
Sergei Prokudin-Gorskii · Public domain · kaynak
Lev Tolstoy kimdir?
Lev Nikolayeviç Tolstoy, 19. yüzyıl Rus edebiyatının en önemli yazarlarından biri olarak kabul edilen romancı, oyun yazarı, filozof ve pedagogdur. Özellikle Savaş ve Barış ile Anna Karenina adlı romanları, gerçekçi edebiyatın başyapıtları arasında sayılmakta ve Tolstoy'u dünya edebiyat tarihinde kalıcı bir konuma yerleştirmektedir. Edebi üretiminin yanı sıra ahlaki ve dini konulardaki görüşleriyle de yaşadığı dönemin düşünce dünyasında etkili olmuştur.
9 Eylül 1828'de Rus İmparatorluğu'nda, aristokrat bir ailenin çocuğu olarak Yasnaya Polyana'da doğdu. Yirmili yaşlarında edebiyat kariyerine adım attı ve yarı otobiyografik nitelikteki Çocukluk, Oğlanlık ve Gençlik üçlemesiyle dikkat çekti. Kırım Savaşı'nda edindiği deneyimlere dayanan Sivastopol Serisi ise ona erken dönemde önemli bir edebi ün kazandırdı. Bu eserler, Tolstoy'un gözlem gücünü ve insan psikolojisini aktarmadaki ustalığını ortaya koyan ilk örnekler olarak değerlendirilir.
Tolstoy'un başyapıtları olan Savaş ve Barış ile Anna Karenina, roman türünün gelişiminde dönüm noktaları olarak görülür. Savaş ve Barış, Napolyon dönemi Rus toplumunu geniş bir tarihsel çerçeve içinde ele alırken, Anna Karenina aşk, evlilik ve toplumsal ahlak temalarını derinlemesine işler. Bu iki roman, anlatım teknikleri, karakter derinliği ve toplumsal çözümlemeleriyle gerçekçi edebiyatın en yetkin örnekleri arasında sayılmaktadır. Bunların yanı sıra İvan İlyiç'in Ölümü, Aile Mutluluğu ve Hacı Murat gibi uzun hikâyeleri ile Çömlek Alyoşa ve Balodan Sonra gibi kısa öyküleri de Tolstoy'un anlatı türündeki çok yönlülüğünü göstermektedir. Edebi eserlerinin dışında felsefi, ahlaki ve dini temalar üzerine piyesler ve denemeler de kaleme almıştır.
1870'lerde Tolstoy, kendi ifadesiyle derin bir ahlaki kriz yaşadı. Bu dönemden itibaren edebi üretiminin yanı sıra düşünsel arayışları da ön plana çıktı. Ahlak, inanç, toplumsal düzen ve bireyin sorumluluğu gibi konulara yönelerek bu meseleleri deneme ve diğer düşünce yazıları aracılığıyla tartışmaya açtı. Tolstoy'un bu dönemdeki görüşleri, onu yalnızca bir edebiyatçı olarak değil, aynı zamanda toplumsal ve ahlaki konularda söz sahibi bir düşünür olarak da ön plana çıkardı.
Yaşamı boyunca edebiyat alanındaki başarısı uluslararası ölçekte kabul gördü. 1902'den 1906'ya kadar her yıl Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterildi; ayrıca 1901, 1902 ve 1909 yıllarında Nobel Barış Ödülü için de adaylığı bulunuyordu. Buna karşın Tolstoy hiçbir zaman Nobel Ödülü kazanmadı. Ödülü alamamış olması, edebiyat ve düşünce tarihi açısından tartışmalı bir konu olarak değerlendirilmeye devam etmektedir.
Tolstoy, 20 Kasım 1910'da Astapovo'da hayatını kaybetti. Geride bıraktığı edebi ve düşünsel miras, yalnızca Rus edebiyatını değil, dünya edebiyatını ve ahlak felsefesi üzerine yürütülen tartışmaları da derinden etkilemiştir. Romanları günümüzde de en çok okunan ve incelenen edebi eserler arasında yer almakta; Tolstoy'un insan doğasına, topluma ve ahlaka ilişkin gözlemleri farklı kuşaklar tarafından yeniden yorumlanmaktadır.
Biyografi, Vikipedi ve Wikidata bilgilerinden yararlanılarak yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır.
Lev Tolstoy sözleri (34)
“Aşk? Aşk nedir? Aşk ölüme engel olur. Aşk hayattır. Her şeyi, anladığım her şeyi yalnızca sevdiğim için anlıyorum. Her şey vardır, her şey yalnızca sevdiğim için vardır. Her şey yalnızca onunla birbirine bağlıdır. Aşk Tanrı'dır ve ölmek, benim için, bir aşk zerresi olarak ortak ve ebedi kaynağa dönmek demektir.”
“Çocuklar sertlikle yıldırılamaz; onlar yalnızca yalana katlanamazlar.”
“Dolu tüfekle dikkatli davranmak gerektiğini biliriz. Ama söze de aynı şekilde dikkatli davranmak gerektiğini bilmek istemeyiz. Söz öldürebilir ve ölümden beter bir kötülük yapabilir.”
“Mesele çok şey bilmekte değil, bilinebilecek her şey içinden en gerekli olanı bilmektir.”
“Dünyayı yönetenlerin tamamen deli olduklarına ciddi olarak inanıyorum.”
“Deliler hedeflerine her zaman sağlıklı insanlardan daha iyi ulaşırlar. Bunun nedeni, onlar için hiçbir ahlaki engelin, ne utancın, ne adaletin, ne de korkunun var olmamasıdır.”
“Bir insanın doğruluk derecesi, onun ahlaki olgunluk derecesinin göstergesidir.”
“Tanrının üçlülüğüne inananlara bunun var olmadığı kanıtlanamaz; ama onlara, ileri sürdükleri şeyin bir bilgi iddiası değil, bir inanç iddiası olduğu gösterilebilir. Eğer onlar üç tanrı olduğunu ileri sürüyorsa, ben de aynı hakla 17,5 tanrı olduğunu ileri sürebilirim.”
“Fiziksel emek, zihinsel faaliyet olanağını yalnızca dışlamakla kalmaz, yalnızca onun değerini artırmakla kalmaz, aynı zamanda onu teşvik eder.”
“Öldüm — uyandım. Evet, ölüm bir uyanıştır!”
“Bir vahşi, tahta tanrısına inanmayı bıraktıysa, bu Tanrı'nın olmadığı anlamına gelmez; yalnızca Tanrı'nın tahtadan olmadığı anlamına gelir. (Surat Kahvehanesi)”
“İnsan düşünmeyi öğrendiyse, ne hakkında düşünürse düşünsün, her zaman kendi ölümü hakkında düşünür.”
“Hayalde gerçeklikten daha iyi olan bir yan vardır; gerçeklikte de hayalden daha iyi bir yan vardır. Tam mutluluk, ikisinin birleşimi olurdu.”
“Hayatın değeri, ölüme olan uzaklığın karesiyle ters orantılıdır.”
“İnsan sevgisinden daha önemli herhangi bir şeyin var olduğu, bir saatliğine ve tek bir istisnai durumda bile kabul edilebilirse, kendini suçlu saymadan insanlara karşı işlenemeyecek hiçbir suç kalmaz.”
“Bütün insanlar kısmen kendi düşüncelerine göre, kısmen de başkalarının düşüncelerine göre yaşar ve davranır. İnsanların ne ölçüde kendi düşüncelerine, ne ölçüde başkalarının düşüncelerine göre yaşadıkları, insanlar arasındaki başlıca farklardan birini oluşturur.”
“İnsanlar çoğu zaman vicdanlarının temizliğiyle övünürler, oysa bunun tek nedeni kısa bir hafızaya sahip olmalarıdır.”
“Hayat durmaksızın süren bir değişimdir: bedensel yaşamın zayıflaması, ruhsal yaşamın güçlenmesi ve artmasıdır.”
“İnsanın gücünü, kendi çabasından başka bir şeyden kurtuluş ve iyilik ummaktan daha çok zayıflatan hiçbir şey yoktur.”
“Bilgi bir araçtır, amaç değil.”
“Ölümün kaçınılmazlığını bilerek yaşamaya devam etmek için yalnızca iki yol vardır: biri, bu dünyanın sevinçlerine ulaşmayı aralıksız ve güçlü bir biçimde arzulayıp çabalayarak ölüm düşüncesini sürekli bastırmak; diğeri ise bu kısa ya da uzun geçici hayatta, ölümün yok edemeyeceği bir anlam bulmaktır.”
“Bütün doğrular paradokstur. Aklın düz sonuçları yanılgılıdır; deneyimin saçma sonuçları ise şaşmaz.”
“İki doğrunun birbiriyle çeliştiğini gördüğün aşamaya henüz ulaşmadıysan, düşünmeye daha başlamamışsın demektir.”
“Aradığında kendinden daha kötü alçaklar bulamayacak ve dolayısıyla kendisiyle gurur duymak ve hoşnut olmak için bir neden bulamayacak hiçbir alçak yoktur.”
“Mutluluk, pişmanlık duyulmayan hazdır.”
“Ölümü korkuyla düşünen insan, okyanusu aşıp da eve dönüşü korkuyla düşünen bir yolcuya benzer. Belki sarsıntı olur, deniz tutar, fırtına çıkar; ama eve dönmekten kaçınılamaz.”
“Gerçek hayat, yalnızca geçmişi sürdüren, bugünkü hayatın iyiliğine ve gelecekteki hayatın iyiliğine katkıda bulunan hayattır.”
“Yaşlılık, hayattaki en büyük sürprizdir.”
“Bedenlerimiz, içinde öldürülmüş hayvanların gömülü olduğu canlı mezarlarken, yeryüzünde barışın ve refahın hüküm süreceğini nasıl umut edebiliriz?”
“Hükümetin gücü halkın cahilliğine dayanır ve hükümet bunu bilir; bu yüzden her zaman aydınlanmaya karşı savaşacaktır. Artık bunu anlamamızın zamanı geldi.”