızca insanın bir hata atışı mı?”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“"Hristiyanlık" sözcüğü bile bir yanlış anlamadır; aslında tek bir Hristiyan vardı, o da çarmıhta öldü.”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“Kadın, Tanrı'nın ikinci hatasıydı... bunu her rahip bilir.”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“Hristiyanlığa karşı bu sonsuz suçlamayı, duvar olan her yerde, bütün duvarlara yazmak istiyorum; körleri bile gören yapacak harflerim var... Hristiyanlığa tek büyük lanet, tek büyük en içsel yozlaşma, hiçbir aracın yeterince zehirli, gizli, yeraltına ait, küçük olmadığı tek büyük intikam içgüdüsü diyorum; ona insanlığın tek ölümsüz utanç lekesi diyorum.”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“Kimsenin Hristiyan olması kendi elinde değildir: Hristiyanlığa 'dönülmez', bunun için yeterince hasta olmak gerekir.”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“Hristiyanlığı mahkûm ediyorum; Hristiyan kilisesine karşı, bir davacının bugüne dek ağzına aldığı en korkunç suçlamayı yöneltiyorum. O, benim için düşünülebilecek yozlaşmaların en yücesidir; o, mümkün olan en son yozlaşmaya bile iradeye sahip olmuştur.”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“Hristiyanlığa merhamet dini denir. — Merhamet, yaşam duygusunun enerjisini artıran tonik duygulanımların karşısında yer alır: depresif bir etki yapar. Merhamet edince güç kaybedilir […] Merhamet, genel ve büyük ölçekte, seçilim yasası olan gelişim yasasını çiğner. Yok olmaya olgunlaşmış olanı ayakta tutar; yaşamın yoksun bırakılmışları ve mahkûm edilmişleri lehine direnir; yaşamda tuttuğu her türden bozuk yaratığın bolluğuyla yaşamın kendisine kasvetli ve kuşkulu bir görünüm verir.”
— Friedrich Nietzsche (1844 – 1900)
“İnsanın iyi bir yaşam sürüşünün dışında, Tanrı'yı hoşnut etmek için yapabileceğini sandığı her şey, yalnızca din kuruntusu ve Tanrı'ya sahte hizmettir.”
— Immanuel Kant (1724 – 1804)
“Güçlü görünmez varlıklara tapınma, çaresiz insandan, kendi yetersizliğinin bilincine dayanan doğal korkuyla koparılıp alınmıştır; …”
— Immanuel Kant (1724 – 1804)
“Yerleşik Kilisemizin kavramı zaman zaman yanlış anlaşılıyor ve bence yaygın biçimde yeterince takdir edilmiyor. Onun rolü, Anglikanizmi diğer dinleri dışlayarak savunmak değildir. Aksine Kilise, bu ülkede tüm inançların özgürce yaşanmasını koruma görevine sahiptir.”
— II. Elizabeth (1926 – 2022)
“Dinlerimiz, hayatlarımızı yaşama biçimimiz ve birbirimize davranış şeklimiz için kritik bir rehberlik sağlar.”
— II. Elizabeth (1926 – 2022)
“Artık Türkiye, din ve şeriat oyunlarına sahne olmaktan çok yüksektir. Bu gibi oyuncular varsa, kendilerine başka taraflarda sahne arasınlar.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Bizi yanlış yola sevk eden kötü yaradılışlılar, çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep din kuralları sözleriyle aldatagelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz… Görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din örtüsü altındaki küfür ve kötülükten gelmiştir.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Bugün tutsaklık acıları içinde inleyen birçok dindaşlarımız vardır. Bunlar için de, kendi ortamlarında bağımsızlıklarını kazanmaları ve tam bir bağımsızlıkla ülkelerinin gönenç ve yükselmesine çaba harcamaları en büyük dileklerimizdendir.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Devlet idaresinde bütün kanunlar, nizamlar, ilmin muasır medeniyete temin ettiği esas ve şekillere, dünya ihtiyaçlarına göre yapılır ve tatbik edilir. Din telakkisi vicdanî olduğundan cumhuriyet, din fikirlerini devlet ve dünya işlerinden ve siyasetten ayrı tutmayı milletimizin muasır terakkîsinde başlıca muvaffakiyet görür.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Efendiler ve ey millet! İyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti; şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru ve en hakiki tarikat, tarikatımedeniyedir. Medeniyetin emrettiğini ve talep ettiğini yapmak, insan olmak için kâfidir.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Türk milleti, halk idaresi olan cumhuriyetle idare olunur bir devlettir. Türk Devleti laiktir. Her reşit dinini seçmekte serbesttir.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“O [George Washington Cable], bana kutsal Pazar gününden nefret etmeyi ve onu hiçe saymanın yeni ve zahmetli yollarını aramayı öğretti.”
— Mark Twain (1835 – 1910)
“...[İ]klim için Cennet, toplum için Cehennem.”
— Mark Twain (1835 – 1910)