
Etching created by Cadell and Davies (1811), John Horsburgh (1828) or R.C. Bell (1872). · Public domain · kaynak
Adam Smith kimdir?
Adam Smith, modern ekonominin kurucu isimlerinden biri olarak kabul edilen İskoç ahlak filozofu ve politik ekonomi öncüsüdür. İskoç Aydınlanması'nın önde gelen figürlerinden olan Smith, yazdığı iki klasik eserle hem ahlak felsefesi hem de iktisat alanında kalıcı bir etki bırakmıştır. "Ekonominin Babası" ve "Kapitalizmin Babası" olarak anılması, özellikle serbest piyasa düşüncesine yaptığı katkılardan kaynaklanır.
İskoçya'nın Kirkcaldy şehrinde bir gümrük denetleyicisinin oğlu olarak dünyaya geldi. Kesin doğum tarihi kayıtlarda bulunmamakla birlikte 5 Haziran 1723'te, babasının ölümünden altı ay sonra vaftiz edildiği bilinir. Çocukluğu ve gençlik yılları hakkında sınırlı bilgi bulunan Smith'in hayatı, İskoçya'da geçen bu erken dönemden itibaren felsefe ve ahlak konularına yönelen bir düşünce çizgisini yansıtır.
Smith'in ilk önemli eseri 1759'da yayımlanan Ahlaki Duygular Teorisi'dir (The Theory of Moral Sentiments). Bu çalışmasında insan davranışlarını yönlendiren ahlaki duyguları ve toplumsal uyumu inceler. Ahlak felsefesi alanındaki bu eser, onun daha sonraki iktisadi görüşlerinin de temelini oluşturur. Smith, ekonomide ve doğal olaylarda bir düzen olduğunu, bu düzenin gözlem ve ahlak hissi ile tespit edilebileceğini savunmuştur. Bu yaklaşımı, onun ekonomik açıklamalarında ahlak felsefesinin etkilerinin yoğun biçimde görülmesine yol açmıştır.
Başyapıtı sayılan ve ilk modern ekonomi çalışması olarak değerlendirilen Yaratılışın Sorgulanması ve Ulusların Zenginliğinin Nedenleri (An Inquiry into the Nature and Causes of the Wealth of Nations) 1776'da yayımlandı. Kısaca Ulusların Zenginliği olarak bilinen bu eserde Smith, mutlak üstünlükler teorisini öne sürmüştür. Kitap, ekonomik sistemlerin işleyişini ve ulusların zenginleşme süreçlerini sistematik biçimde ele alır; bu yönüyle modern iktisat biliminin başlangıç noktalarından biri sayılır.
Smith'in düşüncesinde ahlak felsefesi ile ekonomi iç içe geçmiştir. O, piyasa mekanizmasının ve doğal olayların belirli bir düzen içinde işlediğine inanıyordu. Bu düzenin anlaşılmasında gözlem kadar ahlak duygusunun da rol oynadığını düşünen Smith, bireylerin kendi çıkarlarını gözetirken bile toplumsal faydaya hizmet edebileceği fikrini geliştirmiştir. Bu bakış açısı, daha sonraki iktisat düşüncesi üzerinde derin bir etki yaratmış ve serbest piyasa ekonomisinin teorik temellerini güçlendirmiştir.
Adam Smith'in mirası, yalnızca iktisat biliminin kurumsallaşmasıyla sınırlı kalmamış; ahlak felsefesi, sosyal düzen ve birey-toplum ilişkisi üzerine yürütülen tartışmalara da yön vermiştir. Eserleri, kendisinden sonra gelen kuşaklar tarafından hem birer referans noktası hem de eleştiri zemini olarak kullanılmıştır. Smith, 17 Temmuz 1790'da Edinburgh'da ölmüş ve ardında iktisat ile ahlak felsefesini birleştiren güçlü bir düşünce geleneği bırakmıştır.
Biyografi, Vikipedi ve Wikidata bilgilerinden yararlanılarak yapay zekâ desteğiyle hazırlanmıştır.
Adam Smith sözleri (123)
“Aslında şu ya da bu türden tekel, merkantil sistemin tek motoru gibi görünmektedir.”
“Büyük mülkiyetin bulunduğu yerde, büyük eşitsizlik vardır.”
“Sivil yönetim, mülkiyetin güvenliği için kurulduğu ölçüde, gerçekte zenginin yoksula karşı, ya da bir miktar mülkü olanın hiç mülkü olmayana karşı savunulması için kurulmuştur.”
“Sonradan kazanılmış büyüklük, her yerde kadim büyüklükten daha az saygı görür.”
“Bununla birlikte adalet, hiçbir ülkede gerçekte bedelsiz olarak sağlanmamıştır. Avukatlar ve vekiller, en azından, her zaman taraflarca ödenmek zorundadır; ödenmezlerse, görevlerini hâlihazırda yaptıklarından daha da kötü yaparlar.”
“Bir ana yolun bakımı için alınan geçiş ücretleri, hiçbir güvenlikle özel kişilerin malı haline getirilemez.”
“Hudson Körfezi Şirketi, geçen savaştaki talihsizliklerinden önce, Kraliyet Afrika Şirketi'nden çok daha talihli olmuştu.”
“Özel girişimciler onlarla herhangi bir açık ve adil rekabete girebildiğinde, bir anonim şirketin dış ticaretin herhangi bir dalını başarıyla yürütebilmesi, bütün deneyimlere aykırı görünmektedir.”
“Bu tür [anonim] şirketlerin yöneticileri, kendi paralarından çok başkalarının parasını yönettikleri için, özel bir ortaklıktaki ortakların sık sık kendi paralarını gözettikleri dikkatli özeni göstermeleri beklenemez. Dolayısıyla böyle bir şirketin işlerinde ihmal ve savurganlık az ya da çok her zaman hâkim olacaktır.”
“Bankacılık işinin ilkeleri biraz karmaşık görünse de, uygulama katı kurallara indirgenebilir. Olağanüstü kazanç elde etmeye yönelik bazı cazip spekülasyonlar nedeniyle herhangi bir durumda bu kurallardan sapmak, neredeyse her zaman son derece tehlikelidir ve bunu deneyen bankacılık şirketi için çoğu zaman ölümcüldür.”
“Sigorta işi, özel kişilerin servetlerine büyük bir güvence sağlar ve bir bireyi mahvedecek kaybı çok sayıda kişi arasında bölüştürerek, bu kaybın bütün toplum üzerinde hafif ve kolay taşınabilir olmasını sağlar.”
“İngiltere'de hukuk mesleğindeki başarı, ihtirasın çok büyük hedeflerine götürür; yine de bu ülkede kolay bir servete doğmuş kaç kişi bu meslekte sivrilebilmiştir?”
“Sıradan halkın eğitimi, uygar ve ticari bir toplumda, belki yüksek rütbe ve servet sahibi insanların eğitiminden daha fazla kamunun ilgisini gerektirir.”
“Kamu, çok küçük bir masrafla, halkın neredeyse tamamının eğitimin en temel kısımlarını edinme zorunluluğunu kolaylaştırabilir, teşvik edebilir ve hatta bu zorunluluğu dayatabilir.”
“Korku, neredeyse her durumda kötü bir yönetim aracıdır ve özellikle en küçük bir bağımsızlık iddiası taşıyan hiçbir insan topluluğuna karşı asla kullanılmamalıdır.”
“Küçük bir servete sahip bir adama saygınlık kazandırabilecek tek şey, en örnek alınacak ahlaktan başkası değildir.”
“Faydası toplumun yalnızca bir kesimiyle sınırlı olan bir harcamaya bütün toplumun katkıda bulunması adaletsizdir.”
“Zevk ve ihtişam amaçlı topraklar, parklar, bahçeler, halka açık gezinti alanları vb. — her yerde gelir kaynağı olarak değil, harcama nedeni olarak görülen bu mülkler — büyük ve uygar bir monarşide kraliyete ait olması gereken yegâne topraklar gibi görünmektedir.”
“I. Her devletin tebaası, hükümetin desteklenmesine, mümkün olduğunca kendi güçleri oranında, yani devletin koruması altında elde ettikleri gelir oranında katkıda bulunmalıdır.”
“II. Her bireyin ödemekle yükümlü olduğu vergi belirli olmalıdır, keyfî değil.”
“III. Her vergi, mükellefin ödemesi en uygun olacağı zamanda veya tarzda alınmalıdır.”
“IV. Her vergi, devletin kamu hazinesine getirdiğinin ötesinde, halkın cebinden mümkün olduğunca az para çıkacak ve orada mümkün olduğunca az kalacak şekilde tasarlanmalıdır.”
“Yukarıdaki ilkelerin aşikâr adaleti ve yararlılığı, onları bütün ulusların az ya da çok dikkatine sunmuştur.”
“Ne var ki, imparatorluklar da insanların diğer bütün eserleri gibi şimdiye dek hep ölümlü çıkmış olsa da, her imparatorluk ölümsüzlüğü amaçlar.”
“Yine de her vergi, onu ödeyen kişi için köleliğin değil, özgürlüğün nişanıdır. Vergi, kişinin gerçekten bir hükümete tabi olduğunu gösterir; ama bir mülkü olduğu için, kendisi bir efendinin mülkü olamaz.”
“Bir hükümetin başka bir hükümetten, halkın cebinden para çekme sanatından daha çabuk öğrendiği hiçbir sanat yoktur.”
“Gizli tutulması gerektiği kabul edilen bütün kayıtlar, kesinlikle hiç var olmamalıdır.”
“Kasaplık etin herhangi bir yerde hayatın zorunlu bir ihtiyacı olduğundan gerçekten şüphe edilebilir. Tahıl ve diğer sebzeler, süt, peynir ve tereyağı ya da tereyağının bulunmadığı yerde yağ yardımıyla, deneyimlerden bilindiği üzere, hiçbir kasaplık et olmaksızın en bol, en sağlıklı, en besleyici ve en canlandırıcı beslenmeyi sağlayabilir.”
“Bir işçi o üç yarım peniyi rahatça ayırabiliyorsa bir bardak koyu bira alır. Ayıramıyorsa bir pint ile yetinir ve kazanılan bir kuruş kârdır diye itidali sayesinde bir farthing kazanç sağlar.”
“Kunduz derileri, kunduz yünü ve Senegal zamkı üzerindeki vergiler daha yüksek tutulmuştur; çünkü Büyük Britanya, Kanada ve Senegal'i ele geçirmekle bu malların neredeyse tekelini elde etmiştir.”