
Nicolas de Largillière · CC0 · kaynak
Voltaire kimdir?
François Marie Arouet ya da yaygın olarak bilinen adıyla Voltaire, Fransız Aydınlanması’nın en önemli filozoflarından, yazarlarından ve düşünürlerinden biridir. Edebiyat, felsefe, tarih ve bilim alanlarındaki üretkenliğiyle tanınan Voltaire, yaşadığı dönemin toplumsal, dinî, politik ve kültürel yapılarını radikal biçimde eleştirmiştir. Bu eleştirel tutumu ve özgürlük savunusu onu Aydınlanma hareketinin kurucu figürlerinden biri hâline getirmiştir.
21 Kasım 1694’te Paris’te doğan Voltaire, eğitimine dönemin önemli okullarından Collège Louis-le-Grand’da başladı ve burada sekiz yıl boyunca öğrenim gördü. Aldığı klasik eğitim, ileride geliştireceği edebî ve felsefî yaklaşımın temellerini attı. Gençlik yıllarından itibaren keskin zekâsı ve hiciv yeteneğiyle dikkat çeken Voltaire, Fransız monarşisinin ve Katolik Kilisesi’nin katı sansür uygulamalarıyla sık sık karşı karşıya geldi.
Voltaire, son derece çok yönlü ve üretken bir yazardı. Oyunlar, romanlar, şiirler, denemeler, tarih çalışmaları ve bilimsel açıklamalar da dâhil olmak üzere hemen her yazınsal türde eser verdi. Geride 20 binden fazla mektup ve 2 binden fazla kitap ya da kitapçık bıraktı. Eserlerinde özellikle dinî dogmaları, hoşgörüsüzlüğü ve dönemin Fransız kurumlarını iğneleyici bir dille ele aldı. Onun için yazı, toplumsal özgürlüklerin savunulmasında en güçlü araçlardan biriydi.
Voltaire’in en ünlü eseri ve başyapıtı sayılan Candide, dönemin birçok olayını, düşünürünü ve felsefi görüşünü eleştiren bir romandır. Özellikle Gottfried Leibniz’in dünyanın “mümkün dünyaların en iyisi” olduğu yönündeki iyimserlik anlayışına karşı sert bir hiciv niteliği taşır. Bu eser, Aydınlanma edebiyatının en önemli örneklerinden biri olarak kabul edilir ve Voltaire’in felsefi duruşunu açık biçimde yansıtır.
Voltaire, yaşamı boyunca toplumsal özgürlüklerin yılmaz bir savunucusu oldu. Katolik Fransız Monarşisi’nin sıkı sansür yasaları altında yazıları nedeniyle baskı gördü ve sürekli tehdit altında yaşadı. Buna rağmen kaleminden taviz vermedi; hoşgörüsüzlüğe, dinî bağnazlığa ve siyasal baskıya karşı mücadelesini sürdürdü. Bu yönüyle yalnızca bir edebiyatçı değil, aynı zamanda dönemin en etkili kamu entelektüellerinden biri oldu.
Voltaire, 30 Mayıs 1778’de Paris’te hayatını kaybetti. Ardında bıraktığı devasa külliyat ve eleştirel düşünce geleneği, Fransız Aydınlanması’nın sonraki kuşaklarına ve modern düşünce tarihine kalıcı biçimde etki etti. Bugün hâlâ özgür düşüncenin, hoşgörünün ve akılcılığın simge isimlerinden biri olarak anılmaktadır.
Biyografi, Vikipedi ve Wikidata bilgilerinden yararlanılarak yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır.
Voltaire sözleri (73)
“Ne yaparsanız yapın, rezil olanı ezin ve sizi sevenleri sevin.”
“Batıl inanç, din için astrolojinin astronomi için olduğu şeydir: çok bilge bir annenin çok deli kızı. Bu iki kız uzun süre bütün dünyayı boyunduruk altına almıştır.”
“Düşünceyi yalnızca haksızlıklarını haklı çıkarmak için kullanırlar ve sözcükleri yalnızca düşüncelerini gizlemek için kullanırlar.”
“Hristiyan mezhebinin on yedi yüz yıldır kötülükten başka bir şey yapmadığını bilecek kadar bilgili prens nerede?”
“Gerçekten de tarih, suçların ve felaketlerin tablosundan başka bir şey değildir.”
“Sonunda açıklamam gerektiğine göre, akılsızların hayranlık duydukları zincirleri onlardan söküp almak gerçekten çok zordur.”
“Hayat bu dikenlerle doludur ve ben buna karşı bahçesini ekip biçmekten başka bir çare bilmiyorum.”
“Aralarında, Afrikalıların maymunlardan mı türediği yoksa maymunların onlardan mı geldiği büyük bir sorudur. Bilgelerimiz insanın Tanrı'nın sureti olduğunu söylediler: İşte Ebedî Varlık'ın ne hoş bir sureti; yassı, kara bir burun, hiç yok denecek kadar az bir zekâyla! Şüphesiz bir gün gelecek, bu hayvanlar toprağı ekip biçmeyi, onu evlerle ve bahçelerle güzelleştirmeyi, yıldızların yolunu öğrenebilecekler; her şey için zaman gerekir.”
“Derler ki Tanrı her zaman büyük taburların yanındadır.”
“Bütün eski tarihler, güzel sözlü bir yazarımızın dediği gibi, üzerinde anlaşmaya varılmış masallardan başka bir şey değildir.”
“Kitaplar da sohbet gibi bize nadiren kesin fikirler verir: Hiçbir şey, kâr getirmeyen okumalar ve konuşmalar kadar yaygın değildir. Burada Locke'un o kadar güçlü biçimde vurguladığı şeyi tekrarlamalıyız: Terimlerinizi tanımlayın.”
“Ahlak bütün insanlarda aynıdır, öyleyse Tanrı'dan gelir; ibadet ise farklıdır, öyleyse insanların eseridir.”
“Bugün aşırı bir melankoli nöbeti içinde kendini öldüren öyle bir adam, sekiz gün bekleseydi yaşamayı isterdi.”
“Neredeyse hepimiz, kızlarla biraz taşkınlık yapan genç subaylarla karşılaşan ve onlara öfkeyle "Baylar, size verdiğim örnek bu mu?" diyen doksan yaşındaki o yaşlı generale benzemiyor muyuz?”
“İyi bir yurtsever olmak için çoğu zaman insanların geri kalanının düşmanı olmak zorunda kalmak üzücüdür.”
“Şöhreti her zaman sağlam kalacak, çünkü neredeyse hiç okunmuyor.”
“O halde insanların hepsi, ihtiyaçları olmasaydı, zorunlu olarak eşit olurdu. Türümüze bağlı yoksulluk, bir insanı başka bir insana bağımlı kılar: Asıl mutsuzluk eşitsizlik değil, bağımlılıktır.”
“Demek ki insanlık durumu öyledir ki, ülkesinin büyüklüğünü dilemek, komşularının kötülüğünü dilemektir.”
“Yalnızca erdemli insanların dostları vardır.”
“İyi yasalara sahip olmak mı istiyorsunuz; kendi yasalarınızı yakın ve yenilerini yapın.”
“Terimleri tanımlayın, diyorum size, yoksa asla anlaşamayız.”
“Önyargı, yargılamadan edinilmiş bir kanıdır.”
“Hoşgörü nedir? İnsanlığın ayrıcalığıdır. Hepimiz zayıflıklarla ve hatalarla yoğrulmuşuzdur; aptallıklarımızı karşılıklı olarak bağışlayalım, bu doğanın ilk yasasıdır.”
“Ağırbaşlı tiranlardan oluşan bir topluluk, hiçbir baştan çıkarmaya kapalıdır.”
“Bazen denir ki, sağduyu çok nadirdir...”
“Şüphe pek hoş bir durum değildir, ama kesin inanç gülünç bir durumdur. Doğa Sistemi'nde en çok isyan ettiren şey (unla yılan balığı yapma yönteminden sonra), bir Tanrı'nın olmadığına, bunun imkânsızlığını kanıtlamaya bile çalışmadan karar verme cüretidir.”
“Düşüncenin tümüyle mideye bağlı olması ne tuhaf bir şey; buna rağmen en iyi mideler en iyi düşünürler değil.”
“Tanrı olmasaydı, onu icat etmek gerekirdi.”
“"Tanrı olmasaydı, onu icat etmek gerekirdi." Ama bütün doğa bize onun var olduğunu haykırıyor; yüce bir zekânın, uçsuz bucaksız bir gücün, hayranlık uyandıran bir düzenin var olduğunu ve her şey bize ona bağımlılığımızı öğretiyor.”
“En iyi, iyinin düşmanıdır.”