
Alexander Gardner · Public domain · kaynak
Abraham Lincoln kimdir?
Abraham Lincoln, 1861'den 1865'e kadar Amerika Birleşik Devletleri'nin 16. başkanı olarak görev yapmış Amerikalı siyasetçi ve hukukçudur. Başkanlığı, Amerikan İç Savaşı'nın en kritik dönemine denk gelmiş; Lincoln, ulusal birliği savunarak savaşı kazanmış, köleliğin kaldırılmasına öncülük etmiş ve ABD ekonomisinin modernleştirilmesinde önemli adımlar atmıştır. Cumhuriyetçi Parti'den seçilen ilk başkan olması da onu Amerikan siyasi tarihinde ayrı bir yere koyar.
12 Şubat 1809'da Kentucky'de doğan Lincoln, yaşamının erken dönemlerinden itibaren hukuk ve siyasetle iç içe olmuştur. Meslek hayatına avukatlık ve postane müdürlüğü gibi görevlerle başlamış, ardından savcılık yapmıştır. Illinois Temsilciler Meclisi üyeliği ve bir dönem ABD Temsilciler Meclisi üyeliği görevlerinde bulunmuş; iki kez ABD Senatosu'na girmek için aday olsa da bu girişimlerinde başarılı olamamıştır. Bu siyasi deneyimler, onun ulusal meselelere bakışını şekillendirmiş ve ilerideki başkanlık kariyerine zemin hazırlamıştır.
Lincoln, ABD'de köleliğe karşı olduğunu açıkça dile getiren bir siyasetçi olarak öne çıkmıştır. 1860 yılında başkanlık için resmen adaylığını koymuş, ertesi yıl yapılan seçimde oyların büyük çoğunluğunu alarak Cumhuriyetçi Parti'den seçilen ilk ABD başkanı olmuştur. Başkanlığı sırasında patlak veren Amerikan İç Savaşı'nda Amerika Konfedere Devletleri'ne karşı mücadele etmiş, ABD birliğini anayasal bir bütün olarak savunmuştur. Savaşın seyri içinde Birleşik Devletler ordusunu yönetmiş ve nihayetinde önemli bir zafer kazanmıştır.
Lincoln'ün başkanlık döneminin en belirleyici icraatlarından biri, 1863 yılında ilan ettiği Özgürlük Bildirgesi'dir. Bu bildirge ile isyan halindeki eyaletlerde köleliğin kaldırılmasına yönelik somut bir adım atılmış; bu adım, sonraki yıllarda köleliğin tüm ülkede sona erdirilmesinin yolunu açmıştır. Ayrıca Lincoln, savaş koşullarına rağmen Amerikan ekonomisinin modernleştirilmesine dair çalışmaları da başkanlık gündeminde tutmuştur. Bu yönüyle yalnızca siyasi değil, ekonomik dönüşümün de aktörlerinden biri olmuştur.
Lincoln'ün ABD'deki etkisi, başkanlık süresinin ötesine geçmiştir. İç savaş sırasında sergilediği liderlik, birliğin korunmasında ve federal otoritenin pekişmesinde belirleyici olmuştur. Kölelik karşıtı duruşu, onu hem destekleyenler hem de karşı çıkanlar nezdinde dönemin en tartışmalı ve aynı zamanda en etkili siyasi figürlerinden biri hâline getirmiştir. Başkanlık süresince karşılaştığı ağır siyasi ve askerî baskılara rağmen kararlı bir çizgi izlemiştir.
Lincoln, 15 Nisan 1865'te Washington'da uğradığı suikast sonucu hayatını kaybetmiştir. Ölümü, Amerikan tarihinde derin bir yas ve sarsıntı yaratmış; adı, ulusal birlik ve özgürlük mücadelesiyle özdeşleşmiştir. Bugün Abraham Lincoln, yalnızca ABD'nin 16. başkanı olarak değil, aynı zamanda köleliğin kaldırılması ve birliğin savunulması konularındaki rolüyle Amerikan siyasi tarihinin en çok hatırlanan figürlerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Biyografi, Vikipedi ve Wikidata bilgilerinden yararlanılarak yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır.
Abraham Lincoln sözleri (133)
“Onun yuvarlak, neşeli, bereketli yüzünde posta müdürlükleri, tapu daireleri, mareşallikler ve kabine atamaları, maslahatgüzarlıklar ve yurt dışı görevler harikulade bir taşkınlıkla fışkırırken, açgözlü ellerin kapmasına hazır şekilde görülmüştür. Kimse benim başkan olmamı beklemedi. Benim zavallı, çelimsiz, sıska yüzümde hiç kimse lahanaların tomurcuklandığını görmemiştir.”
“Zenci için istediğim tek şey, onu sevmiyorsanız, onu kendi haline bırakmanızdır. Tanrı ona az şey verdiyse, bırakın o az şeyin tadını çıkarsın.”
“Kurumlarımızın ruhunun insanların yükseltilmesini amaçladığını anladığım için, onları alçaltmaya yönelen her şeye karşıyım.”
“Cumhuriyetçi ilke, değişmez ilke, asla gözden kaçırılmaması gereken ilke, köleliğin yanlış olduğudur.”
“Kölelik nerede varsa, oraya ilk önce hukuk dışı yollardan sokulmuştur. Onunla ilgili bulduğumuz en eski yasalar, onu getiren yasalar değil; zaten var olan bir şeyi düzenleyen yasalardır.”
“Hiçbir yasanın özgür yasa olmadığı şeklindeki olumsuz ilke, avukatlar dışında pek bilinmez.”
“Israr ediyorum ki, eğer BÜTÜN HALKIN asla başka ellere emanet etmemesi gereken HERHANGİ BİR ŞEY varsa, o şey kendi özgürlüklerinin ve kurumlarının korunması ve sürekliliğidir.”
“Kölelik, insan doğasındaki bencilliğe dayanır; ona karşı çıkış ise insanın adalet sevgisine. Bu ilkeler ebedi bir karşıtlıktır; ve köleliğin yayılmasının onları getirdiği gibi şiddetli bir çarpışmaya girdiklerinde, sarsıntılar, sancılar ve kasılmalar durmaksızın birbirini izlemek zorundadır. Missouri Uzlaşması'nı yürürlükten kaldırın, bütün uzlaşmaları yürürlükten kaldırın, Bağımsızlık Bildirgesi'ni yürürlükten kaldırın, bütün geçmiş tarihi yürürlükten kaldırın, yine de insan doğasını yürürlükten kaldıramazsınız. İnsanın yüreğinin taşkınlığı yine köleliğin yayılmasının yanlış olduğunu söyleyecek; ve yüreğinin taşkınlığından ağzı konuşmaya devam edecektir.”
“Doğru olanın yanında duran herkesle birlikte durun. O doğru olduğu sürece onunla birlikte olun ve yanlış yola saptığında ondan ayrılın.”
“Cumhuriyetçiler, ellerinden gelen bütün yetenekle, zencinin bir insan olduğunu; onun köleliğinin acımasızca yanlış olduğunu ve baskı gördüğü alanın genişletilmemesi gerektiğini telkin ederler. Demokratlar ise onun insanlığını inkâr ederler; köleliğinin yanlışlığını inkâr eder ya da önemsizliğe indirgerler; mümkün olduğunca ona yönelik bütün merhameti bastırır, ona karşı nefret ve tiksinti besleyip kışkırtırlar; bunu yapmakla kendilerini Birlik kurtarıcıları olarak överler ve köleliğinin sınırsızca yayılmasını 'kutsal bir özyönetim hakkı' olarak adlandırırlar.”
“Önce nerede olduğumuzu ve nereye gittiğimizi bilseydik, ne yapacağımıza ve nasıl yapacağımıza daha iyi karar verebilirdik. Kölelik kışkırtmalarına son verme amacı güdülen, açık hedefi ve kendinden emin vaadiyle başlatılan bir politikanın üzerinden geçen beşinci yılın içindeyiz. Bu politikanın işleyişi altında, o kışkırtma yalnızca sona ermemekle kalmamış, sürekli artmıştır. Benim görüşüme göre, bir krize ulaşılıp geçilmedikçe sona ermeyecektir.”
“"Kendi içinde bölünmüş bir ev ayakta kalamaz." Bu hükümetin kalıcı olarak yarı köle yarı özgür biçimde dayanabileceğine inanmıyorum. Birliğin dağılmasını beklemiyorum —evin yıkılmasını beklemiyorum— ama bölünmüş olmaktan çıkacağını bekliyorum. Ya bütünüyle şu olacak ya bütünüyle öteki.”
“Kölelik karşıtları ya köleliğin daha fazla yayılmasını durdurup onu, kamu vicdanının nihai olarak ortadan kalkacağına inanacağı bir konuma yerleştirecekler; ya da savunucuları onu, eski eyaletlerde olduğu kadar yenilerinde de —Kuzey'de olduğu kadar Güney'de de— her eyalette aynı şekilde yasal hale gelinceye dek ileriye taşıyacaklar. Bu ikinci duruma doğru bir eğilimimiz yok mu? Bundan kuşku duyan herkes, Nebraska öğretisi ile Dred Scott kararından oluşan, neredeyse eksiksiz hale gelmiş şu yasal bileşimi —bir tür makine parçasını— dikkatle inceleyiversin.”
“Dred Scott kararı uyarınca "squatter egemenliği" var olmaktan çıktı; tıpkı dökümhanede tek dökümde iş gören ve sonra gevşek kuma dönen kalıp gibi, geçici bir iskele gibi yıkılıp gitti —bir seçimi kazanmaya yaradı, sonra da rüzgâra savruldu.”
“Dred Scott davasında Başyargıç Taney tarafından açıklanan mahkeme görüşü ve aynı yönde oy veren bütün yargıçların ayrı ayrı görüşleri, Birleşik Devletler Anayasası'nın ne Kongre'ye ne de bir eyalet bölgesi yasama organına, herhangi bir Birleşik Devletler bölgesinden köleliği dışlama izni vermediğini açıkça belirtirken; hepsi birden, aynı Anayasa'nın bir eyalete ya da bir eyaletin halkına onu dışlama izni verip vermediğini belirtmeyi atlar.”
“Bildiğimiz üzere Senatör Douglas, bir insanın bugün düne göre haklı olarak daha akıllı olabileceğini, kendini hatalı bulduğunda haklı olarak değişebileceğini savunur. Fakat biz, bu nedenle ileri gidip, onun kendisinin hiçbir işaretini vermediği belirli bir değişikliği yapacağı sonucunu çıkarabilir miyiz?”
“Şimdi de, her zaman olduğu gibi, Yargıç Douglas'ın konumunu yanlış tanıtmayı, niyetlerini sorgulamayı ya da ona kişisel olarak saldırgan gelebilecek herhangi bir şey yapmayı istemiyorum. Ne zaman, eğer olursa, ilke üzerinde bir araya gelebilirsek ve davamız onun büyük yeteneğinden yardım alabilirse, araya rastlantısal hiçbir engel koymamış olmayı umarım. Ama açıkça görülüyor ki o şu anda bizimle değil; bizimle olduğunu iddia etmiyor, bizimle olacağına söz de vermiyor. O halde davamız, kendi kuşku götürmez dostlarına, elleri serbest, yüreği işte olan, sonucu gerçekten önemseyenlere emanet edilmeli ve onlar tarafından yürütülmelidir.”
“Tuhaf, birbiriyle uyumsuz ve hatta düşmanca unsurlardan oluşan bizler, dört bir yandan toplandık ve disiplinli, gururlu ve şımartılmış bir düşmanın sürekli ateşi altında savaşı sonuna kadar verdik. Bütün bunlara göğüs gerdik de şimdi mi duraksayacağız? Şimdi, o aynı düşman sendelemekteyken, parçalanmış ve kendi içinde kavgalıyken? Sonuç kuşkulu değil. Başarısız olmayacağız; eğer sağlam durursak, başarısız olmayacağız. Akıllıca öğütler hızlandırabilir, hatalar geciktirebilir ama er ya da geç zafer mutlaka gelecektir.”
“Kölelikten her zaman nefret ettim; sanırım herhangi bir kölelik karşıtı kadar.”
“Her bireyin, başka hiç kimsenin haklarına hiçbir şekilde müdahale etmediği sürece, kendisiyle ve emeğinin meyvesiyle dilediği gibi davranmaya doğal olarak hakkı olduğuna; bir Devlet olarak her topluluğun, kendi içindeki ve başka hiçbir Devletin hakkına müdahale etmeyen tüm meselelerde tam olarak dilediği gibi davranma hakkına sahip olduğuna ve genel hükümetin, ilke gereği, bütünü ilgilendiren genel şeyler sınıfı dışında hiçbir şeye müdahale etme hakkının olmadığına inanıyorum.”
“Öyleyse, başlanmışken işi korumak daha iyidir. Emeği verdiniz; onu sürdürün, koruyun. Eğer insanlar size hizmet etmeyi seçerlerse, onlarla gidin; ama örgütünüzü ilke üzerine kurduğunuza göre, o ilkeye bağlı kalın; çünkü Tanrı'nın üzerinizde hüküm sürdüğü, zihninize ilham verdiği, size doğruluk duygusu bahşettiği ve size umut vermeye devam ettiği kadar kesin olarak, bu fikirlere yine sarılacaksınız ve tüm o savrulmalardan sonra, sırf işinizi yeniden yapmak için eninde sonunda geri döneceksiniz.”
“Şunu bilmek isterim: Bütün insanların ilke olarak eşit olduğunu ilan eden bu eski Bağımsızlık Bildirgesi'ni alıp ona istisnalar getirmeye kalkarsak, bu nerede durur? Bir adam bunun bir zencinin kastedilmediği anlamına geldiğini söylerse, bir başkası neden başka bir adamın kastedilmediğini söyleyemesin? O bildirge hakikat değilse, gidip onu bulduğumuz Kanun Kitabı'nı alalım ve o sayfayı yırtalım! Bunu yapmaya kim cesaret edebilir! Eğer doğru değilse, yırtıp atalım! Öyleyse ona bağlı kalalım, öyleyse onun yanında dimdik duralım.”
“Şu adam ile bu adamın, şu ırk ile bu ırk ve öteki ırkın aşağı olduğuna ve bu yüzden aşağı bir konuma konulmaları gerektiğine dair tüm bu laf kalabalığını bir kenara bırakalım. Tüm bu şeyleri bir kenara bırakalım ve bu topraklar boyunca tek bir halk olarak birleşelim, ta ki bir kez daha ayağa kalkıp bütün insanların eşit yaratıldığını ilan edene dek.”
“Sizden ayrılırken, tüm insanların özgür ve eşit yaratıldığına dair hiçbir şüphe kalmayana dek özgürlük lambasının yüreklerinizde yanmasını umuyorum.”
“Köleliğin var olduğu eyaletlerde bu kuruma doğrudan ya da dolaylı olarak müdahale etmek gibi bir niyetim yoktur. Buna yasal hakkım olmadığına inanıyorum ve buna eğilimim de yok.”
“Kamuoyu duyarlılığı varken hiçbir şey başarısız olamaz; o yokken hiçbir şey başarılı olamaz. Dolayısıyla kamuoyunu şekillendiren kişi, yasalar çıkaran veya hükümler veren kişiden daha derine iner. O, yasaların ve hükümlerin uygulanabilir ya da uygulanamaz olmasını sağlar.”
“Açlıktan ölmüş bir güvercinin gölgesini kaynatarak yapılan homeopatik çorba kadar incelmedi mi?”
“Bu bir telafi dünyasıdır; ve köle sahibi olmamayı kabul eden kişi, kendisi de başkasının kölesi olmamalıdır. Başkalarına özgürlüğü çok görenler, onu kendileri için hak etmezler ve adil bir Tanrı'nın yönetimi altında onu uzun süre ellerinde tutamazlar.”
“Eğer biri yaşamı boyunca ücretli işçi konumunda kalıyorsa, bu sistemin hatası değildir; bunun nedeni ya bu durumu tercih eden bağımlı bir doğa, ya öngörüsüzlük, akılsızlık ya da istisnai bir talihsizliktir.”
“Bazılarınız başarılı olacak ve bu kişiler, eve neşeli bir ruh haliyle dönmek için çok az felsefeye ihtiyaç duyacak; bazılarınız ise hayal kırıklığına uğrayacak ve daha az mutlu bir ruh halinde olacak. Böylelerine şöyle densin: "Bunu fazla dert etmeyin." Şu özdeyişi benimsesinler: "Bir dahaki sefere daha iyi şans"; ardından yenilenen çabayla bu daha iyi şansı kendileri için yaratsınlar.”
Ona ait olmadığı hâlde atfedilen sözler
Aşağıdaki sözler sık sık Abraham Lincoln adına paylaşılır, ancak kaynaklarına göre ona ait değildir.
“İçki yasağı, alkol karşıtlığı davasına büyük zarar verecektir. Kendi başına bir tür ölçüsüzlüktür; çünkü bir insanın iştahını yasayla denetlemeye çalışarak aklın sınırlarını aşar ve suç olmayan şeyleri suç hâline getirir. Bir içki yasağı yasası, hükûmetimizin üzerine kurulduğu ilkelerin ta kendisine bir darbe indirir.”
İngilizce: Prohibition will work great injury to the cause of temperance. It is a species of intemperance within itself, for it goes beyond the bounds of reason in that it attempts to control a man's appetite by legislation, and makes a crime out of things that are not crimes. A Prohibition law strikes a blow at the very principles upon which our government was founded.
“Yalnızca yardım etme yüreğine sahip olanın eleştirme hakkı vardır.”
İngilizce: He only has the right to criticize who has the heart to help.
“Din konusunu fazla derinlemesine incelemek iyi olmaz, çünkü bu genellikle dinsizliğe götürür.”
İngilizce: It will not do to investigate the subject of religion too closely, as it is apt to lead to Infidelity.
“Tanrı'nın benim yanımda olmasını umuyorum, ama Kentucky benim olmalı!”
İngilizce: I hope to have God on my side, but I must have Kentucky!
“Protesto etmeleri gerekirken sessiz kalarak günah işlemek insanları korkak yapar.”
İngilizce: To sin by silence when they should protest makes cowards of men.
“Hıristiyan kurtuluş planının sağlam olmadığı ve kutsal metinlerin insan kökenli olduğu yönündeki daha önceki görüşlerim, ilerleyen yaşla birlikte daha net ve güçlü hale geldi ve onları hiçbir zaman değiştireceğimi düşünmek için bir neden göremiyorum.”
İngilizce: My earlier views on the unsoundness of the Christian scheme of salvation and the human origin of the scriptures have become clearer and stronger with advancing years, and I see no reason for thinking I shall ever change them.
“Savaşın bir sonucu olarak, şirketler tahta çıkarıldı ve yüksek mevkilerde bir yolsuzluk çağı başlayacak; ülkenin para gücü, tüm servet birkaç elde toplanana ve Cumhuriyet yok edilene kadar halkın önyargılarını kullanarak egemenliğini sürdürmeye çalışacak. Şu anda ülkemin güvenliği için savaşın ortasında bile olduğundan daha fazla endişe duyuyorum. Tanrı, şüphelerimin yersiz çıkmasını nasip etsin.”
İngilizce: As a result of the war, corporations have been enthroned and an era of corruption in high places will follow, and the money power of the country will endeavor to prolong its reign by working upon the prejudices of the people until all wealth is aggregated in a few hands and the Republic is destroyed. I feel at this moment more anxiety for the safety of my country than ever before, even in the midst of war. God grant that my suspicions may prove groundless.
“Bir insanın yaşadığı yerle gurur duymasını görmek hoşuma gider. Bir insanın, yaşadığı yerin kendisiyle gurur duyacağı şekilde yaşamasını görmek hoşuma gider. Dürüst olun, ama kimseden nefret etmeyin; bir adamın yaptığı kötülüğü ortadan kaldırın, ama kötülüğü ortadan kaldırmak için zorunlu olmadıkça onu ortadan kaldırmayın. Bir adam haklıyken yanında olun, haksızlığa düştüğünde ise ayrılın.”
İngilizce: I like to see a man proud of the place in which he lives. I like to see a man live so that his place will be proud of him. Be honest, but hate no one; overturn a man's wrongdoing, but do not overturn him unless it must be done in overturning the wrong. Stand with a man while he is right, and part with him when he goes wrong.
“Kahramanlarını onurlandırmayan hiçbir ulus uzun süre varlığını sürdüremez.”
İngilizce: Any nation that does not honor its heroes will not long endure.
“Savaş zamanında morali bozan ve orduyu zayıflatan eylemleri kasten yapan kongre üyeleri sabotajcıdır ve tutuklanmalı, sürgün edilmeli ya da asılmalıdır.”
İngilizce: Congressmen who willfully take actions during wartime that damage morale and undermine the military are saboteurs and should be arrested, exiled, or hanged.
“İnsanlıkta kötülüğü bulmayı umarak bakarsanız, elbette bulursunuz.”
İngilizce: If you look for the bad in mankind expecting to find it, you surely will.
“Para, yasanın yaratığıdır ve paranın ilk çıkarımı, ulusal hükümetin münhasır tekeli olarak korunmalıdır.… Demokrasi, Para Gücü'ne üstün gelecektir.”
İngilizce: Money is the creature of law and creation of the original issue of money should be maintained as an exclusive monopoly of national government.… Democracy will rise superior to Money Power.
“Başkasının yürek ağrısını hafifletmek, kendi yürek ağrısını unutmaktır.”
İngilizce: To ease another's heartache is to forget one's own.
“Bu kahve ise lütfen bana biraz çay getirin; ama bu çay ise lütfen bana biraz kahve getirin.”
İngilizce: If this is coffee, please bring me some tea; but if this is tea, please bring me some coffee.
“Çalışacak ve hazırlanacağım; belki şansım bir gün gelir.”
İngilizce: I will study and get ready, and perhaps my chance will come.
“Düşmen beni ilgilendirmiyor; kalkman beni ilgilendiriyor.”
İngilizce: I am not concerned that you fall; I am concerned that you arise.
“Başka bir yüzüm olsaydı, sence bunu takar mıydım?”
İngilizce: If I had another face, do you think I would wear this one?
“Evlilik ne cennettir ne cehennem, sadece araftır.”
İngilizce: Marriage is neither heaven nor hell, it is simply purgatory.
“Büyükbaban ne kadar uzun boylu olursa olsun, büyümeyi kendin yapmak zorundasın.”
İngilizce: You have to do your own growing no matter how tall your grandfather was.
“Kötü bir yasayı yürürlükten kaldırmanın en iyi yolu onu uygulamaktır.”
İngilizce: The best way to get a bad law repealed is to enforce it.
“Bir şifacıdan daha kötü bir yalancı varsa, o da onun hastasıdır.”
İngilizce: The only person who is a worse liar than a faith healer is his patient.
“Köpeği ve kedisi bundan daha iyi durumda olmayan bir adamın dinine pek aldırmam.”
İngilizce: I care not much for a man's religion whose dog and cat are not the better for it.
“Yarının sorumluluğundan bugün onu görmezden gelerek kaçamazsınız.”
İngilizce: You cannot escape the responsibility of tomorrow by evading it today.
“Neredeyse bütün insanlar güçlüklere katlanabilir; ama bir insanın karakterini sınamak istiyorsanız ona iktidar verin.”
İngilizce: Nearly all men can stand adversity, but if you want to test a man's character, give him power.
“Ve nihayetinde önemli olan hayatınızdaki yıllar değildir. Önemli olan yıllarınızdaki hayattır.”
İngilizce: And in the end, it’s not the years in your life that count. It’s the life in your years.
“Ben halka yürekten inanırım. Onlara gerçekler verilirse, her ulusal krizin üstesinden gelmeleri beklenebilir. Önemli olan onlara gerçek olguları ve birayı götürmektir.”
İngilizce: I am a firm believer in the people. If given the truth, they can be depended upon to meet any national crisis. The great point is to bring them the real facts, and beer.
“Kuyruğa bacak dersen, bir köpeğin kaç bacağı olur?”
İngilizce: How many legs does a dog have, if you call a tail a leg?
“Her ne isen, iyisi olmaya çalış.”
İngilizce: Whatever you are, try to be a good one.