Dil üzerine sözler
83 söz.
“Türk milletinin dili Türkçedir. Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk, dilini çok sever ve onu yükseltmek için çalışır… Türk dili Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği sayısız felaketler içinde ahlâkının, geleneklerinin, hatıralarının, çıkarlarının, kısaca bugün kendi milliyetini yapan her şeyin dili sayesinde korunduğunu görüyor. Türk dili Türk milletinin kalbidir, zihnidir.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Türk Tarih ve Dil kurumlarının, Türk millî varlığını aydınlatan çok kıymetli ve önemli birer ilim kurumu mahiyetini aldığını görmek hepimizi sevindirici bir hadisedir. Tarih Kurumu, yaptığı kongre, kurduğu sergi, yurt içindeki kazılar ve ortaya çıkardığı eserlerle şimdiden bütün ilim dünyasına kültürel vazifesini yerine getirmeye başlamış bulunuyor.”
— Mustafa Kemal Atatürk (1881 – 1938)
“Neredeyse doğru sözcük ile doğru sözcük arasındaki fark gerçekten büyük bir meseledir—bu, ateş böceği ile şimşek arasındaki farktır.”
— Mark Twain (1835 – 1910)
“Güçlü bir aracıdır doğru sözcük. Bir kitapta ya da gazetede o yoğun doğru sözcüklerden birine rastladığımızda, ortaya çıkan etki ruhsal olduğu kadar bedenseldir ve elektrik hızındadır.”
— Mark Twain (1835 – 1910)
“"Vinci" diye yazıp "Vinçi" diye telaffuz ediyorlar. Yabancılar her zaman yazdıklarından daha iyi telaffuz ederler.”
— Mark Twain (1835 – 1910)
“Rehberler Amerikan mizahının inceliklerini kavrayamıyor.”
— Mark Twain (1835 – 1910)
“Keşke Avrupa, Rusya'nın Türkiye'yi birazcık yok etmesine izin verse — çok değil, ama bir çubukla ya da dalgıç çanı olmadan yeri tekrar bulunamayacak kadar.”
— Mark Twain (1835 – 1910)
“Yetenekli bir kişi İngilizceyi (yazım ve telaffuz hariç) otuz saatte, Fransızcayı otuz günde, Almancayı ise otuz yılda öğrenmelidir.”
— Mark Twain (1835 – 1910)
“Bir kedinin düzgün gramer kullandığını söyleyebilirsiniz. Evet, kedi kullanır — ama kediyi bir kez heyecanlandırın; geceleyin bir kulübenin üstünde başka bir kediyle tüy yolma kavgasına tutuşsun, öyle bir gramer duyarsınız ki çeneniz kilitlenir. Cahil insanlar kavga eden kedilerin çıkardığı sesin bu kadar sinir bozucu olduğunu sanır, ama öyle değildir; sinir bozan şey kullandıkları o mide bulandırıcı gramerdir.”
— Mark Twain (1835 – 1910)
“Bazı Almanca sözcükler o kadar uzundur ki bir perspektifleri vardır. Şu örneklere bakın:”
— Mark Twain (1835 – 1910)
“Almancada genç bir hanımın cinsiyeti yoktur, oysa bir şalgamın vardır.”
— Mark Twain (1835 – 1910)
“Edebiyatçı Alman bir cümleye daldığında, onu bir daha göremezsiniz; ta ki fiili ağzında, kendi Atlantik'i'nin öteki yakasından çıkıncaya dek.”
— Mark Twain (1835 – 1910)
“İngilizce yazmanın zorluğu beni son derece sıkıyor. Ah, Tanrım! Keşke hep şu güzel Fransa dilini yazabilsek!”
— Charles Dickens (1812 – 1870)
“John Bull adı ve unvanıyla bilinen o gülünç ırk maketini önümüze koyarak, yabancı ulusların bizi yanlış anlamasına yardım etmeye daha ne kadar devam edeceğiz biz İngilizler?”
— Charles Dickens (1812 – 1870)
“"Papa tercih edilir bir hitap biçimidir," diye gözlemledi Bayan General. "Father oldukça kabadır, canım. Üstelik Papa sözcüğü dudaklara hoş bir biçim verir. Papa, patates, piliç, kuru erik ve prizma; hepsi dudaklar için çok iyi sözcüklerdir: özellikle kuru erik ve prizma. Bir tavır oluştururken, topluluk içinde kendinize bazen — örneğin bir odaya girerken — Papa, patates, piliç, kuru erik ve prizma, kuru erik ve prizma derseniz bunun yararını görürsünüz."”
— Charles Dickens (1812 – 1870)
“On vakanın dokuzunda, kamuoyunu etkilemeye çalışan konuşmacı ya da yazar, sakin tartışmadan haksız darbelere indiğinde rakibinden çok kendisine zarar verir. Çinlilerin bu konuda bir hikâyesi vardır — üç ya da dört bin yıllık uygarlığa dayanan bir hikâye: İki Çinli hamal bir kalabalığın ortasında hararetle tartışıyordu. Bir yabancı, hiç yumruk atılmamasına şaştığını söyledi. Çinli arkadaşı cevap verdi: "İlk vuran adam, fikirlerinin tükendiğini kabul etmiş olur."”
— Franklin D. Roosevelt (1882 – 1945)
“Yazı değişmez ve görüşler çoğu zaman yalnızca bunun karşısındaki çaresizliğin bir ifadesidir.”
— Franz Kafka (1883 – 1924)
“Yaşamın görkeminin herkesin çevresinde ve her an bütün doluluğuyla hazır beklediği, ama örtülü, derinde, görünmez, çok uzakta olduğu pekâlâ düşünülebilir. Ama oradadır; düşmanca değil, gönülsüz değil, sağır değil. Onu doğru sözcükle, doğru adıyla çağırırsan gelir. Yaratmayan, çağıran büyünün özü budur.”
— Franz Kafka (1883 – 1924)
“Goethe, yapıtlarının gücüyle Alman dilinin gelişimini olasılıkla geri tutuyor.”
— Franz Kafka (1883 – 1924)
“Açıkçası, makaleye katkıda bulunan birkaç kişinin, düzgün ansiklopedi yazmayı öğrenene kadar klavye başına yaklaşması yasaklanmalı.”
— Jimmy Wales (1966 –)
“Vurgu, konuşmanın ruhudur.”
— Jean-Jacques Rousseau (1712 – 1778)
“Tuhaf bir konuşmacıdır; büyük söylevlerle size hiçbir şey söylememeyi her zaman başarır.”
— Molière (1622 – 1673)
“Düzyazı olmayan her şey nazımdır; nazım olmayan her şey de düzyazıdır.”
— Molière (1622 – 1673)
“Vallahi, kırk yılı aşkın süredir düzyazı konuşuyorum da haberim yokmuş.”
— Molière (1622 – 1673)
“Krallara bile hükmedebilen gramer.”
— Molière (1622 – 1673)
“Her yanı Attika tuzuyla bezenmiş.”
— Molière (1622 – 1673)
“Modern dillere gelince, daha önce de belirttiğim gibi Fransızca vazgeçilmezdir. Ondan sonra İspanyolca bir Amerikalı için en önemlisidir. İspanya ile bağlantımız zaten önemlidir ve her geçen gün daha da önemli hale gelecektir. Ayrıca Amerikan tarihinin eski bölümü esas olarak İspanyolca yazılmıştır.”
— Thomas Jefferson (1743 – 1826)
“Yasalarımız, dilimiz, dinimiz, siyasetimiz ve görgülerimiz İngiliz temellerine öylesine derinden gömülüdür ki, onların tarihini asla kendi tarihimizin bir parçası olarak görmekten vazgeçmeyeceğiz; kendi tarihimizi de onun kaynağı olarak inceleyeceğiz.”
— Thomas Jefferson (1743 – 1826)
“Kelimeler, gerçekliklerinin o keskin dehşeti olmadan zihni etkileme gücüne sahip değildir.”
— Edgar Allan Poe (1809 – 1849)
“Bugünlerde Amerika'yla gerçekten her şeyimiz ortak; dil hariç elbette.”
— Oscar Wilde (1854 – 1900)